Hayal kırıklığı, bugünüm koca bir hayal kırıklığı.
4 Aralık'ta bir kurumun uzmanlık sınavına girmiştim.
Sonuçlar açıklandı, atanamamışım.
Zaten bu sonucu bekliyorum ama ah o küçücük umut.
Küçücük bir umut bitirdi beni.
Aslında kendi kendimi bitirdim ben.
Nasıl da dağıldım, nasıl doluyum.
Günlerdir tartışıyoruz nişanlımla.
Öyle yıprandım ki, böğüre böğüre ağlamak istiyorum.
Ama hep rol, hep rol. Hep gülümsemek zorunda olmak.
Nefret ediyorum rol yapmaktan.
Oysa ona kavuşacağımın hayaliyle her şey katlanılabilir olmalı değil mi?
Bugün çok acıyor içimde bir yerler.
Neler girdi bizim aramıza, neler getirdi bizi buraya?
Hiçbir şey istemedim ki senden, içinde sen olan bir evdi tek istediğim.
Çok yoruldum ben. Kendimden, senden, herkesten kaçabilmeyi isterdim.
Aklıma gelen o korkunç fikir buz gibi soğutuyor içimi.
Hiç bilmediğim bir şehire gidip, her şeyi kendim inşa ettiğin bir hayat kursam.
Mutlu olur muyum o zaman?
O zaman o korkunç tartışmalardan bana kalan iğrenç paranoyalar uçup gider mi?
Kendimden şüpheye düşüyorum.
Çok değil en azından bir kaç dk kendimi izleyebilsem dışarıdan.
Kimim ben? Nereye gidiyorum????
Boşlukta sallanıyorum.
Allah'ım senden başka yardım isteyebileceğim kimse yok.
Tek isteğim hayırlısı neyse onu ver hakkımızda.
Artık benim irademin hiçbir ağırlığı yok.