2010 Ekim Bebekleri Büyürken...

bayıldım çok güzel bir şiir
 
selam ekimcikler
geçen gün arkadaşım bize geldi oğlu 3 yaşında elinde bir oyuncak var Fatih istiyor O vermiyor,oğlum al kendi oyuncağınla oyna diyorum çocuk hemen elinden alıyor ozaman kendi oyuncağınla değiş diyorum ne bizimlileri ne kendikileri vermiyor bu arada çocuklarla bir tek ben konuşuyorum ve Fatih salya sümük ağlıyor galiba bunun etkisiyle bütün gece uyku arasında gözünü açmadan beşiğinde oturup sağı solu yumrukladı tekmeledi yanımıza aldım bizi resmen tekme tokat dövdü gündüzde en ufak bir şeye sinirlenip sağa sola vuruyor
ben çocuğuma paylaşmayı öğretirken başka çocuklar böyle olunca sinir oluyorum resmen ezik gibi kaldı oğlum o çocuğun yanında hep oğlumun elinde oyuncaklarını zorla alıyor(Fatih isteyene hemen verir oyuncaklarını hatta tanısın tanımasın gördüğü çocuğa "canım arkadaşım deyip sarılıp öpüyor" )ama birtek benim çocuğum böyle olunca sanki biraz eziliyor offf of
 
Ceren'cim Ata'nın konuşmayı geliştirmesine çoook sevindim gerisi çorap söküğü gibi gelir
 

ben böyle olunca gözlemliyorum mert eren ne yapacak genelde mücadele ediyor başkasının elinden oyuncak almasına izin vermiyorum başkasınında mert erenden oyuncağını elinden almasına izin vermiyorum önce kim oynuyorsa onda kalacak sırayla oynanacak
ben olsam çocuktan alır oğluma veririrm elinde alınmasına izin vermiyorum malına sahip çıkmayı öğrensin ki öğrendi şimdi biri elinden almak isterse önce ben oynuyordum diyor sırayla oynayacağız diyor tabi bazen sitisnalar oluyo uzaktan kendi başına çözmesini bekliyorum çok zorlanırsa bu dediğim yolu denedim bi de bana güvenmesin bu konuda
 
haklısın bende alıp oğluma verdim ama çocuk hırpalayarak elinden aldı bir kaç defa ama annesi birşey demiyor!!! bende en sonunda sinirlendim bizim olan bütün oyuncakları alıp kaldırdım tabiii fatih daha çok ağladı ama dayanamadım
 

yerim ben onu akıllı bıdığım benim

canım benim nasılsın? sohbet topiği mi açsak napsak gözdoşu falan özledim. sizlerle sohbet etmek istiyorum
 
Esincim bu arada benim oğlumun içe bastığını ayağında ayakkabı varken farkettik hatta eşim farketti bütün ayakkabıları içe doğru yamulmuş doktorda ayakkabısız yürüttü direk bammm diye bu çocuk düz taban dedi, daha önce bir arkadaşımada ayakkabılarını ters giydirmesini söylemiş doktoru :44::44::44::44::44:
beni parmağımda kırık değilmiş kırık olsa eminim daha çabuk geçerdi eşimden biliyorum
 
yerim ben onu akıllı bıdığım benim

canım benim nasılsın? sohbet topiği mi açsak napsak gözdoşu falan özledim. sizlerle sohbet etmek istiyorum

aç tabiiiii gelelim oraya canımm ya da benim takıldığım topkiler var oraya da gelebilirsin çok özledim dostum seniiiiiiiiii
 

Evet canım büyük çocuklar küçükleri ezmek için fırsat kolluyorlar. Bizim de başımızda öyle bir çocuk var. Oğlum ondan vurmayı, bağırıp çağırmayı da öğrendi. Biz istediğimiz kadar özen gösterielim onlar sosyalleştikçe dışarıdan gelen etkiler de çok önemli oluyor davranışlarında. Oyuncaklarını paylaşmayı hiç bir çocuk sevmiyor ama hepsi başkalarının oyuncaklarına da sahip çıkıyor böyle durumlarda ben iki tarafı da yatıştırmaya çalışıyorum. Oyuncak bizim değilse Rüzgar'a bizim değil oğlum, seninki evde ya da şurda al vs. gibi yaklaşıyorum. Yok oyuncak bizimse de paylaşmayı öğrensin diye abi oynasın biraz yine sana verecek senin bu diyorum. Ezmemeye de çalışmak lazım ama bunları da öğrenecekler, öyleleri de karşılarına hep çıkacak hayatta.
 
