Premature Bebekler Rahim ağzı yetmezliği yüzünden erken doğum yapan var mı??

37 haftadan önce gerçekleşen doğumlar prematüre doğum olarak adlandırılır. Bu haftadan önce doğan bebeklere de prematüre bebek denir.
bitkisel motivasyon
Çocuk sahibi olmak isteyen çiftler arasında tıbbi tedavi kadar bitkisel tedavi de büyük ilgi görüyor. Karanfil ve nane hamile kalmayı kolaylaştırırken, safran bitkisi yumurtalıkların gelişmesinde etkili oluyor.

AYŞE OLGUN İSTANBUL
Aktarlar, alternatif tıbba olan ilginin arttığı şu son dönemlerde çocuk sahibi olmak isteyen çiftler tarafından da yoğun ilgi görüyor. Mis kokulu karanfil, nane, adaçayı ya da ısırgan tohumu çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin en çok satın aldığı bitkiler. Tıbbi tedavi yanında alternatif tıptan da faydalanarak 22 yılın sonunda çocuğunu dünyaya getiren Sibel Tuzcu, kurduğu www.cocukistiyorum.com sitesinde bitkilerin şifalı dünyasını diğer çiftlerle de paylaşıyor ve site de en çok ilgi gören bölüm olduğunu belirtiyor.

Tıbbi tedavi şart

Tıbbi tedavi gördüğü yıllarda kendini daha zinde ve sağlıklı hissetmek için bitkilerden de ilgilendiğini söyleyen Sibel Hanım'a göre bu bitkilerin tek başına bir faydası yok. Ancak bazı bitkiler uzun süreli kullanılınca hormonal dengeyi düzene sokabiliyor. Sibel Hanım, "Bazı bitkiler vücut dirençlerini en üst seviyeye çıkararak eğer yumurtalık kanalları kapalı degilse ve yumurta kalitesi çok bozuk degilse hamile kalmayı kolaylaştırıyor" diyor.

Bu bitkilerin bazılarının hamilelik döneminde de kullanıldığını ifade eden Sibel Hanım, "Bitkiler hamilelik döneminde de sakinlik veriyor ve vücut direncini artırıyor. Ayrıca bebeği anne karnında canlı tutmaya yarayan papatya, rezene, ıhlamur, nane, karanfil, limon kuşburnunu çayı bol bol içilmeli. Baklagiller ve mercimek de çok faydalı" şeklinde konuşuyor.

En az 6 ay kullanın

Bu bitkilerin faydasının kişiye göre değiştiğinin de altını çizen Sibel Hanım, bu tür bitkisel tedavinin çiftler arasında yaygın olmasının sebebini şöyle açıklıyor: "Kişi, doktorların yanı sıra bu mücadelede özel çaba harcamak istiyor ve bu şekilde kendini motive ediyor. Zaten bunları kullanırken faydasını görmek için en az altı ay hergün veya günaşırı kullanmak lazım."


Şerbetçi otunda kadınlık hormonu var


Karanfil: Hamile kalmayı kolaylaştırır. Rahmi kuvvetlendirir ve hormonal dengeyi düzenler. Normal doğum yapacaklar doğuma bir ay kala her gün bir çay bardağı sıcak suya 1 karanfili 5 dakika demleyip içerlerse doğumları daha kolay olur.
Safran: Yumurtalıkları geliştirmede etkilidir. Hamile kalmayı kolaylaştırır ve sinirleri kuvvetlendirir.
Şerbetçiotu: Bol kadınlık hormonu ihtiva eder. Bir litre soğuk suya 30 gr atılarak 10 dakika demlendirilir. günde 3-4 bardak içilir. Ayrıca iyi uyku verir.
Nane: Hamile kalmayı sağlar. Taze olarak salatalara eklenerek yenebilir veya çayı içilebilinir.
Biberiye: Tüm hormon ve salgı bezlerinin dengeli çalışmasını sağlar. Kansızlık ve zafiyeti giderir.
Papatya: Adet ve hormon düzenleyicisidir.
Adaçayı: Hormon eksikliğini giderip hamile kalmayı sağlar. Kalbe de iyi gelir. Sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendirir.
Rezeryan: Hormon düzenleyicisidir. hamile kalmaya yardımcı olur.
Hayıt tohumu özsuyu: Hipofiz işlevlerini uyarır ve normalleştir.

