Peri ve Pidilgayla hamiş kalmayan kalmayacak!!!

Kasım Ayında Perisokonun aşılaması tutar mı?

  • Tutar tutar, spermcanlar yaklaşınca yumoş affetmez!

    OY: 23 100,0%
  • Tutmaz, tutmasada Perisoko üzülmez ki çok.

    OY: 0 0,0%

  • Ankete Katılan
    23
  • Anket Kapalı .
Merak ettigim bisi varr. Ama cok sacmaaa :) hep derker ya kafaya takmadigim ay hamile kaldim diyeee ben bu ay hiiiccc kafaya takmadimmmm yumurtlama donemim bitti artik kafaya takabilir miyim acaba snucta kafaya takmadigim zaman yumurtladim ama suan takiyorum mesela hahahhahhah sacma oldu ebet ama mantikliiiiii
 
Çiftler bir yıl düzenli korunmasız ilişkide bulunmasına rağmen hala bebek sahibi olamıyorsa, mutlaka doktora başvurmalıdır. Doktorun yapacağı ise sebeplerin araştırılması ve probleme göre çiftlere bir tedavi yöntemi önermesidir.

1 yıl düzenli korunmasız ilişkide bulunan çiftlerin bebek sahibi olamamasına kısırlık adı verilir. Bebek isteyen ve korunmayı bırakan çiftler 1 yıl içinde bebek haberi alamamışlarsa, kısırlık tetkiklerine başlamaları gerekir. Genellikle 1 yıl bazı yaş grupları için uzun bir süre olabilir. Özellikle günümüzde kariyer sahibi olabilmek için hem evlilik hem de bebek yapma planlarını ileri yaşlara ertelemiş olan kadınlarda 1 yıl beklemek bile bazen gebelik şanslarını azaltabilir. 1 yıl genellikle 30 yaşından daha genç kadınlar için daha uygun bir süredir. 30’lu yaşlardan sonra bebek sahibi olmaya karar vermiş çiftlerde ise, 6 aylık korunmasız ilişki sonrası gebelik oluşmamışsa öncelikle basit testlerden başlamak için uygun bir süredir. En azından erkekte sperm sayımı ve kadında hormonal testler ile rutin vaginal ultrasonografi ile yumurtalık ve rahimin değerlendirilmesi önemlidir. Var olan sorunların erkenden saptanıp tedavi seçeneklerinin planlanması zaman kazandıracaktır.

Kısırlık nedenlerinin yüzde 30’u kadından, yüzde 30’u erkeğe bağlı nedenler ve yüzde 25 kadarı her iki cinse ait problemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Çiftlerin yüzde 15 kadarında ise hiçbir sebep olmamasına rağmen kısırlık problemi vardır. Bu gruba sebebi açıklanamayan kısırlık tanımı yapılmaktadır.

KADINA AİT NEDENLERVİRÜS
* Hormonal nedenler
* Rahim kanallarında ait sorunlar
* Rahim ile ilgili sorunlar
* Yumurtalıklar ile ilgili sorunlar
* EndometriozisVİRÜS
ana başlıkları altında toplanabilir.

Hormonal nedenler
FSH ve LH hormonlarının yetersiz salgılanması: Kadınlarda yumurtalık faaliyetleri beyinden kontrol edilir. Beyinde bulunan hipofiz bezi ön bölümünden salgılanan FSH, LH adındaki hormonlar yumurtalıkları uyararak yumurta gelişimini temin eder. Gelişen yumurta ile birlikte salgılanan östrojen hormonu da rahim iç zarının gelişimini temin eder. Yumurtlama ile birlikte de progesteron hormonu vücuda salınır ve rahim iç zarı hem östrojen hem de progesteron ile gelişerek embriyo için uygun zemin hazırlar. Doğuştan veya sonradan geçirilen beyin operasyonlarına bağlı FSH ve LH hormonunun yetersiz salınımı yumurtalıklarda gelişimi temin edemez ve yumurtlama olmaz. Tedavisi eksik olan hormonların yerinde konması şeklindedir.

Prolaktin hormonu fazlalığı: Beyin hipofiz ön bölgesinden salgılanan prolaktin hormonu hamilelik ve süt veren annelerde yüksek düzeydedir. Bu durumlar dışında yüksekliği ise yumurtlamayı baskılar. Özellikle göğüs travması, beyin travması ve tiroidin az çalıştığı durumlarda (hipotiroidi) prolaktinin kandaki düzeyi yükselir ve bunun sonucunda kısırlık meydana gelebilir. Ayrıca prolaktin hormonu yüksek düzeylerde iken gebelik oluşmuşsa erken düşük riski de artmaktadır. Kısırlık tetkiklerinde prolaktin yüksek düzeylerde ise tedavi edilmelidir.

FSH hormonun yüksekliği: FSH hormonunun yüksek düzeylerde bulunması yumurtalık rezervinin azaldığını gösteren önemli bir testtir. Özellikle 35’li yaşlarda sonra görülmesi olumsuz bir belirtidir. Maalesef belirli bir tedavisi yoktur. Ultrasonografide yumurtacık varsa yüksek dozda yumurtlama ilaçları ile yumurtlama tedavisi yapılır, ama başarısı oldukça düşüktür.

Diğer hormonal bozukluklar: Kısırlık sadece yumurtalık ve üreme organları ile ilgili hormonal bozukluklarda olmaz. Özellikle tiroit bezinin az çalışması, böbreküstü bezinin fazla çalışması gibi nedenler de kısırlık nedeni olabilir.

Rahim kanallarına ait nedenler
Yumurta ile sperm, yumurtlama zamanında rahim kanalının 1/3 dış bölümünde buluşur ve döllenme meydana gelir. Daha sonra döllenen yumurta gelişmeye devam ederken rahim kanalında geri rahime doğru ilerleyerek rahim iç zarına tutunur. Buna implantasyon adı verilir. Bu olayın gerçekleşebilmesi için kadında en az bir rahim kanalının açık ve işlev görüyor olması gerekir. Rahim kanallarındaki sorunları ortaya çıkarmak için 2 yöntem vardır. Biri rahim filmi (HSG) diğer laparoskopidir. Rahim kanallarında tıkanıklığa neden olan sebepler, geçirilen enfeksiyonlar, karın ameliyatları, endomatriozis ve doğuştan rahim kanallarının yokluğu veya gelişmemesi olabilir.