2 Yaş Sendromu

Çocuğunuz artık bebeklik döneminden çıktı, büyüdüğünü ve bağımsız hareket edebildiğini görüyorsunuz, artık size uyumlu olabilme ve sözünüzü dinleyebilme zamanı geldiğini düşünüyorsunuz belki ama henüz buna hazır değil çünkü 2 YAŞINDA!!

Bu yaş dönemi anne- babaların çocuk gelişiminde en çok zorlandıkları ve yoruldukları dönemdir. Yemek yemede direnme, uyku uyumak istememe, söz dinlememe, anne-baba-arkadaşa vurma - ne denirse tam tersini yapma, kendisini yerlere fırlatma, kafasını vurma . Bebeklik dönemi sonrasında size uyum sağlamasını beklerken bu inatlaşmalar ya da öfke nöbetleri nereden çıktı demeyin. Çünkü çocuğunuz özerklik döneminde .( 12-36. aylar ) Özerklik dönemi çocuğunuzun kendisini ortaya koyduğu, her şeyin kendisinin olmasını istediği, istediği kıyafeti giymek istediği dönemdir. Bu ısrarlı çabaları sizi ne kadar yorsa , sinirlendirse de tüm bunları bir geçiş dönemi olarak kabul etmek ve bu döneme her şekilde hazırlıklı olmak zorundasınız. Eğer bu dönemdeki abartılı tepkilerinin yaşının bir özelliği olduğunu ve neler yapılması gerektiğini bilirseniz bu dönemi daha rahat bir şekilde atlatabilirsiniz.

Bu dönemde çocuklarınızın özerkliğini engellememeniz gerekiyor, oysaki bir çok anne doğru davranışı göstermek için bu dönemde HAYIR! kelimesini sıklıkla kullanıyor. Bu tip engelleyici davranışlar çocuğun uyumsuzluğunu daha fazla arttırarak gelişimini olumsuz etkilemektedir. Dünyayı, çevresindeki nesneleri , kişileri tanımaya ve keşfetmeye yarayacak tüm yetilere sahip ( yürüyebiliyor, kavrayabiliyor,basit olaylar arasında bağlantı kurabiliyor, koşabiliyor,yemek yiyebiliyor, hatta sorular sorabiliyor) olan çocuğunuz bu enerjiye sahip. Ne kadar çok nesneye dokunursa, ne kadar çok soru sorarsa , kendisini ne kadar çok ortaya koymaya çalışırsa gelişimi o kadar sağlıklı olacaktır. Soru sorması engellenen bir çocuğun ileride kendine güvensiz , içe dönük kişilik özelliklerini göstermesi beklenebilir. Öfkesi engellen bir çocuk ise bu duyguyu zamanla kendisine yönelterek ısırma vb davranışlar gösterebilir. Çocuğunuzun özgür olabileceği alanlar yaratmalı ve kendisini , duygularını tümüyle ortaya koymasına izin vermelisiniz. Onunla inatlaşmayın, çünkü bu inatlaşma ve öfkelenme onun kontrol edebileceği bir düzeyde henüz değil. Kendisinde var olan enerjisini boşaltabilmesi için gün içerisinde bol bol dışarı çıkarın, koşsun,hoplasın, zıplasın, güvenliğini tehdit etmediği sürece istediği her şeye dokunsun, bu onun mutlu olmasına ve gün içinde size daha uyumlu davranmasına neden olacaktır. Eğer yapmasını istemediğiniz bir davranış var ise o zaman kızma, engelleme, cezalandırma gibi davranışlar göstermeyin. Yapacağınız uzun süreli açıklamalar da bu yaş dönemi için pek işe yaramayacak. Yapmanız gereken ilgisini dağıtmak olsun. Dikkatini başka yöne çevirmede yaratıcı bir anne - baba olursanız işiniz daha da kolaylaşacaktır. Bunu sağlamak için onun gözüyle dünyaya bakabilir ve oyunları kullanabilirsiniz. ( örneğin: yemeğini yememek için size direniyorsa bir portakal ya da elmayı komik bir kukla haline getirerek – sevimli bir ismi de olsun – bu kuklaya yemeği yedirmek gibi) Bunda da direnirse ikinci oyunu bulun, ilgi alanlarını keşfedin eğer resim yapmaktan hoşlanan bir çocuğunuz varsa bir tabak, bir çocuk , bir sevdiği yemeği birlikte çizin ve sonrasında bir hikaye oluşturarak olumlu davranışı pekiştirin. Bu onun eğlenmesini sağlayarak dikkatini çekecek ve size olan uyumunu arttıracaktır. Bu tip aktiviteleri onunla yapabilmeniz için yeterli zamanınızın ve sabrınızın da olması gerekiyor, çocukları ile yeterli iletişimi kuramayan, kendisine zaman ayırmayan / ayıramayan , çalışan annelerimizle ( babalarımızla ) çocukları arasında bu dönemde daha fazla çatışmalarla karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle annelerimizin – babalarımızın öncelikle kendilerine gün içinde zaman ayırmalarını ( çay zamanları , yürüyüş zamanları, sohbet zamanları , gazete-dergi zamanları ) istiyoruz.