Sevtun karanfil belki zararlı olabilir. Bak ne yazmış o yüzden kullanma canım.
 
bi umut bi ihtimal arıyor insan devamlı,kalkamıyorum pc başından..ama şimdi gitmem lazım,kocacıma yemek yapmam lazım,Allahım başımdan eksik etmesin onu,üzüntüsüne rağmen nasıl sabırlı,nasıl ilgili,''son nefesime kadar sen ol yeterki ,sana bişey olmasın'' der durur..

herkese iyi akşamlar,gece yatmadan gelirim yine..
 

Ne güzel. Benim eşimde iyi bir eş aslında. Ban hastanede o baktı sürgü bile tuttu ama yine de zaman zaman bu olayla ilgili birbirimizi eleştirmiştik. Amacımız birbirimizi kırmak olmasada...
 
o bende oluyodu biliyomusun :) rimel sürdüğümde birbirine giriyodu hep

Ya hiç duymamıştım. Acaba kirpiklerin kaşınması yerine yanlışlıkla mı yazdılar diye düşünmüştüm. İnsan neler öğreniyor bak..
 



İnşallah olur canım Sevtun'dan sonra sen, ben, Tuba, Ceylin ne güzel olur haberler. Tabi olması kadar sağlıkla hamileliği tamamlamamız da önemli tabi?
 
arkadaşlar bugün doktora gittim beta hcg : 1225 ama keseyi göremedik,doktora yaşadıklarımı anlattım keseyi görmeden bişey söyleyemeyiz ama öykün serklajı gerekli gösteriyor dedi,serklaj sonrası heyet raporu vericekmiş hep yatıcakmışım,sona ulaşma şansım % 85 miş,canım sıkıldı çok
1) kese nye görülmedi (gerçi alttan bakmadı ama)
2) % 85 az bi değer gibi gel di üffffffff
bide her an bişey olacakmış gibi geiyooo.
 
Crameren nasılsın canım pek yazmıyorsun? Nasıl gidiyor testi tekrarladın mı?
 

Canım üzülme daha kese için erken bence. Yüzde 85 serklajla ilgili her yazıda yazıyor bence senin durumunla ilgili değil. Bir de sen de ben de çok şükür birer evlat taşıdık seninki her ne kadar 34. haftalar olsa da küçük haftalar değil. Sorun rahim ağzı yetmezliği ise serklajdan sonra sıkı bir enfeksiyon takibi ve dinlenmeyle problem yaşamazsın inşallah...
 
Ceylinirem nasılsın? Seninle aynı gün satımız. Ne zaman yaptıracaksın test? Belirtilerin var mı?
 