Rahime ait nedenler
Döllenen yumurta rahim içine geldiğinde burada sağlıklı bir şekilde tutunabilmesi için rahim iç zarının uygun gelişmiş olması gerekir. Özellikle geçirilen kürtajlar ve rahim cerrahisi sonucunda hasar görmüş rahim iç zarındaki yapışıklıklar embriyonun yerleşimini engelleyebilmektedir. Rahimde oluşmuş olan miyomlar da özellikle rahim iç zarında ise veya buraya baskı yapıyorsa kısırlığa neden olabilir. Doğuştan rahim iç zarında bulunan septum adı verilen rahim iç zarındaki perde şeklindeki oluşum da implantasyonu bozan önemli bir faktördür.

Yumurtalıklıklara ait nedenler
Yumurtlama gebelik için en önemli koşullardan biridir. Yumurtlamanın olmaması genellikle yumurtalıkta polikistik over adı verilen durumlarda veya beyinden salgılanan hormonların yetersizliğine veya düzensiz salgılanmasına neden olabilmektedir. Ayrıca tiroit ve diğer salgı bezlerindeki hormonal bozukluklar yumurtlamayı engelleyebilmektedir. Erken menopoz adı verilen ve kesin nedeni belli olmayan bu durumda ise yumurtalıklarda yumurta hücrelerinin erken tükenmesi önemli bir kısırlık nedenidir. Bazı genetik bozukluklarda ise doğuştan yumurtalıklar yoktur veya işlevi yoktur.

Endometriozis
Endometriozis rahim iç zarı dokusunun rahim dışında bulunmasına denir. Bu doku bazen yumurtalıklarda, rahim kanallarında, karın iç zarında bulunabildiği gibi ciltte, bağırsakta ve idrar kesesinde de bulunabilmektedir. Yumurtalıklarda çikolata kisti adı verilen kistin nedenidir. Rahim kanallarında tıkanmaya ve karın içinde yapışıklıklara sebep olan önemli bir hastalıktır. Kısırlık sorunu olan kadınların yaklaşık yüzde 30’unda endometriozis bulunduğu bildirilmektedir. Endometriozisin kesin bir tedavisi yoktur, ancak sebep olduğu soruna yönelik kısırlık tedavi yöntemi kararı verilmektedir.

ERKEĞE AİT KISIRLIK NEDENLERİ
* Sperm sayısının az olması (oligospermi)
* Menide sperm hücresinin olmaması (azospermi)
* Genetik bozukluklar
ana başlıkları altında toplanabilir.

Sperm sayısının az olması (oligospermi)
Erkekte üreme kabiliyeti olan sperm sayısı mililitrede en az 20 milyon olmalıdır. Bu sayının en azından yarısının hareketli olması beklenmektedir. Sayı ve hareket kadar var olan sperm hücrelerinin yapısal olarak normal olması da çok önemlidir. Sperm sayısının bu ölçülerin altında olmasına oligospermi adı verilir. Hormonal nedenler olabildiği gibi sperm yollarındaki bazı problemler de oligospermiye neden olabilmektedir. Sperm sayısındaki problemin ağırlığına göre aşılama veya tüp bebek tedavi alternatifi olarak sunulmaktadır.

Menide sperm hücresinin olmaması
Genellikle doğuştan veya sonradan meydana gelebilmektedir. Mikroenjeksiyon işlemi öncesi maalesef bu erkeklerin bebek sahibi olma şansı yoktu. Günümüzde ise Mikro TESE işlemi ile önemli oranda sperm bulunma şansı artmıştır.

Genetik bozukluklar
Doğuştan kromozom bozuklukları olan erkeklerde sperm azlığı veya yokluğu saptanır.
Önümüzdeki yazıda bahsedilen sorunların tanısına yönelik neler yapabiliriz, yapılan testlerin anlamları nelerdir ve hangi test en doğru ne zaman yapılmalı vb konularda bilgi vereceğim.

Sağlıklı ve mutlu günler geçirmeniz dileğiyle...
Arkadaşına GönderYazdırBaşa DönGeri Dön
 
İçinde yeni bir hayatın filizlendiğini hissetmek, kendi canınla ve kanınla onu beslediğini bilmek sadece biz kadınlara mahsus çok özel bir duygudur ve hamilelik kendimizi çok özel hissettiğimiz bir dönemdir. Belki de bu yüzden çevremizden daha fazla ilgi ve ihtimam bekleriz, hormonal bazı değişiklikler nedeniyle de çok karmaşık duyguları bir arada yaşarız. 9 ay 10 gün boyunca anne adayının psikolojisi ile ilgili değişimleri, yaşanan sıkıntıları ve çözüm yollarını Psikiyatrist Berfu Akbaş anlatıyor…


Her kadının hamileliğe bakışı farklıdır. Kimilerimiz daha ilk aylarda hemen hamile kıyafetleri giymeye başlar, kimilerimiz ise son aylara kadar eski kıyafetlerinde kalmaya çalışır. Ancak, genel anlamda hamilelik süresince anne adayının kendini psikolojik olarak iyi hissetmesi gerek kendi sağlığı, gerek gebeliğinin seyri ve gerekse doğacak bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir. Stresli bir anne adayında rastlayabileceğimiz düzensiz beslenme, uyku bozuklukları, sigara ya da alkol kullanımı gibi faktörlerin erken doğuma ya da bebeğin doğum kilosunun düşük olmasına sebep olduğu bilinmektedir.

İstenen bir hamileliğin başlangıcında hem anne hem de baba adayı kendisini heyecanlı, mutlu ve güçlü hisseder. Erkek bir kadını hamile bırakabilme yeteneğini göstermiş ve iktidarını perçinlemiş, kadın da en temel anlamda dişiliğini ve doğurganlığını kanıtlamıştır. Her iki tarafın da kendilerine olan güvenleri artar. Ancak gebelik ilerledikçe ve hayatlarının nasıl bir değişikliğe uğrayacağını idrak etmeye başladıklarında, çiftler farklı duyguları da bir arada yaşamaya başlar. Bu son derece doğal bir tepkidir ve çoğu insan bu bedensel ve psikolojik değişikliklere adapte olup, etkili başa çıkma stratejileri geliştirebilir.