Çocuğunuzu bu dönemde uyumsuz, iyi yetiştirilmemiş ya da kötü bir çocuk olarak asla tanımlamayın. 3 yaş sonrasında size ve koymuş olduğunuz kurallara uyum sağlayabilecek gelişim düzeyine sahip olacaktır. Çocuğunuz büyürken içinde bulunduğu gelişim dönemini çok iyi tanımalısınız, çünkü bazen normal olan davranışlar anne-babalar tarafından problem olarak değerlendirilebiliyor. Bunu ortadan kaldırmak için uzman kişilerden gelişim danışmanlığı alabilirsiniz.

PSİKOLOG EDA GÖKDUMAN
kızlar bebişlerimizin durumunu annlatıyor diyor
 
Evet canım çok güzel bir yazı paylaşmışsın, ben de ne zamandır bunu araştırayım öğreneyim diyordum ama burda merak ettiğim şeylerin cevaplarını buldum. Teşekkürler.

Rüzgar da kendisini ısırıyor, demek ki öfkesini engellemişiz ki kendine dönmüş. Üzüldüm şimdi, öfke de bir kendini ifade yöntemi tabi bu çağda. Sinirlenince kendini ısırmasına çok üzülüyorum, bir de iz kalıyor. Bir daha dikkat edeyim, öfkesini engellememeye çalışayım, kendi öfkemi de engellemeye çalışayım tabi (gerçi çok uğraşıyorum ama bazen patlayıveriyor).
 
bazen dayanamıyoruz bugün babasıyla konuşuyoruz mert eren de bir taraftan benimle konuşamaya çalışıyor bir yandan kulağımla oynuyor bir taraftan üstümden hoplayıp zıplıyor dayanamadım bağırdım hemen gitti yanımdan eşim de çok tepki verdin dedi baktım sinmiş bir kenara özür diledim ondan istemeden oldu oğlum dedim o da bana diyor özür dilerim anne diye ben de sen özür dileme suç ben de annecim dedim tamam bişey değil dedi affettin mi beni dedim affettim dedi öptü beni böyle oluyor işte
 

Aman esincim dikkat et sen öfkeni engelleyim derken bu seferde sen kendini ısırmaya başlamayasın

Yazı çok hoş bütün cevapları aldım daha dikkatli ve sabır gerekli bizlere Allahım yardımcımız ol

Bu arada albüm ekledim bakabilirsiniz kızlar ismim Meral
 
Son düzenleme:

Memnun oldum Meralcim, nihayet senide tanımış olduk artık. Fotoğraflar çok güzel, maşallah oğluna da.

Hahahahaa ben kendimi yerim bile yeter ki oğluşum mutlu sağlıklı büyüsün...
Allah sabır versin, sağlık versin amin cümlemize.
 
Selam kızlar, hasta olmayalım dedim durdum hasta oldum =) Üç gündür gribim, çok yatalak değildim şükür. Kızımı da uzak tutmaya çalıştıkça üstüme geldi sıpa, o da biraz öksürüyor şimdi. Ama çok şükür ilerleyecek gibi durmuyor. Üç gündür c vitamini ıhlamur ve Loveli'nin tarifini tükettik, bütün kış hasta olmayız heralde =)

Sizler nasılsınız, okuduğum kadarıyla iyisiniz. Esinciğim Rüzgar'ın fotoğraflarına bayıldım, nasıl da cool çıkmış paşa. Ne güzel müzik aletleriyle şimdiden tanıştırmışsınız, ilerde hobi olarak birşeyler seçmek isterken zorlanmayacaktır.