Gebeliğinde düşük yaşayan veya düşük endişesi yaşayan kadınlarda ne yapılmalıdır? Doktorlarımız bu durum için iki mucize ilaca sarılmaktadır: ASPİRİN ve PROGESTERON.
Aspirin ve düşükler
Aspirin sadece bir ağrı kesici, iltihap giderici ve ateş düşürücü değildir. Aynı zamanda kanın pıhtılaşma sistemi üzerinde de etkileri vardır. Halk arasında "kanı sulandırıcı" şeklinde tellaffuz edilen bu etki ağrı giderici dozundan çok daha düşük dozlarda da ortaya çıkmaktadır.
Gebelik ile ilgilenen tıp branşı olan obstetrik alanındaki gelişmeler özellikle tekrarlayan düşük olgularının bazılarında altta yatan nedenin antifosfolipid sendrom (aPL) olarak tanımlanan bir bozukluk olabileceğini ortaya koymuştur. Bu sendromda kanın pıhtılaşma mekanizması bozularak kılcal damarlar içinde mikroskopik pıhtılar oluşmakta ve gelişmekte olan bebeğe giden kan akımını azaltarak düşüğe neden olabilmektedir. Ayrıca gebelik toksemisi ya da zehirlenmesi olarak da bilinen prekelempsinin de oluş mekanizmalarından birisi antifosfolipid sendromdur.
Bu bulgunun ortaya konması acaba erken gebelikte kanın pıhtılaşmasını engelleyen ilaçların verilmesi düşükleri engelleyebilir mi sorusunu gündeme getirmiştir. Gerçekten de yapılan araştırmalar antifosfolipid sendrom varlığında düşük doz aspirin ve heparin gibi kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaçların gebelikler üzerinde çok olumlu sonuç verdiğini ve %70'ler civarında canlı doğum oranlarının elde edildiğini oryaya koymuştur. Bu bilimsel kanıtların sonucunda günümüzde antifosfolipid sendromu ve gebelik varlığında klasik tedavi aspirin ve heparindir
"Düşüğü, preeklempsiyi ve rahim içi gelişme geriliğini engellemek amacıyla gebe kadınlara rutin aspirin kullanılmalarını önermeyi destekleyecek yeterli bilimsel kanıt yoktur."
Üstelik bu uygulamanın uzun dönem etkileri konusunda da elimizde yeterli veri yoktur. 2003 yılı Ağustos ayında British Medical Journal'de yayınlanan bir araştırmada gebeliğin erken dönemlerinde aralarında aspirinin de bulunduğu bazı ağrıkesicilerin kullanılması durumunda düşük riskinin arttığı ileri sürülmektedir.
Bugüne kadar yapılmış 42 çalışmanın sonuçlarını birarada değerlendiren bir başka analizde ise preklempsinin önlenmesi amacı ile aspirin kullanımının hafif bir yarar sağlayabileceği ancak hangi kadınlarda bu yararın görüldüğü, tedaviye hangi dozda ve ne zaman başlanması gerektiği konusunda bir karar verebilmek için daha fazla araştırmaya gerek duyulduğu belirtilmektedir.
Benzer bir başka araştırmada da preeklemspi açısından orta derecede risk grubunda olan 583 kadına gebelikleri boyunca günde 50 miligram aspirin verilmiş, 523 hastaya ise herhangi bir tedavi uygulanmamıştır. Sonuçlar incelendiğinde aspirin kullanan ve kullanmayan kadınlarda düşük, ölü doğum, bebek ölümü, ortalama doğum ağırlığı, düşük doğum ağırlıklı bebek ve erken doğum oranları arasında hiçbir fark saptanmadığı ortaya konmuştur.