TEBRİKLER, ANNE-BABA OLUYORSUNUZ!
Gebelik aslında iki boyutlu bir süreçtir. Fiziksel gebeliğin yanında bir de psikolojik gebelik yaşanır. Çünkü dünyaya sadece bir bebek değil, bir anne ve bir baba da gelecektir.
VİRÜSEvlilik hayatındaki roller de değişecektir. Bundan sonra sadece karı-koca değil, anne-karı ve baba-koca olunacaktır. Hayat tarzı, arkadaşlar ve akrabalarla olan ilişkilerde ve iş yaşamındaVİRÜS değişiklikler olacaktır. Her iki ebeveynin de bu konularda endişe duymaları ve yeterliliklerini sınamaları doğaldır. Burada önemli olan; eşlerin bu duygu, düşünce ve tedirginlikleri paylaşmalarıdır. Aksi takdirde, bir taraf kendini yalnız ve yardımsız hissedebilir ve olumsuz tutumlar ortaya çıkabilir.

Evliliğin temel taşlarından olan cinsel hayat da hamilelik süreci ve sonrasından etkilenecektir. Kimi kadınlar hamilelik döneminde o bölgedeki kan akımının artmasına bağlı olarak, kimileri ise artık gebe kalma endişesi ortadan kalktığı için daha istekli olabilir. Bazıları ise yüksek östrojen seviyesinin etkisiyle ya da kendini çekici bulmama ve bebeğe bir zarar verme korkusu gibi nedenlerle daha isteksiz olabilirler. Kimi erkekler ise hamile kadınları kutsal sayarak cinsel ilişkiye girilmemesi gerektiğini düşünebilir ya da yine bebeğe zarar verme endişesiyle cinsel ilişkiden kaçınabilirler. Doktorlar ise, ortada bir sağlık sorunu yoksa son aylara kadar cinsel ilişkiyi yasaklamamaktadır.

KADININ OLGUNLAŞMA DÖNEMİ
Psikolojik olarak sağlıklı kadınlar, hamileliği genellikle bir kendini gerçekleştirme olarak değerlendirirler. Gebelik hayatın devamını sağlayan çok önemli bir yetenektir, maneviyatının büyüklüğünün yanında fiziksel yükü de ağırdır. Bir çok kadın hamileyken kendini daha iyi tanıdığını, bir anlamda “kendini bulduğunu” söyler. Bu bir olgunlaşma dönemidir, eşimizle olan ilişkimiz, annemizle olan ilişkimiz, kendimizle ilgili düşüncelerimiz, hayattan ne beklediğimiz gibi konular sık sık masaya yatırılıp incelenir.

ANNEMİZLE İLİŞKİMİZİN ÖNEMİ BÜYÜK!
Gelişimimizin erken dönemlerinde annemizden uzaklaşmaya başlayıp kendi kimliğimizi ortaya koyduğumuz bir dönem vardır. Bu dönemi nasıl geçirdiğimiz, kendi annelik yeteneklerimiz için çok önemlidir. Eğer bir kadının annesi iyi bir model olamamışsa, bu kadının kendi anneliği ile ilgili şüpheleri ve güvensizliğinin olması da muhtemeldir. Erken gebelikteki belirsiz korkuların çoğunun altında kendi annemizle olan ilişkimiz yatar.

Gebeliğin erken dönemlerinde ilgi ve dikkat daha çok bedensel değişiklikler üzerindedir. Hormonlardaki belirgin değişikliklere bağlı olarak memelerde hassasiyet, bulantı ve kusmalar, sürekli uyku isteği, halsizlik, duygusal dalgalanmalar anne adayının ilk etapta adapte olması gereken konulardır. Bu dönemde anne adayının bir diğer sıkıntısı ise, düşük yapma korkusudur. Bu nedenle hamileliklerini sevdiklerine haber verip vermeme konusunda bir takım kararsızlıklar yaşanabilir.

EN KEYİFLİ DÖNEM…
İkinci üç ay anne adayı için en keyifli dönemdir. Anne adayının genel sağlığı düzelmiştir, daha enerjiktir, en önemlisi hamile gibi görünmeye başlamıştır. Bu dönemde ilgi daha ziyade, bebeğin odası ve ihtiyaçları gibi konulara kaymaya başlar. Hayvanlarda da gebelik boyunca yuva yapma gibi hazırlıkların olması bu olayın da biyolojik temelleri olduğunu düşündürür. Aynı zamanda maddi durum, doğum öncesi ve sonrası iş yaşamıyla ilgili değerlendirmelere de bu dönemde başlanır. Bu dönemin en keyifli yanı bebeğin hareketlerinin hissedilmeye başlanmasıdır. Bebeğe karşı psikolojik bağlanma başlamıştır ve bebeğin hayali bir resmi kafamızda oluşur. Daha doğmadan bebeğimize bir kişilik ve kimlik yakıştırırız, içimizde büyüttüğümüz bu küçük canlı artık bizim ümitlerimizi ve korkularımızı yansıttığımız bir ekran gibidir. Çoğu anne doğmamış bebeğiyle konuşur, bu konuşmaların anne-bebek ilişkisinin yerleşmesine ve annenin sağlıklı bir hamilelik geçirmesi için (örneğin; sigarayı ya da aşırı kahve içmeyi bırakmak gibi çabalar içine girmesine) yardımcı olduğu saptanmıştır.

DOKTORUNUZLA KURDUĞUNUZ GÜVEN İLİŞKİSİVİRÜS ÖNEMLİ!
Son üç aya girildiğinde fiziksel sıkıntılar yeniden ön plana çıkar. Vücudun hemen bütün sistemleri bundan etkilenir. Sırt ve bacak ağrıları, varisler, solunum sıkıntıları, kalpte üfürüm, mide yanmaları ve hazımsızlık, kabızlık gibi problemler nedeniyle anne zor günler yaşar. Doktorun üzerine düşen, bu sıkıntıların doğum sonrasında geçeceğini açıklayarak anneyi rahatlatmak olmalıdır. Bu dönemde annenin doğumla ilgili korkuları da belirginleşir. Büyük gün gitgide yaklaşmaktadır. Hem bebek için sağlıklı olan, aynı zamanda kendisinin de en az acı ve sıkıntıyla karşılaşacağı doğum yöntemi, hastane seçimi, acil bir durum başgösterdiğinde hastaneye ya da doktoruna ulaşamama gibi endişeler anne adayının kafasını en fazla meşgul eden konulardır. Aynı zamanda, bu dönemde ebeveynler bebeğin sağlığıyla ilgili yoğun endişeler yaşayabilirler ve bunların çoğunu sözel olarak ifade edemezler. Bu nedenlerle anne adayının doktorunun tecrübesine, bilgisine ve belki de en önemlisi ilgisine güven duyması çok önemlidir.

