Bizim de Meleğimiz Olacak, Buraya Yazıyoruz :)

canim benim koltuk altimda sislik oluyordu agri yapiyordu sivilce cikar gibi oluyordu gogsumde bi agri yoktu sanirim elle muayene cok berceremedigim icin yapamadim zaten dr da elle baktiginda bişey demedi ultrasonla baktilar
 
tümay kız okadar küçük birşeymi oluyor, ozaman eve gidince ben iyice kontrol edeyim, ben büyük bişeydir sanmıştım, dur bakalım akşam kontrol edip yazarım.
canım benimde aklıma şey geldi betül emmeyi bıraktı mı acaba süt falan mı toplandı korkma rabbimin izniyle birşey yoktur .
betül emmeyi 6 aylıkken bıraktı, yani nerdeyse 1 sene olacak, zaten çok fazlada sütüm yoktu ama içerde acaba azda olsa kalmış olabilirmi diye benimden aklımdan geçiyor. ama öyle olsa ateş filan yapar diye biliyorum sanki...
canim benim koltuk altimda sislik oluyordu agri yapiyordu sivilce cikar gibi oluyordu gogsumde bi agri yoktu sanirim elle muayene cok berceremedigim icin yapamadim zaten dr da elle baktiginda bişey demedi ultrasonla baktilar
peki özlemcim ne doktoruna gidiliyor bu durumda, kadın doğumcuya mı yoksa başka doktoramı?
 
Yok canim kadin dogum değil genel cerrahi bakiyor
 
canım yok geldiğim zaman mutlaka arayacam seni bilinmedik yere gitmektense bilinen yer daha iyi
 
canım yok geldiğim zaman mutlaka arayacam seni bilinmedik yere gitmektense bilinen yer daha iyi
ay kusura bakma tümay la merali karıştırmışım tümay da özelden doktor söylemiş bir an isime bakmadan direkt yazdım.aslında moralim çok bozuk sabahtan ağlıyorum dedem kalp krizi geçirdi diyarbakır a getirdiler ameliyat oldu yoğun bakımda şuan kızlar dua edin sağ salim çıksın 24 saat önemli yarın iki önemli ihale var iş yeri izinde vermedi boş boş bilgisayara bakıyorum bir an önce çıkış olsun gideyim
 
anam kız oneymiş..bendede var pıhtılaşma hiç böyle bişey duymamıştım..iyiki ölmemişim:))senelerce içtim..
 
inşallah şifa bulur...ne güzel çok olumlu ve hoş konuşuyosun karamsar değilsin..bu huyunu çok seviyorum senin..
 
bakın size bir yazı buldum :) benim hoşuma gittii :)


Çalışan anneden çalışmayan anneye mektup…
Aşağıdaki yazı, geçen haftaki “Herkes anne oluyor ama…” başlıklı yazıma yorum olarak bırakılan “A Letter from a Working Mother to a Stay-At-Home Mother, and vice versa” başlıklı yazının çevirisi…

Çok beğendim ben. Hatta gözlerim bile doldu okurken. Ve belki de taşmıştır. Çevirip paylaşmak istedim yazıyı… Beni yazıyla buluşturan Mehtap’a teşekkür ederek…


İngilizce’deki “stay-at-home mum” tabiri Türkçeye “Evde kalan anne” değil de, “çalışmayan anne” olarak girdiği için ben de o şekilde kullandım. Öte yandan, çocuk olduktan sonra şu veya bu sebeple dışarıda maaş karşılığı çalışmayı bırakan annelerin “çalışmayan anne” olarak nitelendirilmesine de aşırı gıcık olan bir kişiyim. Sanki de çalışmayıp yan gelip yatıyoz. Neyse, iç isyanlar başka yazıya…

***

Sevgili Çalışmayan Anne,

Bazı insanlar senin bütün gün evde ne yaptığını sorguluyorlar. Ben biliyorum. Biliyorum, çünkü ben de anneyim ve bir süreliğine de olsa ben de senin yaptığını yaptım.