Progesteron ve düşükler
En son söylenmesi gerekeni ilk başta söyleyelim. Progesteron düşüğü engellemez !
Progesteron yumurtlamadan hemen sonra yumurtalıklardan salgılanan ve rahimin içini döşeyen endometrium tabakasının desteklenmesini sağlayan bir hormondur. Erken gebelikte eğer yumurtalıktan bu hormonu salgılayan kısım (korpus luteum) çıkartılırsa gebelik düşük ile sonuçlanır. Adet siklusunun ikinci yarısında progesteronun yetersiz salgılanması Luetal Faz yetmezliği olarak adlandırılır. Ancak bu durumun tanısı ve tedavi gerektirip gerektirmediği konusunda şüpheler vardır ve bilimsel alanda fikir birliği sağlanamamıştır.
Özellikle tekrarlayan düşüklerde kan progesteron düzeylerinin düşük bulunması dışarıdan verilecek progesteron desteği ile gebeliğin devam ettirilebileceği fikrini doğurmuştur. Geçmişte kabul gören bu tedavi yaklaşımı yapılan araştırmalar sonucu geçerliliğini yitirmiştir.
Oysa hala daha özelllikle ükemizde gebelik sırasında erken dönemde kanama ortaya çıktığında progesteron vermek doktorlar arasında yaygın bir uygulamadır. Bu uygulamanın hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur.
Gebeliğin seyri sırasında kanama ortaya çıktığında eğer ultrasonda canlı yani kalp atışları olan bir embryo görülebiliyorsa bu gebeliğin düşük olmaksızın devam etme olasılığı %90-96 arasında değişmektedir.
Bebek kalp atımı saptandığında haftalara göre gebeliğin devam etme olasılığı şu şekildedir.
Gebelik haftası Kanama varsa Kanama yoksa
< 6 hafta %67 %84
7-9 hafta %90 %95
9-11 hafta %96 %98
Bir başka deyişle 7 haftada kanama görülür ve düşük tehdidi ortaya çıkarsa bu gebelik %90 sorunsuz devam edecektir. Kanamayı görür görmez progesteron başlamak bu oranı daha da arttırmaz.
Erken gebelikte kan progesteronun düşük olması bir sebepten çok sonuçtur. Yani bu gebelik progesteron azlığından dolayı kötü değildir. Gebelik başarısız olduğu için progesteron düşüktür.
Düşüklerin önlenmesi amacıyla progesteron kullanımı ile ilgili son 30 yıl içinde yapılmış olan araştırmaların sonuçlarını bir arada değerlendiren bir çalışmada bu tedavi yaklaşımın gebeliğin seyri üzerinde herhangi bir olumlu etkisinin olmadığı gösterilmiştir. Üstelik sentetik progesteron kullanımının yenidoğanlarda solunum sıkıntısına ve erkek bebeklerde hipospadias adı verilen ve penis deliğinin tam uçta değil penis üzerinde başka bir bölgede olması şeklinde açıklanabilecek bir anomaliye neden olabileceğini düşündüren bulgular vardır. Doğal progesteronlarda ise bu tür bir etki gözlenmemiştir
İngiliz Kraliyet Jinekoloji ve Obstetrik Birliği, tekrarlayan düşükler ile ilgili Mayıs 2003'de yayınladığı kılavuzda düşüğü önlemek amacı ile progesteron kullanımının hiçbir olumlu etkisinin olmadığını belirtmekte, ve bu uygulamanın sürdürülmesi için elde hiçbir bilimsel kanıtın olmadığını bildirmektedir. Tüp bebek uygulamaları ise farklı bir durum arz etmektedir ve bu önerilerin dışındadır.
Bununla birlikte son yapılan araştırmalar progesteronun düşükleri önlememekle birlikte erken doğumun engellenmesinde önemli rol oynayabileceğini göstermektedir.
Sonuç
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) aspirini gebelik sırasında düşük dozlarda (günlük 150 miligramın altında) C, standart dozlarda ise D kategorisine sokmaktadır. Progesteron ise B kategorisindedir.
Gebelikte hiçbir ilaç yarar potasiyeli zarar potansiyelinden fazla olmadıkça, bir başka deyişle mecbur olmadıkça kullanılmamalıdır.
Günümüzde klinik çalışmalarımız sırasında hiçbir öyküsü ya da risk faktörü olmadığı halde hamilelere "düşük yapma ya da prekelempsi gelişmesin" diye aspirin ya da progesteron başlandığına şahit oluyoruz. Bundan daha sık karşılaştığımız bir uygulama ise hafif bir kanama varlığında bile progesteron verilmesi. Oysa ultrasonda bebeğin kalp atımlarının görülmesi %90-96 bu gebeliğin kanamaya rağmen düşük ile sonuçlanmayacağını bize gösteriyor.
Peki doktorlar neden hala daha gerek olmadığı durumlarda bile bu ilaçları reçete etmeye devam ediyorlar?
&#8226; Bugüne kadar yapılmış olan çalışmaların söz edilen ilaçların bazı olası yararlarını saptayamadığını düşünüyor ve progesteron ve aspirin kullanımından doğacak olan riskin az olmasına güveniyor olabilirler.
&#8226; Elde hastaya öneribilecek tedavi alternatifi olmadığı için bu şekilde davranarak kendilerini rahatlatıyor olabilirler.
&#8226; Bilimsel yayınları izlemedikleri ve kanıta dayalı tıp yaklaşımlarından habersiz oldukları için geleneksel uygulamalarını devam ettiriyor olabilirler.
&#8226; Hastaların yapılacak birşeyler olmalı baskısına veya düşük sonrası yaşadıkları depresyonun sonucunda birşeylerin işe yarayabileceği ümidine yenik düşüyor olabilirler.
Nedeni ne olursa olsun bilimsellikten uzak bu tedavi yaklaşımları Hipokrat'tan beri tıbbın temel felsefesi olan "önce zarar verme" ilkesine tamamen ters uygulamalardır.
Dr. Alper Mumcu
 
Crameren nasılsın canım pek yazmıyorsun? Nasıl gidiyor testi tekrarladın mı?