İSTENMEYEN HAMİLELİKLERDE…
Yukarıda bahsettiğimiz konular normal seyrinde giden bir hamilelik sürecinde karşılaşılan durumları açıklamaktadır. Oysa, bir hamileliğin birçok farklı özelliği olabilir. Örneğin; hamileliğin dramatik, duygusal ve psikolojik özellikleri olsa da, altta yatan başka bir neden yoksa ruhsal sıkıntılara karşı koruyucu bir özelliği vardır. Örneğin; gebelik intihara karşı koruyucu bir dönemdir. Tabii ki bu durum istenen gebelikler için geçerlidir. Özellikle ülkemizde sıklıkla karşılaştığımız çok genç yaşta, hatta ensest ya da tecavüz sonucu gelişen hamileliklerde bu durum tam tersi şeklinde gelişebilir. Çaresizlik içindeki anne adayı, ya bebeği uygunsuz şartlarda düşürmeye çalışarak kendi canını tehlikeye atmakta ya da intiharı seçerek hayatına son vermektedir.

Başka bir konu da kısırlık tedavisi sonucu ya da tüp bebek yöntemiyle oluşan gebeliklerdir. Bu anne adaylarında da genellikle endişe, heyecan ve stres düzeyi yüksektir. Çok zor elde ettikleri bu başarıyı kaybetme korkusuyla yaşarlar ve genellikle hayatlarını normal seyrinde devam ettiremezler; fiziksel aktivitelerini kısıtlarlar, fazla titiz ve evhamlı olurlar ve çevrelerinden daha fazla ilgi bekleyebilirler. Bu durum, ikili ilişkilerde ve sosyal hayatta bir takım sorunlara yol açabilir. Bu anne adaylarının psikolojik destek görmezlerse, doğum sonrasında ve gelecekte çocuklarıyla ilgili problemler yaşamaları da muhtemeldir.

VE SONUDž
Sonuç olarak ebeveynlik; son derece mutluluk verici, tatmin edici ve ödüllendirici bir olay olmasına rağmen çok büyük bir sorumluluktur. Bir miktar kaygı ve endişe duymak normaldir, çünkü böylece dikkatimizi ve enerjimizi önemli sorumluluklar üzerinde yoğunlaştırabiliriz. Asıl önemli olan nokta, ebeveynlerin kendilerini anne-baba olmanın sonsuz keyfiyle ilgili fantazilere fazlaca kaptırmayıp; bir çocuk yetiştirmenin günlük, sıradan ve sıkıcı gerçeklerine de uyum sağlamaya hazırlamalarıdır.
 
İçinde yeni bir hayatın filizlendiğini hissetmek, kendi canınla ve kanınla onu beslediğini bilmek sadece biz kadınlara mahsus çok özel bir duygudur ve hamilelik kendimizi çok özel hissettiğimiz bir dönemdir. Belki de bu yüzden çevremizden daha fazla ilgi ve ihtimam bekleriz, hormonal bazı değişiklikler nedeniyle de çok karmaşık duyguları bir arada yaşarız. 9 ay 10 gün boyunca anne adayının psikolojisi ile ilgili değişimleri, yaşanan sıkıntıları ve çözüm yollarını Psikiyatrist Berfu Akbaş anlatıyor…


Her kadının hamileliğe bakışı farklıdır. Kimilerimiz daha ilk aylarda hemen hamile kıyafetleri giymeye başlar, kimilerimiz ise son aylara kadar eski kıyafetlerinde kalmaya çalışır. Ancak, genel anlamda hamilelik süresince anne adayının kendini psikolojik olarak iyi hissetmesi gerek kendi sağlığı, gerek gebeliğinin seyri ve gerekse doğacak bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir. Stresli bir anne adayında rastlayabileceğimiz düzensiz beslenme, uyku bozuklukları, sigara ya da alkol kullanımı gibi faktörlerin erken doğuma ya da bebeğin doğum kilosunun düşük olmasına sebep olduğu bilinmektedir.

İstenen bir hamileliğin başlangıcında hem anne hem de baba adayı kendisini heyecanlı, mutlu ve güçlü hisseder. Erkek bir kadını hamile bırakabilme yeteneğini göstermiş ve iktidarını perçinlemiş, kadın da en temel anlamda dişiliğini ve doğurganlığını kanıtlamıştır. Her iki tarafın da kendilerine olan güvenleri artar. Ancak gebelik ilerledikçe ve hayatlarının nasıl bir değişikliğe uğrayacağını idrak etmeye başladıklarında, çiftler farklı duyguları da bir arada yaşamaya başlar. Bu son derece doğal bir tepkidir ve çoğu insan bu bedensel ve psikolojik değişikliklere adapte olup, etkili başa çıkma stratejileri geliştirebilir.

TEBRİKLER, ANNE-BABA OLUYORSUNUZ!
Gebelik aslında iki boyutlu bir süreçtir. Fiziksel gebeliğin yanında bir de psikolojik gebelik yaşanır. Çünkü dünyaya sadece bir bebek değil, bir anne ve bir baba da gelecektir.
VİRÜSEvlilik hayatındaki roller de değişecektir. Bundan sonra sadece karı-koca değil, anne-karı ve baba-koca olunacaktır. Hayat tarzı, arkadaşlar ve akrabalarla olan ilişkilerde ve iş yaşamındaVİRÜS değişiklikler olacaktır. Her iki ebeveynin de bu konularda endişe duymaları ve yeterliliklerini sınamaları doğaldır. Burada önemli olan; eşlerin bu duygu, düşünce ve tedirginlikleri paylaşmalarıdır. Aksi takdirde, bir taraf kendini yalnız ve yardımsız hissedebilir ve olumsuz tutumlar ortaya çıkabilir.

