Ocak ayında çift çizgiyi görmek isteyenler buraya....


kısss bence 5 şubatı kutla sennohaoldumsmile
 
haklısın walla lapaci zeten bende büyük insanlar fazla samimi olamıyorum
çok nadirdir yani
ama evime karışılınca kendimi asla tutamıyorum arada eşim yiyor benden fırçayı
 
UĞURLU PERŞEMBE LıSTESı (14 OCAK )

1-


---------------------------------------------------------------------------------------------

UĞURLU PERŞEMBE LıSTESı ( 21 OCAK)

1- mugmug
2- gyshnky
3- bitte
 

nikahın 3 şubatta kıyılmış bence 3 şubat. yani aile cüzdanında 3 şubat yazıyor değil mi?
 
6 gün önce oluyo canım çok erken o zaman benim için ben eger kırmızıları görmezsem 28 ocak perşembesine katılırım
 

ben hep erken oluyorum ama ogune gelırseeeem yaparım canlarııım
 
YA BENıM ıÇıMDENDE 3 ŞUBAT GEÇıYO DAHA GÜZEL SÖYLENıYO SANKı BıDE NıKAH CÜZDANI EVET BUNU DÜŞÜNMEMıŞTıM BıZıMKı Bı HıKAYE YA BıDE ıMıM NıKAHI VAR 2 ŞUBATTA ONU YAZMADIM TAM 4 GÜN 4 GECE DÜĞÜN YAPTIK ANLICANIZ..... OYLAMAYA KATILAN HERKESE SONSUZ TEŞEKKÜRLER....... opuyorumnanaktan opuyorumnanaktan opuyorumnanaktan
 

nikahın oldugu günnnnnnnnnnnn
çocuklar sorarmış anne siz 3 şubatta evlenmişsiniz niye 5 şubatta kutluyosunuz :uhm:
o zamanda artık açıklamasını böyle yaparsınız kaydirigubbakcemile3
 
şimdi dolabımı açınca gördüm sizlede paylaşayım...
29 aralık evlilik yıldönümümzdü :asigim: adetimde gecikince tamam dedim hamileyim sanırım =)) gittim bu dvd yi aldım..
--http://www.dr.com.tr/Product.aspx?pid=0000000221076--
birde bebeğim diye bir dvd... evlilik yıldönümümzde kan testi sonucumuda alıp sürpriz yapacaktım.. şu an dolabı bekliyor dvd ler paketlenmiş şekilde =)))
inşallah vereceğim zaman gelecek....
:Saruboceq:
 
UĞURLU PERŞEMBE LıSTESı (14 OCAK )

1-


---------------------------------------------------------------------------------------------

UĞURLU PERŞEMBE LıSTESı ( 21 OCAK)

1- mugmug
2- gyshnky
3-
 

ama nikah 10 dakikada olup bitiyo... ben şahsen bişi anlamıyorum nikahtan... evet diyorsun imza atıyorsun tamam...
bana göre herşeyin başlangıcı düğünün olduğu senin evlendiğini idrak ettiğin ilk dansını ettiğin karşılıklı pasta yenilen gündür =)))
 
evet yaaa nerde bu hamile adayları
?????????????????????????????

kızlar sanırım 14 Ocak perşembe test yapacak kimse yok... bu arada kızlar ben çıkıp hamsi almaya karar verdim... canım çok çekti yemekteyizi izlerken... bizim ana caddede balıkçı var hemen gidip alayım ayıklayayım... bi de salata :) ooohhh doğal folik asit
 
Yazı Hürriyet'ten Pınar Reyhan'a ait.

''Veee yine hamileyim!


Nasıl oldu bilmiyoruz...

