Ben üniversitedeyken bir erkek arkadaşım vardı. 1.5 yıl çıkmıştık.
Hayatımın en kötü dönemlerinin bir kısmını yaşatmıştı bana. Çok çok acımasız ve zor bir ayrılık dönemi geçirmiştik. Çok çektirmişti bana.
Tam 15 sene sonra bir gün işyerime geldi. Evlenmiş, bir çocuğu olmuş, ama sana yaptıklarımdan dolayı vicdan azabından uyuyamıyorum aylardır kabuslar görüyorum, lütfen beni affettiğini söyle, kurtar beni bu azaptan dedi.
Bu ona çok şey kazandırdı belki, belki vicdanı rahatladı, belki başını yastığa daha kolay koyar oldu ama bana hiç iyi gelmedi. Evliydim o dönem, eşimle aramda bu yüzden ciddi sorunlar yaşadım. Onunla hala görüştüğümü düşündü, pat diye işyerime gelebilecek kadar rahat olmasını bana bağladı. Çok kavgalar ettik. Erkek işte. Kabullenemedi. Aylarca bir daha aradı mı, geldi mi, görüşüyor musun sorularının ardı arkası kesilmedi.
Ve ben onun benden özür dilemesine normal şartlar altında sevinmem gerekirken tamamen bitmiş gitmiş bir konu yüzünden ve sırf kendi vicdanını rahatlatmak uğruna birdenbire ortaya çıkıp hayatımı altüst etmesine bin beter kızdım. Keşke diyorum her şeyi olduğu gibi bıraksaydı, ne benim ne de eşimin kafasını karıştırmasaydı, hiç gerek yoktu.
Şimdi sende durum elbet aynı olmayabilir, sen de iyi niyetle bir özür borçlu olduğunu düşünüyorusun. Benim tek demek istediğim şu ki aradan epey bir zaman geçmiş ve sen bu durumda sadece kendini ve onu değil... 3. ve hatta 4. şahısları da düşünmen lazım. Gerçekten çok iyi düşünmen lazım. Bana sorarsan karşısına çıkman hiç doğru olmaz. Üstelik ayrı şehirlerdesiniz. Olası bir sevgilinin ya da eşin bu konuda seni ne kadar anlamasını bekleyebilirsin ki? Anlayamazlar zaten ve bu yüzden de kimse onları suçlayamaz.
Ben de özür dileme demiyorum elbet, dile, ama yaşadığı şehre gidip karşısına dikilmek bana pek doğru gelmiyor. Telefon edebilirsin ilk etapta, gitmen gerekirse zaten konuşmalarından belli eder o kendini...hakkında hayırlısı olsun.