Evliliğin temel taşlarından olan cinsel hayat da hamilelik süreci ve sonrasından etkilenecektir. Kimi kadınlar hamilelik döneminde o bölgedeki kan akımının artmasına bağlı olarak, kimileri ise artık gebe kalma endişesi ortadan kalktığı için daha istekli olabilir. Bazıları ise yüksek östrojen seviyesinin etkisiyle ya da kendini çekici bulmama ve bebeğe bir zarar verme korkusu gibi nedenlerle daha isteksiz olabilirler. Kimi erkekler ise hamile kadınları kutsal sayarak cinsel ilişkiye girilmemesi gerektiğini düşünebilir ya da yine bebeğe zarar verme endişesiyle cinsel ilişkiden kaçınabilirler. Doktorlar ise, ortada bir sağlık sorunu yoksa son aylara kadar cinsel ilişkiyi yasaklamamaktadır.

KADININ OLGUNLAŞMA DÖNEMİ
Psikolojik olarak sağlıklı kadınlar, hamileliği genellikle bir kendini gerçekleştirme olarak değerlendirirler. Gebelik hayatın devamını sağlayan çok önemli bir yetenektir, maneviyatının büyüklüğünün yanında fiziksel yükü de ağırdır. Bir çok kadın hamileyken kendini daha iyi tanıdığını, bir anlamda “kendini bulduğunu” söyler. Bu bir olgunlaşma dönemidir, eşimizle olan ilişkimiz, annemizle olan ilişkimiz, kendimizle ilgili düşüncelerimiz, hayattan ne beklediğimiz gibi konular sık sık masaya yatırılıp incelenir.

ANNEMİZLE İLİŞKİMİZİN ÖNEMİ BÜYÜK!
Gelişimimizin erken dönemlerinde annemizden uzaklaşmaya başlayıp kendi kimliğimizi ortaya koyduğumuz bir dönem vardır. Bu dönemi nasıl geçirdiğimiz, kendi annelik yeteneklerimiz için çok önemlidir. Eğer bir kadının annesi iyi bir model olamamışsa, bu kadının kendi anneliği ile ilgili şüpheleri ve güvensizliğinin olması da muhtemeldir. Erken gebelikteki belirsiz korkuların çoğunun altında kendi annemizle olan ilişkimiz yatar.

Gebeliğin erken dönemlerinde ilgi ve dikkat daha çok bedensel değişiklikler üzerindedir. Hormonlardaki belirgin değişikliklere bağlı olarak memelerde hassasiyet, bulantı ve kusmalar, sürekli uyku isteği, halsizlik, duygusal dalgalanmalar anne adayının ilk etapta adapte olması gereken konulardır. Bu dönemde anne adayının bir diğer sıkıntısı ise, düşük yapma korkusudur. Bu nedenle hamileliklerini sevdiklerine haber verip vermeme konusunda bir takım kararsızlıklar yaşanabilir.

EN KEYİFLİ DÖNEM…
İkinci üç ay anne adayı için en keyifli dönemdir. Anne adayının genel sağlığı düzelmiştir, daha enerjiktir, en önemlisi hamile gibi görünmeye başlamıştır. Bu dönemde ilgi daha ziyade, bebeğin odası ve ihtiyaçları gibi konulara kaymaya başlar. Hayvanlarda da gebelik boyunca yuva yapma gibi hazırlıkların olması bu olayın da biyolojik temelleri olduğunu düşündürür. Aynı zamanda maddi durum, doğum öncesi ve sonrası iş yaşamıyla ilgili değerlendirmelere de bu dönemde başlanır. Bu dönemin en keyifli yanı bebeğin hareketlerinin hissedilmeye başlanmasıdır. Bebeğe karşı psikolojik bağlanma başlamıştır ve bebeğin hayali bir resmi kafamızda oluşur. Daha doğmadan bebeğimize bir kişilik ve kimlik yakıştırırız, içimizde büyüttüğümüz bu küçük canlı artık bizim ümitlerimizi ve korkularımızı yansıttığımız bir ekran gibidir. Çoğu anne doğmamış bebeğiyle konuşur, bu konuşmaların anne-bebek ilişkisinin yerleşmesine ve annenin sağlıklı bir hamilelik geçirmesi için (örneğin; sigarayı ya da aşırı kahve içmeyi bırakmak gibi çabalar içine girmesine) yardımcı olduğu saptanmıştır.

DOKTORUNUZLA KURDUĞUNUZ GÜVEN İLİŞKİSİVİRÜS ÖNEMLİ!
Son üç aya girildiğinde fiziksel sıkıntılar yeniden ön plana çıkar. Vücudun hemen bütün sistemleri bundan etkilenir. Sırt ve bacak ağrıları, varisler, solunum sıkıntıları, kalpte üfürüm, mide yanmaları ve hazımsızlık, kabızlık gibi problemler nedeniyle anne zor günler yaşar. Doktorun üzerine düşen, bu sıkıntıların doğum sonrasında geçeceğini açıklayarak anneyi rahatlatmak olmalıdır. Bu dönemde annenin doğumla ilgili korkuları da belirginleşir. Büyük gün gitgide yaklaşmaktadır. Hem bebek için sağlıklı olan, aynı zamanda kendisinin de en az acı ve sıkıntıyla karşılaşacağı doğum yöntemi, hastane seçimi, acil bir durum başgösterdiğinde hastaneye ya da doktoruna ulaşamama gibi endişeler anne adayının kafasını en fazla meşgul eden konulardır. Aynı zamanda, bu dönemde ebeveynler bebeğin sağlığıyla ilgili yoğun endişeler yaşayabilirler ve bunların çoğunu sözel olarak ifade edemezler. Bu nedenlerle anne adayının doktorunun tecrübesine, bilgisine ve belki de en önemlisi ilgisine güven duyması çok önemlidir.

İSTENMEYEN HAMİLELİKLERDE…
Yukarıda bahsettiğimiz konular normal seyrinde giden bir hamilelik sürecinde karşılaşılan durumları açıklamaktadır. Oysa, bir hamileliğin birçok farklı özelliği olabilir. Örneğin; hamileliğin dramatik, duygusal ve psikolojik özellikleri olsa da, altta yatan başka bir neden yoksa ruhsal sıkıntılara karşı koruyucu bir özelliği vardır. Örneğin; gebelik intihara karşı koruyucu bir dönemdir. Tabii ki bu durum istenen gebelikler için geçerlidir. Özellikle ülkemizde sıklıkla karşılaştığımız çok genç yaşta, hatta ensest ya da tecavüz sonucu gelişen hamileliklerde bu durum tam tersi şeklinde gelişebilir. Çaresizlik içindeki anne adayı, ya bebeği uygunsuz şartlarda düşürmeye çalışarak kendi canını tehlikeye atmakta ya da intiharı seçerek hayatına son vermektedir.