Düşünüyoruz, bulamıyoruz...
Doğumdan iki ay sonra kontrolde bir şey yoktu, emzirme sonrası buluşalım diye konuştuk doktorumla... O zaman simir testini de yapacaktık, korunma için ciddi bir uygulama da... Geçen cumartesi, ayın 20’sinde...
Hem alışveriş yapmak hem de uzun süredir soluyamadığım Nişantaşı havası için attım kendimi sokaklara. Bir kuş gibi hafiftim. En sevdiğim kırtasiyeden sarı kurşun kalemlerimi aldım, oğlumun bayıldığı renkli kağıtları ve Banu’cuğumun bir süredir beni bekleyen doğum hediyesini de çantama attım.
Kuaföre girdim, saçlarımı boyattım. Muji’den ofisteki masama minicik bir ahşap çam ağacı da aldım. Karnım çok acıkmıştı, doktor sonrası Kırıntı’ya girerim, bir etli mantarlı dürüm yerim dedim. Amerikan Hastanesi’nin karşı köşesindeki o minik büfe vardır ya, onun üstünde benim doktorumun ofisi. Girerken içeri canım döner de çekti. şimdi buradan da yesem olur dedim. Sonra iç çekerek kapıdan içeri girdim...
Prof. Dr. Rıza Madazlı’ya gittim...
Buluştuk odada. Espriler yapıyoruz, gülüyoruz. Simir testi yapılıyor, ben “Hocam, Bora bana sabah ‘şimdi gidermişsin ve Rıza Abi sana kızım hamilesin, ne bu dermiş’ dedi” diye anlatıyorum sabah yaşadıklarımı. Sonra şaka gerçek oluyor.
Doktorum “Kızım bebek burada” diyor, ben “yok” diyorum. O “Yavrum burada işte” diyor, ben “Yoook ya, yeme beni” diyorum. “Kızım niye dalga geçeyim, baksana oynuyor, olmuş bu” diyor, ben “Hadeee, o benden önceki hastanın videosudur, siz eğleniyorsunuz benimle” diyorum. Artık adam dayanamıyor, “Pınar seni kurcalıyoruz kızım, baksana burada” diyor ve ben kendimi kaybediyorum...
Gördüm!
ıçimde bir bebek vardı, dans ediyordu, dönüyordu. Asıl burası şok: Hem de 13 hafta 1 günlük gözüküyordu...
ışin özü...
şu anda bebeğim 14 haftalık, yani tam 3,5 aylık!
Hiçbir yan etki olmadan, hiçbir şey hissetmeden, hiç anlaşılmadan, migrenim azdı diye ne ağrı kesiciler içtim. Hasta oldum ne antibiyotikler yuttum, sistit oldum küveti kaynar sular ile doldurup içine uzun uzun oturdum. Minik bebişim Kaila Sim için merdivenlerden üçer dörder çıkarak koştum, Emo’cuğumu kucağıma, sırtıma aldım taşıdım, spor yaptım, dev topuklularla gezdim...
Bana mısın demedi bebeğim!
Varlığını hiç çaktırmadı, sinsice bekledi benim yeni miniğim!
şaka gibi ama...
Üçüncü kez anne oluyorum ben aslında...
Tüm bu olay sonrası sakinleşince Rıza Hocam şöyle dedi: “ışte Pınar, örnek olsun bu herkese... ışte böyle bir olay hamilelik, ne yapsan bazı şeylere engel olamıyorsun...”
O gün o kapıdan bir kuş gibi koşarak girmiştim, çıkarken ağırlaşmış, devleşmiştim. Yavaş yürüyordum, ağır taşımıyordum ve çark ettim. Yemin ederim her şey aslında psikolojikmiş, artık bunu bilir bunu söylerim...
Pınar ben...
Çoook şaşkın ama 6 aylık kısa dönem hamilelik yüzünden de sevinçli, 7,5 yaşındaki Emre Berent’in, 5 ay 26 günlük Kaila Sim’in ve göbüşteki 14 haftalık minişin annesi!''
Yani hiç farketmeden de 3.5 aya gelinebiliyormuş :)
 