Maddi karşılığı olmayan, hatta çoğu zaman karşılığında bir teşekkür bile almadığın, sabah uyanır uyanmaz başlayan ve akşam yattığında bile bitmeyen bir iş yaptığını biliyorum. Bitmek bilmeyen bir şekilde hafta sonları ve geceleri de çalıştığını biliyorum. Bütün bunların karşılığının mutluluk verici ama yetersiz olduğunu biliyorum.

Çayını, kahveni nadiren sıcak içebildiğini biliyorum. Dikkatinin sürekli bölündüğünü, herhangi bir işi tek seferde, bölünmeden yapabilmenin ne kadar zor olduğunu biliyorum. Halen gündüz uykusu uyumaya devam eden tek bir çocuğun yoksa eğer, gün boyu sakin bir an yakalayamadığını biliyorum.

Gün be gün nelerle uğraştığını, destek alamadığını biliyorum. Ağlama nöbetleri, tuvalet kazaları, yemek savaşları, yere saçılan yiyecekler, duvara sıvanan boyalar, kardeş kavgaları, durmaksızın ağlayan bebekler… Ardı arkası gelmeyen, ucu bucağı görünmeyen bir iş olduğunu biliyorum: Yemek için alışveriş yap, hazırla, pişir, çocuklara yedirmeye çalış, yere dökülenleri temizle, bulaşıkları yıka ve bütün bunların hepsini üç saat içinde tekrar et…

Öğle yemeğini huzur içinde yediğini ya da öğleden sonra kısa bir şekerleme yapabildiğini hayal ettiğini biliyorum. Bütün bunlara değip değmediğini sorguladığını, işyerinde arkadaşlarıyla kahve molası verebilen arkadaşlarına imrendiğini biliyorum. Akşam eşin işten eve geldiğinde, tam da senin dinlenmeye en çok ihtiyacın olduğu anda onun ayaklarını uzatmak istemesinin seni nasıl ağlamaklı hissettirdiğini biliyorum.

Kimsenin yardımı olmadan, bütün gün aralıksız bir şekilde çocukla ilgilenmenin zorluklarını anlamayan birçok insanın seni nasıl hafife aldıklarını biliyorum. Onlar, senin, çocuklar bir kenarda sessizce oynarken kahveni yudumladığını zannediyorlar.

Finansal bağımsızlığını özlediğini biliyorum. Başka insanların hafta sonu geldiği için sevinmesinin seni rahatsız ettiğini biliyorum çünkü senin için her gün aynı: hiç tatilin yok. Maddi karşılığını almadığın, gerçek bir iş yaptığın halde birçok insanın senin çalıştığını anlamadığını biliyorum.

Sevgili çalışmayan anne, nasıl yaptığını bilmiyorum. Sonsuz sabrını, her günü heyecanla karşılamanı ve çocukların seni yorduklarında bile onların hayatlarına neşe katabiliyor olmanı alkışlıyorum. Herhangi bir karşılık almadan, terfi, ün, maaş olmadan çalışıyor olmanı takdirle karşılıyorum. Çocuklarının kendilerini önemli hissetmelerini ve sevgi dolu bir ortamda büyümelerini istediğini biliyorum ve sen, sevgili çalışmayan anne, bunu en iyi şekilde yapıyorsun.

Seni anladığımı bilmeni istedim. İkimiz de anneyiz. Ve biliyorum.

Yolun diğer tarafından sevgiyle…

Çalışan Anne



Sevgili Çalışan Anne,

İnsanların, çalışmak için çocuklarını başkalarının bakımına bırakıyor olman yüzünden seni yargıladıklarını biliyorum. Bazı insanlar senin çocuklarını biz çalışmayan annelerin kendi çocuklarını sevdiği kadar sevmediğini bile iddia edip, çocuklar için en iyi şeyin evde anneleriyle olmak olduğunu söylüyorlar.