Başka bir konu da kısırlık tedavisi sonucu ya da tüp bebek yöntemiyle oluşan gebeliklerdir. Bu anne adaylarında da genellikle endişe, heyecan ve stres düzeyi yüksektir. Çok zor elde ettikleri bu başarıyı kaybetme korkusuyla yaşarlar ve genellikle hayatlarını normal seyrinde devam ettiremezler; fiziksel aktivitelerini kısıtlarlar, fazla titiz ve evhamlı olurlar ve çevrelerinden daha fazla ilgi bekleyebilirler. Bu durum, ikili ilişkilerde ve sosyal hayatta bir takım sorunlara yol açabilir. Bu anne adaylarının psikolojik destek görmezlerse, doğum sonrasında ve gelecekte çocuklarıyla ilgili problemler yaşamaları da muhtemeldir.

VE SONUDž
Sonuç olarak ebeveynlik; son derece mutluluk verici, tatmin edici ve ödüllendirici bir olay olmasına rağmen çok büyük bir sorumluluktur. Bir miktar kaygı ve endişe duymak normaldir, çünkü böylece dikkatimizi ve enerjimizi önemli sorumluluklar üzerinde yoğunlaştırabiliriz. Asıl önemli olan nokta, ebeveynlerin kendilerini anne-baba olmanın sonsuz keyfiyle ilgili fantazilere fazlaca kaptırmayıp; bir çocuk yetiştirmenin günlük, sıradan ve sıkıcı gerçeklerine de uyum sağlamaya hazırlamalarıdır.
 
İçinde yeni bir hayatın filizlendiğini hissetmek, kendi canınla ve kanınla onu beslediğini bilmek sadece biz kadınlara mahsus çok özel bir duygudur ve hamilelik kendimizi çok özel hissettiğimiz bir dönemdir. Belki de bu yüzden çevremizden daha fazla ilgi ve ihtimam bekleriz, hormonal bazı değişiklikler nedeniyle de çok karmaşık duyguları bir arada yaşarız. 9 ay 10 gün boyunca anne adayının psikolojisi ile ilgili değişimleri, yaşanan sıkıntıları ve çözüm yollarını Psikiyatrist Berfu Akbaş anlatıyor…


Her kadının hamileliğe bakışı farklıdır. Kimilerimiz daha ilk aylarda hemen hamile kıyafetleri giymeye başlar, kimilerimiz ise son aylara kadar eski kıyafetlerinde kalmaya çalışır. Ancak, genel anlamda hamilelik süresince anne adayının kendini psikolojik olarak iyi hissetmesi gerek kendi sağlığı, gerek gebeliğinin seyri ve gerekse doğacak bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir. Stresli bir anne adayında rastlayabileceğimiz düzensiz beslenme, uyku bozuklukları, sigara ya da alkol kullanımı gibi faktörlerin erken doğuma ya da bebeğin doğum kilosunun düşük olmasına sebep olduğu bilinmektedir.

İstenen bir hamileliğin başlangıcında hem anne hem de baba adayı kendisini heyecanlı, mutlu ve güçlü hisseder. Erkek bir kadını hamile bırakabilme yeteneğini göstermiş ve iktidarını perçinlemiş, kadın da en temel anlamda dişiliğini ve doğurganlığını kanıtlamıştır. Her iki tarafın da kendilerine olan güvenleri artar. Ancak gebelik ilerledikçe ve hayatlarının nasıl bir değişikliğe uğrayacağını idrak etmeye başladıklarında, çiftler farklı duyguları da bir arada yaşamaya başlar. Bu son derece doğal bir tepkidir ve çoğu insan bu bedensel ve psikolojik değişikliklere adapte olup, etkili başa çıkma stratejileri geliştirebilir.

TEBRİKLER, ANNE-BABA OLUYORSUNUZ!
Gebelik aslında iki boyutlu bir süreçtir. Fiziksel gebeliğin yanında bir de psikolojik gebelik yaşanır. Çünkü dünyaya sadece bir bebek değil, bir anne ve bir baba da gelecektir.
VİRÜSEvlilik hayatındaki roller de değişecektir. Bundan sonra sadece karı-koca değil, anne-karı ve baba-koca olunacaktır. Hayat tarzı, arkadaşlar ve akrabalarla olan ilişkilerde ve iş yaşamındaVİRÜS değişiklikler olacaktır. Her iki ebeveynin de bu konularda endişe duymaları ve yeterliliklerini sınamaları doğaldır. Burada önemli olan; eşlerin bu duygu, düşünce ve tedirginlikleri paylaşmalarıdır. Aksi takdirde, bir taraf kendini yalnız ve yardımsız hissedebilir ve olumsuz tutumlar ortaya çıkabilir.

Evliliğin temel taşlarından olan cinsel hayat da hamilelik süreci ve sonrasından etkilenecektir. Kimi kadınlar hamilelik döneminde o bölgedeki kan akımının artmasına bağlı olarak, kimileri ise artık gebe kalma endişesi ortadan kalktığı için daha istekli olabilir. Bazıları ise yüksek östrojen seviyesinin etkisiyle ya da kendini çekici bulmama ve bebeğe bir zarar verme korkusu gibi nedenlerle daha isteksiz olabilirler. Kimi erkekler ise hamile kadınları kutsal sayarak cinsel ilişkiye girilmemesi gerektiğini düşünebilir ya da yine bebeğe zarar verme endişesiyle cinsel ilişkiden kaçınabilirler. Doktorlar ise, ortada bir sağlık sorunu yoksa son aylara kadar cinsel ilişkiyi yasaklamamaktadır.