canım aslında giriyorum tek tek okuyorum her girdiğimde geçmişi ama yazma konusunda biraz tembelim,sen daha bakmadın dimi kanda beta?
bugun beta 1225 çıktı ama ,kese görünmeyince bide artış çok fazla gibi geldi dış gebelikten şüpelenmeye başladım şimdide ,kafayı yiycem galiba yakında,paranoyak oldum...
 

merhaba,öncelikle tebrik ederim,Allah tamamına erdirsin sağlıcakla..sizde de rahim ağzı yetmezliği mi var? daha önceden kaybınız varmıydı? geçmişi okuyorum belki yazmışsınızdır ama ben daha 130.sayfadayım
 

Dış gebelik olsaydı doktor derdi belki erken döllenmedir, ikiz olabilir mi? İkizlerde de sanırım yüksek çıkıyormuş. İnşallah iyi olacak canım... Bakmadım canım daha.
 
Canım nasılsın? Toplayabildin mi kendini? Testlerini yaptırdın mı?
 
Crameren nasılsın canım pek yazmıyorsun? Nasıl gidiyor testi tekrarladın mı?


canım o kadar geride yokum yakın zamandır takip ediyorum ,benim bi oğlum var 6 yaşında 33 haftalık doğdu ve hayata tutundu oğlum,24 haftalık kızımı kaybettim servikal yetmezlikten dikişsizdim,10 haftalık bebeğimde karnımda öldü.şimdi 5 + 5 hamileyim ama henüz kese görünmedi korkuyorum artık.hikayem kısaca bööle...
 
İnşallah olur canım Sevtun'dan sonra sen, ben, Tuba, Ceylin ne güzel olur haberler. Tabi olması kadar sağlıkla hamileliği tamamlamamız da önemli tabi?
ah canım inan çok sevinirim halayı ilk ben başlattım çekmeye hayde gelin arkamdan şimdi halayın başında ben varım elimde mendil sura kimde biri tutsun elimden korkuyorum ne olur birleşelim birlikten kuvvet dogar canlarım sizleri seviyorum

kız delümüsün nesün be hakkediyosun şaplagı sen he al bakıyım önce bir kendine gel bakıyım birbak benim 4356 çıktı seninkinden okadar yüksek yani benimkini bile görenmedi bir haftadır aşınlıyorum hastaneyi git aç göbegini bir umut diyosun yok diyo şimdide gittim kese göründü içinmde oluşumlar maşşallah var dedi ama açıklık oldugundan altan baktırmadım şimdi gelelim bana beni 10 gün sonra gel dedi kız ne nazlı velet çıktı he benimki ah kalp atışlarını görsem içim rahat edicek ama dedim kimyasal gebelik olabilirmi yok dedi içim rahatladı progestoronu 100 verdi sabah 1 akşam 2 iç dedi 200 bırak dedi bende nasip olursa yarın o ilaçlara dönücem çok korkuyorum ya kese göründügü halde kalp atışları görünmezse bu arada gribim ve dişim agrıyo yaw eşime dedim ban bir vursan acaba agrısı gidermi dedim adam güldü yaw bu arada karanfil kurusu koysam dişe bebege zararı olurmu ne dersiniz
 

anladım canım,umarım bu gebeliğin mutlu sonla kucağında yavrunla sonlanır..evladını Allah sana bağışlasın..darısı bizim başımıza artık..
 


Gebeliğinde düşük yaşayan veya düşük endişesi yaşayan kadınlarda ne yapılmalıdır? Doktorlarımız bu durum için iki mucize ilaca sarılmaktadır: ASPİRİN ve PROGESTERON.
canım ben o yazıyı daha önce okumuştum...
insan ne yapacağını kime inanacağını şaşırıyor...

canım 1000 lerde kese gözükmemesi normal...
az daha sabret inş sağlıcakla gözükecek...


 
ben çok kötüyüm yaaaa (((
gece olsun istemiyorum,hamileliğim boyunca hep yatak odasında yatmıştım,yatak odasına girmek bile istemiyorum....
herşey kötü bi rüya olsun ,uyanmak istiyorum bu rüyadan,kızım yine benimle olsun istiyorummmm
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…