benim pztesi doğum günüm,eşimde amma masraflı olcak mayıs ayı bana diyor,hem senin doğum günün,hem anneler günü,hem devrimin doğum günü :)
Ben hemen duygulanıyorum bu tarz yazılarda:gitme:yazı çok hoşmuş Nurem... biz de anne oluyoruz yaaa :sinifsinif:
Devrimim bizimki yetişmeyebilir. Biz anneler gününde hala doğum yapmamış oluruz bence. Topiğin en minikleri sayılırız:))anneler gününe yetişse bari anneliğimiz :)
Benim eşim de diyo ki, sen o zamana kadar doğum yapmasan da, şimdiden zaten annesin. Anneler günü de hakkın diyo:) Düşünceli aşkım benim. Bir de arkadaşlarından duyduğum kadarıyla doğum hediyesi ne alınır diye düşünüp duruyomuş:) Bana geçen soruyodu doğum yapanlara ne almışlar eşleri diye:) Ben hergün rapor veriyorum bugün şu kadar kişi doğum yaptı falan filan diye:))bir çoğumuzun yetişir herhalde. dün eşime ne alacaksın bana anneler gününde dedim, oğlun alsın diyor zemuszemus
valla bilmiyorum sanki oyle olacak gibi :))
ben hic doguracak gibi degilim kaldim boyle..
Nurem, maşallah eşine
benim eşim hep almayacakmış, önemsemiyormuş gibi yapar ama alır sonuçta :)) bakalım ne alacak merak ediyorum .
Bugün ayın 29u.Bugün doğmaz heralde.Mayıs annesi olmayı garantiledik :lepi:
teşekkür ederim tatlımhakkaten 3 ü birarada olacak :)) doğumgünün şimdiden kutlu olsun, eşin ve devrim le birlikte nice güzel yaşlara....a.s.
ya ben de doğuracak gibi değilim tatlım yaaa sende en azından ağrı sızı belirtisi var valla bende o da yok. nerde bu çocuk yaaaaaaaaaaaa???CADIARZU
Düşünmesi çok hoş oluyo erkeklerin bu tarz şeyleri.
Bir psikiyatr eşime; şu an eşin çok hassas bir dönemde, Onu bebek gibi düşün demiş. Hani bebek her ihtiyacı olduğunda ağlar ve annesini ister ya, eşinde hep seni yanında ister anlayış bekler demiş. Çok sinirli olsa da,alınganlık yapsa da sakın bişey deme demiş:) Bizim ki zaten beni alttan alıyor hep ama, konuşması da çok iyi olmuş:) Doğumdan sonra nasıl olucaz bakalım:))
saol canım :)sen burda olmazsın doğumgünümde muhtemelen,gerçi bende burda olmuycam,ablamın oğlunun sünneti var,bütün gün hastanede olucağızDEVRIMIM, dogumgunun kutlu olsun simdiden :)
kızlar dün gece fatih altaylı ile murat bardakçı nın 1 nisandaki yayınını izledim netten. kardeşim izle bak seni ilgilendiriyo dedi. bi hoca doç dr. psiko yazar dio ki anne karnındaki bebekler daha rahme ilk düştükleri günden itibaren beyinlerindeki kortexe annenin yaşadığı herşeyi kaydederler. o yüzden hamile annelere çiçek gibi davranmak lazım dedi. hamileliğini ezik geçiren, kaynana zulmü koca dayağı gören hamilelerin çocukları da ezik olur dedi. nesillerimizi taşıyan kadınlarımıza özellikle hamileliklerinde çok iyi davranmak gerekiyor dedi. ay bayıldım adama yaaaa sizde izleyin 1 nisandaki programı.
Canım eşlerimizle izlememiz en iyisi:)) Onlar bilecek bizim ve bebişlerin kıymetini:)
Anne Olmak Neydi ?
Eğer anne olmasaydım;
Geceleri kesintisiz uyuyacak ama her kalkışımda seni öpme duygusunu tadamayacaktım.
İstediğim her akşam, sinemaya, dürüm yemeğe, sahilde dolaşmaya gidebilecektim ama "anne bende geleyim" diye bacaklarıma yapışan minik ellerinin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi...
Belki başım daha az ağrıyacak, daha az yorgun olacaktım ama kanepeye uzanıp minik ellerinle yaptığın o büyülü dokunuşların etkisiyle dirilemeyecektim...
Kendime ayıracak param daha çok olacaktı ama senin salça kavanozunda biriktirdiğin bozuk paraları birlikte sayıp sevinç nidaları atamayacaktık...
Kakanı temizlemek zorunda kalmayacaktım ama temizlerken kokudan dolayı minik ellerinle hem kendi burnunu hem de benim burnumu kaparken "anne burnunu kapatayım, iğrenç kokuyor" diyen uyarını bilemeyecektim...
Bir çocuk sahibi olmanın ne demek olduğunu asla öğrenemeyecektim...
Her gece bana sarılan minik kollarını, burnumun üst kısmına yerleştirdiğin o fındık burnunu duyumsayamayacaktım...
Ocak ayları bu kadar sıcak olmayacaktı...
Hastane odasında, lohusa kurdelası ile çekilmiş fotoğraflarım olmayacaktı....
Otobüse bindiğimde kimse yer vermeyecekti...
Her giyindiğimde hayran gözlerle bakıp, "tam istediğim gibi nefis olmuşsun" diyen iltifatınla coşamayacaktım...
Her gece bıkmaksızın baktığın düğün fotoğraflarıma belki yılda bir kez bakacaktım...
Annemi bu kadar sevdiğimi anlamayacaktım...
"Seni seviyorum" demeyi hep erteleyecektim...
Annelik duygusu ile donanamayacaktım...
Rujlarımı, farlarımı ve göz kalemlerimi yıllarca kullanacaktım..
Doğum izni prosedüründen haberim olmayacaktı...
38.5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı...
Hangi dişlerin ne zaman çıkacağı konusunda derin bilgilere dalamayacaktım..
Kirpiklerime kadar sıçrattığın ilk muhallebinin tadına bakamayacaktım...
Yaşanmış tecrübeleri, deneyimleri bilmiş bir tavırla reddetmeye devam edecektim...
Daha çok bildiğimi sanıp ama daha az bilecektim...
İnciklerimin, boncuklarımın, fularlarımın ve tokalarımın nereye depolandığı konusunda meraklar içinde olmayacaktım...
Yüreğim bu kadar derin atmayacaktı...
Kalbim bir ömür boyu birine ait olmayacaktı...
Baleye gitmen, bir enstrüman çalman, doktor olman, mühendis olman, v.s. konusunda sonradan edinilmiş görgüsüzlüklerim olmayacaktı...
"Anne bak dişimi fırçaladım" diye ağzını açıp koklamak için uzandığımda burnumu yanlışlıkla ısıran, kan oturtan bir çocuğum olmayacaktı...
Beni bu dünyada en çok annem seviyor sanacaktım...
Her sabah 6 da baş ucuma gelip, ses çıkarmadan yatağa girmek için benden onay bekleyen biri olmayacak ve senin geldiğini ruhani bir güçle anlama yeteneğine sahip olmayacaktım...
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?