KADININ OLGUNLAŞMA DÖNEMİ
Psikolojik olarak sağlıklı kadınlar, hamileliği genellikle bir kendini gerçekleştirme olarak değerlendirirler. Gebelik hayatın devamını sağlayan çok önemli bir yetenektir, maneviyatının büyüklüğünün yanında fiziksel yükü de ağırdır. Bir çok kadın hamileyken kendini daha iyi tanıdığını, bir anlamda “kendini bulduğunu” söyler. Bu bir olgunlaşma dönemidir, eşimizle olan ilişkimiz, annemizle olan ilişkimiz, kendimizle ilgili düşüncelerimiz, hayattan ne beklediğimiz gibi konular sık sık masaya yatırılıp incelenir.

ANNEMİZLE İLİŞKİMİZİN ÖNEMİ BÜYÜK!
Gelişimimizin erken dönemlerinde annemizden uzaklaşmaya başlayıp kendi kimliğimizi ortaya koyduğumuz bir dönem vardır. Bu dönemi nasıl geçirdiğimiz, kendi annelik yeteneklerimiz için çok önemlidir. Eğer bir kadının annesi iyi bir model olamamışsa, bu kadının kendi anneliği ile ilgili şüpheleri ve güvensizliğinin olması da muhtemeldir. Erken gebelikteki belirsiz korkuların çoğunun altında kendi annemizle olan ilişkimiz yatar.

Gebeliğin erken dönemlerinde ilgi ve dikkat daha çok bedensel değişiklikler üzerindedir. Hormonlardaki belirgin değişikliklere bağlı olarak memelerde hassasiyet, bulantı ve kusmalar, sürekli uyku isteği, halsizlik, duygusal dalgalanmalar anne adayının ilk etapta adapte olması gereken konulardır. Bu dönemde anne adayının bir diğer sıkıntısı ise, düşük yapma korkusudur. Bu nedenle hamileliklerini sevdiklerine haber verip vermeme konusunda bir takım kararsızlıklar yaşanabilir.

EN KEYİFLİ DÖNEM…
İkinci üç ay anne adayı için en keyifli dönemdir. Anne adayının genel sağlığı düzelmiştir, daha enerjiktir, en önemlisi hamile gibi görünmeye başlamıştır. Bu dönemde ilgi daha ziyade, bebeğin odası ve ihtiyaçları gibi konulara kaymaya başlar. Hayvanlarda da gebelik boyunca yuva yapma gibi hazırlıkların olması bu olayın da biyolojik temelleri olduğunu düşündürür. Aynı zamanda maddi durum, doğum öncesi ve sonrası iş yaşamıyla ilgili değerlendirmelere de bu dönemde başlanır. Bu dönemin en keyifli yanı bebeğin hareketlerinin hissedilmeye başlanmasıdır. Bebeğe karşı psikolojik bağlanma başlamıştır ve bebeğin hayali bir resmi kafamızda oluşur. Daha doğmadan bebeğimize bir kişilik ve kimlik yakıştırırız, içimizde büyüttüğümüz bu küçük canlı artık bizim ümitlerimizi ve korkularımızı yansıttığımız bir ekran gibidir. Çoğu anne doğmamış bebeğiyle konuşur, bu konuşmaların anne-bebek ilişkisinin yerleşmesine ve annenin sağlıklı bir hamilelik geçirmesi için (örneğin; sigarayı ya da aşırı kahve içmeyi bırakmak gibi çabalar içine girmesine) yardımcı olduğu saptanmıştır.

DOKTORUNUZLA KURDUĞUNUZ GÜVEN İLİŞKİSİVİRÜS ÖNEMLİ!
Son üç aya girildiğinde fiziksel sıkıntılar yeniden ön plana çıkar. Vücudun hemen bütün sistemleri bundan etkilenir. Sırt ve bacak ağrıları, varisler, solunum sıkıntıları, kalpte üfürüm, mide yanmaları ve hazımsızlık, kabızlık gibi problemler nedeniyle anne zor günler yaşar. Doktorun üzerine düşen, bu sıkıntıların doğum sonrasında geçeceğini açıklayarak anneyi rahatlatmak olmalıdır. Bu dönemde annenin doğumla ilgili korkuları da belirginleşir. Büyük gün gitgide yaklaşmaktadır. Hem bebek için sağlıklı olan, aynı zamanda kendisinin de en az acı ve sıkıntıyla karşılaşacağı doğum yöntemi, hastane seçimi, acil bir durum başgösterdiğinde hastaneye ya da doktoruna ulaşamama gibi endişeler anne adayının kafasını en fazla meşgul eden konulardır. Aynı zamanda, bu dönemde ebeveynler bebeğin sağlığıyla ilgili yoğun endişeler yaşayabilirler ve bunların çoğunu sözel olarak ifade edemezler. Bu nedenlerle anne adayının doktorunun tecrübesine, bilgisine ve belki de en önemlisi ilgisine güven duyması çok önemlidir.

İSTENMEYEN HAMİLELİKLERDE…
Yukarıda bahsettiğimiz konular normal seyrinde giden bir hamilelik sürecinde karşılaşılan durumları açıklamaktadır. Oysa, bir hamileliğin birçok farklı özelliği olabilir. Örneğin; hamileliğin dramatik, duygusal ve psikolojik özellikleri olsa da, altta yatan başka bir neden yoksa ruhsal sıkıntılara karşı koruyucu bir özelliği vardır. Örneğin; gebelik intihara karşı koruyucu bir dönemdir. Tabii ki bu durum istenen gebelikler için geçerlidir. Özellikle ülkemizde sıklıkla karşılaştığımız çok genç yaşta, hatta ensest ya da tecavüz sonucu gelişen hamileliklerde bu durum tam tersi şeklinde gelişebilir. Çaresizlik içindeki anne adayı, ya bebeği uygunsuz şartlarda düşürmeye çalışarak kendi canını tehlikeye atmakta ya da intiharı seçerek hayatına son vermektedir.

Başka bir konu da kısırlık tedavisi sonucu ya da tüp bebek yöntemiyle oluşan gebeliklerdir. Bu anne adaylarında da genellikle endişe, heyecan ve stres düzeyi yüksektir. Çok zor elde ettikleri bu başarıyı kaybetme korkusuyla yaşarlar ve genellikle hayatlarını normal seyrinde devam ettiremezler; fiziksel aktivitelerini kısıtlarlar, fazla titiz ve evhamlı olurlar ve çevrelerinden daha fazla ilgi bekleyebilirler. Bu durum, ikili ilişkilerde ve sosyal hayatta bir takım sorunlara yol açabilir. Bu anne adaylarının psikolojik destek görmezlerse, doğum sonrasında ve gelecekte çocuklarıyla ilgili problemler yaşamaları da muhtemeldir.