Bunu nasıl söyleyebilirler? Ben, senin çocuklarını diğer her anne kadar sevdiğini biliyorum. İşe dönmenin kolay bir karar olmadığını biliyorum. Artılarını eksilerini bebek olmadan çok önce tarttın. Hayatının en önemli kararlarından biriydi bu… Bunu belki öğrenciyken bile düşünüyordun.

Seni her yerde görüyorum. Sen, çocuklarım hasta olduğunda onları iyileştiren doktorsun. Sen benim çocuğumun alerjisini teşhis eden uzmansın. Sen kocamın sırt ağrılarını geçiren fizyoterapistsin. Vergi ödemelerimizi koordine eden mali müşavirsin. Oğlumun ilkokul öğretmenisin. Kreşimizin müdürüsün. Kızımın jimnastik öğretmenisin. Bize evimizi satan emlak uzmanısın. Sen olmasaydın bu dünya nasıl bir yer olurdu? Ya “bir annenin yeri evidir” diye ısrar edenlere teslim olsaydın?

Her işi, sana ve ailene uygun olup olmadığı konusunda tarttığını biliyorum. Spor yapabilmek ya da biraz olsun kendi kendine kalabilmek için herkesten bir saat erken kalktığını biliyorum. Akşam eve geldiğinde “ikinci mesai”nin başladığını biliyorum. Dışarıdan konuşanlar profesyonel işinin yanı sıra bir de koca bir evi idare ettiğini anlamıyorlar. Eve geliyorsun, yemek pişiriyorsun, çocuklarını yıkıyorsun, onlara kitap okuyorsun. Yataklarına yatırıp iyi geceler öpücüğü veriyorsun. Faturaları ödüyorsun, mutfak alışverişini yapıyorsun, çamaşır, bulaşıkla uğraşıyorsun, diğer tüm annelerin yaptığı gibi…

Çocuklarından daha fazla ayrı kalmanın seni suçlu hissettirdiğini, bu yüzden kendine ait zamandan fedakârlık yaptığını biliyorum. Çocuklarını kreşe bıraktığında işten kendin için izin almayı kendine çok gördüğünü biliyorum. İşe gidiyor olmanın senin için “izin” olduğunu düşündüğünü biliyorum. İşte geçirdiğin saatlerde hiçbir anı boşa harcamadığını biliyorum. Yemeğini masanda yediğini, kahve içmeye çıkmadığını, işine kendini tamamen adadığını biliyorum. Orada olmayı seçtin. Orada olmak istiyorsun.

Çocuklarına kimin bakacağı konusunda kılı kırk yardığını, birçok yuvanın çok iyi hizmet sunduğunu biliyorum. Çocuklarını sadece gerçekten sevilecekleri ve iyi bakılacakları bir ortamda bırakacağını biliyorum. Çocukların hasta olduğunda, belki de o günün kazancından vazgeçip onlara bakmak için evde kaldığını biliyorum. Böyle zamanlarda gizliden gizliye mutlu olduğunu, çocuklarınla olabilmekten büyük keyif aldığını biliyorum.

Her zaman orada olamadığın için suçlu hissettiğini biliyorum. Ama sevgili çalışan anne, şunu da biliyorum ki, sen çocuklarına çok iyi örnek oluyorsun. Onlara kadının kariyer sahibi olabileceğini, evin dışında çalışarak verimli olabileceğini, aynı zamanda sevgi dolu bir anne olunabileceğini gösteriyorsun. Kızlarına hayatlarında ne isterlerse onu olabileceklerini gösteriyorsun. Güç, dayanıklılık, tutku, direnç timsali oluyorsun, ve bunu da sevgi ve mutlulukla yapıyorsun.

Seni anladığımı bilmeni istedim. Çünkü ikimiz de anneyiz.