Kafana takma bak neler oluyor
Biyolojik saat mi
Etraftan gizli bir baskı mı?
Nedir?
Anlaması ve anlatması hiç kolay değil ama bir sabah uyandım ki:
‘‘Aman Tanrım, ben bir kompleks sahibiyim!’
Bir bu eksikti!
Çocuk kompleksi.
Bebek bebek
Benim niye bir bebeğim yok?
Aşık olduğum bir adam var (nerede tahta vuracağım?), güzel bir ilişkim var (nerede tahta vuracağım?), iyi de neden bir bebeğim yok?
Artık zamanımın geldiğine mi inanıyorum, anne olmam gerektiğine mi, yoksa geç kalacağım korkusu mu? Yeryüzünde doğal sayılan bir şeyi kaçıracak mıyım duygusu mu? Kariyer da yaparım çocuk da sloganının 2. bölümünden eksik kalmak istemem ya, acaba o yüzden mi?
Resmen yavaş yavaş takıntı haline geliyor kafamda bu bebek meselesi.
Ben size bir şey söyleyeyim mi, kendin yaşamadığın her şey palavara. Bir sürü insan anlatıyor ya, yok bebeğin kokusu, yok annelik, yok bebek isteği ama başıma gelmeden dinlediklerimden bir şey çıkartabilmem mümkün değilmiş meğer.
Bu çocuk isteği kuvvetli bir şekilde bastırınca kavrıyorum durumu.
Daha önce de hamile kalmışlığım var, ama o zaman ‘‘Zamanı değil’’ demişim, istememişim.
Şimdi istiyorum...
Da...
Bu iş zannedildiği kadar kolay olmuyor. Ya da benim zannettiğim kadar. Doktora ‘‘Benim ne yapmam lazım?’’ diyorum.
‘‘Biyolojik bir rahatsızlığınız yok. Denemeye devam edin’’ diyor
Millet, bu işin ritüelleri olduğunu söylüyor.
Ne kaybederim ki?
Etraftan duyduklarımı uygulamaya başlıyorum.
Bacaklarımı duvara dayadığım ilk ay, hamile kalacağımdan yüzden 100 eminim
Böyle yaparlarmış olurmuş...
Olmuyor.
Gelde takma. Sinir oluyorum.
Ben arızalı mıyım?
Doktora soruyorum.
‘‘Hayır’’ diyor, ‘‘Denemeye devam edin.’’
‘‘Emriniz olur Doktor Bey.’
Devam...
Da...
Tık yok.
Her ay aldığım predüktörün haddi hesabı da yok.
Artık iyice takıntı haline geliyor.
Yürek çarpıntısı haline geliyor.
Afaganlar basıyor:
Neden benim bebeğim olmuyor?
Neden benim bebeğim olmuyor
Neden benim bebeğim olmuyor?
Henüz doğurmamışlar benim bu telaşımı hiçbir şekide anlamıyorlar.
Ya da anlıyorlar; benzer şeyler hissediyorlar, susuyorlar. Deniyorlar deniyorlar, gizliyorlar. Bu çocuk meselesi garip bir mesele, çiftler çocuk sahibi olmak için ne kadar uğraş verdiklerini nedense anlatmaktan hoşlanmıyorlar. Resmen yalan söylüyorlar.
Annem, ablam gibi bütün çocuk doğurmuş kadınlar ise ‘‘Üzülme canım’’ diyorlar, ‘‘Artık her şeyin bir çaresi var.’’
gözlerini benden kaçırarak ekliyorlar: ‘‘Tıbben.’’
ıyice sinirimi bozuyorlar.
Bir de ‘‘Acaba denemekten ipin ucunu mu kaçırıyorsunuz?’’ diyenler çıkıyor.
Çok sevişirsen de olmazmış!
Beni tamamen delirtiyorlar.
Sonunda bir an geliyor ne yalan söyleyeyim usanıyorum, sevişmek dışında her şeyden vaz geçiyorum:
Doktora gitmekten, ona sorular sormaktan, aşılama yöntemini araştırmaktan, kendimi telaşa vermekten, sevgilime hayatı zehir etmekten...
Bu meseleyi rölantiye alıyorum. Rafa kaldırıyorum.
Artık başka bir yaza diyorum..
Ama ben iflah olmaz bir şeyim.
Dakika bir, gol bir!
Acilen kendime başka bir takıntı buluyorum.
Spor!
Bakın, o da çok önemli.
En az bebek kadar.
Hemen Hillside'a başlıyorum, Burçin Hoca'yla tanışıyorum.
Ona açık davranıyorum:
‘‘Benim hayalim fit olmanın ötesi. Ben sizin vücudunuzdan istiyorum!’’
Gülüyor.
‘‘Bir senede sizinkini de yaparız böyle. Ama tabii sürekli gelirseniz...’’ diyor. Gelmez olur muyum?
Madem hamile kalamıyorum...
O zaman sıkı popolu, hafif kaslı, güzel vücutlu bir kadın olurum.
Bunun için uğraşırım.
Allah sizi inandırsın sadece ıstanbul'da değil Dubai'de de spor yapıyorum. LPG'ye gidiyorum.
Ben yavaş yavaş kilo da veriyorum, popoma pareyo bağlamadan ortalıkta salınacak hale geliyorum.
Kısa vadeli başka planlar da yapıyorum.
Ekim ayında bir Hindistan sonra bir Yemen...
Binbir Gece Masalları gibi seyahatler hayal ediyorum...
Ve ve ve..
Bacaklarımı duvara dayamaktan tamamen istifa ediyorum.
Bu kadar lafla kafanızı şişirdim, aslında söylemek istediğim bir cümle: Kafama takmaktan vazgeçtiğim anda hamile kaldım!
HAMıŞ: Şimdi kara kara Burçin Hoca'ya şunu soruyorum. ‘‘Sizin vücudunuzdan vazgeçtim. Karnım dışımda diğer taraflarımın benim eski vücuduma benzeyebilmesi için ne yapmam lazım?’’
Ayşe Arman
Hürriyet
 
Ben geldim....anneme kactım...evde bulanıp
hamıslık fıkrını ıcımden atmak ıcın..
annem ve evdekı kadını hamılesın dıye tutturdular
ay fenalık gecırıcem resmen
aglamak ıstıyorum ya
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…