Aslıcığım yazdıklarını okudum da; ben de kızıma bazen haksızlık yapıyorum sanırım. Yüzüm çok yumuşaktır, yani Ayşe'ye zarar gelecek bir durum varsa ortada içimden canavar çıkar ama oyuncak konusunda pek bir pasifim. Çocuklar üzülsün istemiyorum ama Ayşe'yi üzüyorum. Ayşe'nin de kendini savunmasını, eşyalarına sahip çıkmasını çok istiyorum ama o hemen gelip bana söylüyor. Kendi başına halletsin istiyorum, halletmeyince de arkadaş oynasın sen başka oyuncakla oyna diyorum. Ayşe pek memnun olmuyor tabii ki. Emel senin taktiğin de çok mantıklı geldi bana, artık ben de bunu uygulayacağım. Kendine güveni gelsin kızımın. Biz iki yaş sendromunu kolay geçiriyoruz şimdilik. Zaten Ayşe oldu bitti sakin bir çocuktu, hâlâ da öyle. Tabi kız çocuklarıyla erkek çocuklarının arasındaki en büyük fark bu herhalde. Ben de çok sabırsız olabiliyorum, uyku saatlerinde falan kızıyorum ona. Küstüm sana deyip ağlıyor, benim de içim gidiyor tabi =) Bu arada dilimiz de bayağı çözüldü dün evin içinde "başardım ben, büyüdüm büyüdüm ben de büyüdüm" diye bağıra bağıra geziyordu.

Neyse çok yazdım yine, öpüyorum hepinizi...
 
Bugün Ahmet Enesi babasına attım pazar günü heder oldu kıyamam yazık

Hiç arkama bakmadan kapıya koştum kaçtım tuttum kuaförün yolunu ay bir güzel oldum bir güzel oldum oohh miss saçlar kesildi boyandı manikürüm yapıldı baştan aşağıya bakımım yapıldı e üstüne o yetmedi kahveler içilip fallar bakıldı saate bir baktım beşe geliyor evden çıktığımda saat iki gibiydi arada çalan telefonların hiçbirine bakmadım bir kaç saat kendime ayırmışım çokmu ayol eve bir geldim Ahmet Enes yatakta sızmış kalmış elinde oyuncak diğer odada babası sızmış kalmış elinden kaşık yere düşmüş gibiydi sanki belliki yemek yedirmeye çalıştı beceremedi bayılmış kalmış yorgunluktan bir gülesim geldi anlatamam eninde sonunda uyumuşlarya gerisi teferruat babası uyandığında her yerim ağrıyo sen nasıl baş ediyosun bunları diye dert yanmaya başladı bana bende tek hareket elimi saçıma attım meslek sırrı şekerim dedim bir kaç saatte olsa insanın kendine zaman ayırması ne güzelmiş uzun zamandır yapmamıştım bunu kendime geldim sanki
 
ne zamandır bakmıodum topiğe...burda muhabbetler devammış :) benimde öyle ihtiyacım varki konuşmaya.sıkılıorum. çalışmayınca bir dert çalışınca bir dert!
beni hatırlayanlar varmı bilmiorum.kısaca benim prensesimden bahsedeyim bende :)) 23 ekimde 2 yaşımız doldu konuşuyor,muhabbet ediyor hatta ezbere şarkı sölüoruz :)) 10 a kadar sayabilioruz arada teklemeler oluyor tabiki :) merak duygularımız aşırı kabarmış durumda :)) anne neden çiş yapıorum? anne neden uyumam gerekio? gibi bilimsel sorularımız başladı...tuvalet eğitimimiz başarılı :) sadece gece bez kullanıoruz.genelde sakin uyumlu inatlaşmadığımız ve evden çıkmadığımız sürece :) yalnız kapıdan çıktığımızda (örneğin yukarı babaanneye gittiğimizde) yani anne babadan hariç yanımızda herhangi biri olduğunda 360 derecelik bir değişkenlik söz konusu :) bu durum biraz canımı sıksada yapçak bişi yok!!! işte böle devam ediyor hayatımız...

inatlaşmakla ilgili bizimde çok sorunumuz var ama en büyük hata bende tabiki bir arkadaşın dediği gibi bazen kendime engel olamıorum 2 yaşında olduğunu unutuyorum...bu konuda sorun bizde kısacası...

bu arada benim miniğimin adıda eylül

çok sevindim arkadaşlar sizleri gördüğüme tatlı muhabbetler diliyorum...
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…