VE SONUDž
Sonuç olarak ebeveynlik; son derece mutluluk verici, tatmin edici ve ödüllendirici bir olay olmasına rağmen çok büyük bir sorumluluktur. Bir miktar kaygı ve endişe duymak normaldir, çünkü böylece dikkatimizi ve enerjimizi önemli sorumluluklar üzerinde yoğunlaştırabiliriz. Asıl önemli olan nokta, ebeveynlerin kendilerini anne-baba olmanın sonsuz keyfiyle ilgili fantazilere fazlaca kaptırmayıp; bir çocuk yetiştirmenin günlük, sıradan ve sıkıcı gerçeklerine de uyum sağlamaya hazırlamalarıdır.
 
Anne karnında doğuma kadar yaşamını sürdüren bebeğin dış dünyayla bir ilişkisinin olmadığı düşünülür. Oysa bebek dışarıda olup biten her şeye duyarlı bir yapıya sahiptir. Anne adayının ve dolayısıyla bebeğin stresten tamamen uzak durması gereken bir dönemde çözüm alternatiflerinden biri de müziktir. Yapılan araştırmalara göre hem annenin hem de bebeğin gebelik döneminde müzikten olumlu etkilendikleri gözlenmiştir. Anne adayının gerçekleştirdiği diğer aktivitelerin aksine müzik, bebeğiyle birlikte paylaştığı nadir durumlardan biridir. 15. Haftadan sonra duymaya başlayan bebek, 23. haftadan itibaren dış dünyayla ilgili sesleri yorumlamaya dahi başlar.


Gebelikte Müziğin Anne Bebek Üzerinde Etkileri

Rahim içinde bebeğin duymaya alışkın olduğu seslerin benzeri yumuşak melodilerde müzik tercihleri yapılması gerekiyor. Bu açıdan klasikler müzikler bu dönem için en uygun görülen bir seçenek. Doğru bir müzik tercihi ile bebeğinizin özellikle duygusal gelişimine önemli katkılarda bulunabilirsiniz. Annenin her halinden etkilenen bebeğinizi ve kendi zihninizi rahatlatmak ve bir süreliğine de olsa sıkıntı ve korkularınızdan uzaklaşmak adına müzik en doğru seçim olacaktır. Dinlendirici etkisi kanıtlanan müziğe gebelik gibi yorucu ve psikolojik açıdan zorlayıcı bir dönemde her zamankinden daha fazla öncelik verilmesi gerekiyor. Dinleyeceğiniz müziğin sesini kendinize göre ayarlamanız yeterli olacaktır. Bebeğinizin duyamayacağı düşüncesine kapılarak gereğinden fazla yüksek seste müzik dinlemek sizin ve özellikle bebeğiniz için rahatsız edici bir durum haline gelebilir. Anne adayı belirli saatlerde bebeğine müzik dinletme alışkanlığı kazandırdığında belli bir ölçüye kadar uyku düzenini de kontrol altına alabilir.
 
PERIMMMMMMM
BILGE SIRINIMMMMMM emegine saglikk cnmmm benimmmmmmm

carsamba gunu ben olmicammmmm kislarrrrrrr at satisina gidicezzz yarinnn :)))))))) resimler paylasirimm gelince yine
herkesi opuyorummm
muckssssssssssssssssssssssssssss
 
:119: hayırlı haberlerle dolu bir güne inşallah hadi kızlar dualarımız bugün ışılla :119:
 
canlarımmmmmmmmmmmmmmmm
can özlerimmmmmmmmmmmm
inşallahhhhhhhh ışıl hamiştirrrrrrrrrrrrrrrrrrr
ve de alyaaaaaaaaaaaaa
hadi bakalım beklemedeyiz yavrimmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
 
günaydın kızlar,kan verdim 10.30 da çıkacak heyecanım tavan yaptı ama doktorum umutsuz konuştu sabah.bakalım hayırlısı :18::18::18:
 
Selamlar yavru fahişeler,,

ne yapanız ?

Ben acaba patronumu öldürsem kaç yıl yerim? Denizi hapishanede mi dogururum acep ? Adam manyak yaa takmış bu defada bilg.şifre koyacakmış götingen allahım aklımı koruuu

ışıl,alya hadi bakalım yosmalardan hayırlı haberler gelsinn bekliyam burda hadiiiiiii tey

Periiiiiiiiii karaböcük dün okudum yazdıgını aşüfteeeeeeeee zillliiiiiiiiiiiiiiiii seni kaltakiye mah.gülü seni hamamcı gacı senii yaa ne yapim adam kaçıyoo ben kovalıyommmmm ama yakalayamıyom bi yakalarsam tık tık tık
Perimmm enerjim bol, havalr sıcak, patron deli ,ne yapsam bacım ?

Hamınızı yaladıkkkkkkkkk sıcaktan ne yapacagımı şaşmış durumdayım amuda mı kalksam acebaaaaaaaaaaaaaa??????????????
 
günaydın kızlar,kan verdim 10.30 da çıkacak heyecanım tavan yaptı ama doktorum umutsuz konuştu sabah.bakalım hayırlısı :18::18::18:
Hadi ins guzel haber dünden beri okumadığım yer kalmadı deger ilk günler daha hızlı artıyor senin için 7 olması yeterli ama bence daha yüksek çıkacak 15-30 diyorum:)) hadi Bebisim göster kendini annene
canlarımmmmmmmmmmmmmmmm
can özlerimmmmmmmmmmmm
inşallahhhhhhhh ışıl hamiştirrrrrrrrrrrrrrrrrrr
ve de alyaaaaaaaaaaaaa
hadi bakalım beklemedeyiz yavrimmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
Canım yaaa ins bugun hiç ağrım yok dun ağrıdan ölüyordum.adette olmadım bekliyorum:))
Kiz yosma kiy paraya da al bı internetli telefon benim gibi gir sende ne ugrascan uyuz patronla koy d. Rahvan gitsin
 
İsilim neler hissediyon Bebisim ağrın sizin bişeyin varmi. Bu arada son 30 dk:18::18::18:
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…