Pembişimm o kadar uzun zaman oldu ki sana yazmayalı...
Neler oldu neler...
Ne badireler atlattım, ne üzüntüler yaşadım.
Sanırım anca anlatacak güç buluyorum kendimde.
Hayatımın erkeğini buldum, tamam işte her şey yolunda dediğimi, sana mutluluğumu anlattığım günü çok iyi hatırlıyorum.
Evlilik planları kurduğumuz, birbirimizi deli gibi sevdiğimiz o güzel ilişkimizi noktalamak zorunda kaldık.
Ağlaya ağlaya ayrıldık birbirimizden.
Son kez görüştüğümüzde bile ellerimizi zorla ayırdık birbirimizden.
Ne kadar dirensem de, hayatımın erkeği dediğim insanı sorunların üstesinden gelmeye ikna edemedim.
1 ay gece-gündüz, ev-iş, gizli-açık ağladım durdum.
Aileme karşı mahçup, kendime karşı suçlu oldum.
Sonra baktım ki üzülmekle olmuyor, sevmekle her şey çözülmüyor.
Her şey tamam, eşimi buldum diye işlerin yürümediğini anladım.
Aşkın bazen insanın gözünü kör ettiğini, gerçekleri görmediğini anladım.
Mantıklı düşünmek için kendimi o kadar zorladım ki.
Sonunda duygusuz oldum çıktım.
Saatlerce süren ağlamalarım artık birkaç damla ile son buluyor.
Ya göz yaşım tükendi, ya üzülecek takatim kalmadı, ya da yaralarım kabuk bağladı.
Sevmek de üzülmek de direnmek de yetmezmiş anladım.
EŞİM diyeceğin insan, her ne olursa olsun arkanda, yanında olmalıymış anladım.
Sevmek, alından öpmekle değil, emek sarfetmekle olurmuş anladım.
Dürüst olmak, her zaman işe yaramazmış anladım.
Yeri geldiğinde ailen bile seni yüz üstü bırakırmış, el oğlu bırakmış çok mu, bunu anladım.
Bana benden başkasının faydası yokmuş anladım.
Kendime sarılıp uyumayı öğrendim.
Kırılan kalbimi, duygularımı, hayallerimi yine ben onaracağım.
Allah yardımcım olsun...