Yolun diğer tarafından sevgiyle…

Çalışmayan Anne

***
 
GÜL YAZI HARİKA ÖTESİ MÜKEMMEL

okudum okurken çok duygulandığım yerler oldu, zaten bugün ağlamaya meyilli bir ruh halim varken, bu yazıda oturup hüngür füşür ağlamak istedim nedense...
kendimi düşündüm evet onu 6 aylıkken bırakıp işe gelmek zorunda olduğum için nekadar ağladığımı, ne depresyonlara girdiğimi,
o hastayken işe gittiğim için hiç susmadan ağlayarak pişmanlık içinde eve koşa koşa geri döndüğümü,
akşam eve geldiğimde kızımın bana sarıldığında ve beni özlediğini hissettiğimde nekadar vicdan azabı duyduğumu,
cumartesi ve pazar sabahları onun ilk uyanışında beni gördüğü için gösterdiği sevinci, keşke hergün yaşasaydım diyerek içlendiğimi,
kilo almadığı zamanlarda, binbir üzüntü içinde "ben evde olsaydım böyle olmazdı" diyerek üzüldüğümü... vs vs vs.

Ama tabiki bunların karşılığında şunuda düşünüyorum;
seni zorla işe gönderen mi var?
sen çalışmasan açlıktan ölecekmisiniz? tabiki hayır.
ben kendi adıma konuşayım ki, ben çalışmayı çok seviyorum, bir nevi terapi, işe yararlık duygusu (ki evde durup çocuğu tam olarak istediğin gibi yetiştirip eğitim vermek en büyük yararlılıktır, bunuda söylemeden geçemiycem), ama görüyorumki evde duramıyorum, yapamıyorum, psikolojim bozuluyor, sinir basıyor, tahammüllüm yetmiyor vs vs...

onun için ne çalışmaktan, nede kızımın yanında duramamaktan şikayet etmem çok yersiz olur, hem onu özleyip vicdan azabı duyup, hemde işe gitmek çok büyük bir tezat aslında benim açımdan. O yüzden duruma uyumluluk gösterip, bunun zorluklarını ve kolaylıklarını teraziye koyup kendimi avutup bu hayata uyumluluk göstermeye çalışıyorum.
 
aynen canım bende çok beğendiğim için sizinle paylaşmak istedim..bende 2001den 2011e kadar bir fiil çalışmış biri olarak şuanda çalışmayan daha doğrusu çalışmayı çok sevip şuanki şartlarda çalışamayan bir anne olarakta bende kendimi gördüm...
 
gül yazı harika..bahsedilen çelişkilerin hepsini yaşadım ..kendi adıma söyliyimki ben çalışmayı sevmiyorum..her şekilde ev hanımlığını tercih ederim..ama eğer benim işim biraz mesai saati olarak ve tempo olarak biraz daha az yorucu bir iş olsaydıücretsiz iznimi kullanır sonrada seve seve işe giderdim..benim işimse bir sömürü sistemi..insanın iliğini kemiğini sömürür ..verdiği para asla karşılığı değilher şekilde haksızlığa uğradığını düşünürsün..bu nedenle lane tokuya okuya işe giderimm..
 

ALLAH kolaylık versin canım..valla ben sigortamın yürümesi için çok isterim şu saatten sonra çalışmayı hem okadar çalışmışlığım boşa gitmez hem o günleri görürsek emekli olursak kendi kendimize yetelim diye yoksa meşguliyet desen 2 afacanım la pasta kurabiye işleri fazlasıyla yeter bana...açıkçası eşimde pek çalışmamı istemiyor sigorta işinide bi türlü halledicek bakalım hayırlısı...
 
pasta börek işinden para kazanabiliyonmu bilmem ama kazandıklarınla, asgariden kendin öde bari..ne yatırsan kardır öyle düşün..
 
pasta börek işinden para kazanabiliyonmu bilmem ama kazandıklarınla, asgariden kendin öde bari..ne yatırsan kardır öyle düşün..

kazanıyorum canım ama aktif yapamıorum tabi sigortayı yatırcak kaar olmuyo haliyle hele şua ara hiç yapamam...onu eşim halledicek kısmetse bakalım inşallah..
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…