bir yer düşün günlük, hayata nereden bakarsan bak oradan güzel görünen ve içinde ben olmayan...
neden yaşadığımı sorguluyorum bazen kendime... susuyorum, ağlıyorum, fotoğraf çekip, kahve içiyorum...
sor hadi, mutlumusun? diye, hayır günlük mutlu değilim...
uçsuz bucaksın bir yanlızın ortasında volta atıyor ruhum, ben buradayım ama içim burada değil...
ne kendime bakmak istiyorum, nede mecalim var kalkıp kendime çeki düzen vermeye...
ben güçlüydüm günlük, en acımasız darbelerde bile yıkılmadım ben.
neden böyle oldum şimdi? cevabı bende bilmiyorum günlük ama sen anlayamazsın beni... içimde neler kopuyor bir bilsen, bilsende çözümü varmı sanki?
metanet, umut dolu sözler, gelecek planları, yalan dolan gülümsemeler, sokakta iyiymiş gibi yürümek....
yok günlük bunlara uymuyor ruhum... o acıları kendine elbise diye giyiyor, seviyor depresif olmayı, öyle kendi içinde yanmayı, ben ona mahkum oluyorum, sıkışıyorum demir parmaklıklar ardına...
gücüm yok uğraşamam ben onunla, takılsın kafasına göre...
hem dünyada dönsün bana ne günlük, ben olduğum yere çakılmışım ki....
yaşam ağır gelmeye başladı, aldığım her nefes sol yanımı acıtıyor...
batıyor dikenler, her kapatışımda gözlerimi...
bir babayı özlüyorum uzaklar da... yüzünü görmediğim bir adam, gücünü hissedemediğim....
olsun, böyle olması gerekiyormuş demek, Rabbim'in yanında olması gerekiyormuş...
o beni böyle görünce üzülüyordur,değilmi günlük?
ruhum müebbet'e mahkum etti kendini, ben umutlarıma çelme çakıyorum, en derin kuyulara atıyorum yüreğimde beslediklerimi....
idamına giden bir mahkumun son isteği gibi bir dileğim var Allah'ımdan, benim canımı bu kadar yakanlarda bırakmasın ahımı...