- Katılım
- 8 Temmuz 2022
- Mesajlar
- 1.047
- Emoji Skoru
- 1.016
- Puanlar
- 83
- Yaş
- 30
- Konu Sahibi kediseverbiri
-
- #1
İyi akşamlar,
Ne ailemle ne arkadaşlarımla paylaşabildiğim, içimde tuttukça da büyüyen ve kalp çarpıntısına sebep olan bazı sıkıntılarım var. Sanki büyüdükçe hayatımın kontrolünü kaybediyor gibiyim. Yaş 30 oldu, özel sektörde öğretmenlik yapıyor, maaşımın bir kısmını aileme veriyor ve geri kalanı ile ihtiyaçlarımı karşılamaya çalışıyorum. Bazen de karşılayamıyorum.
Keşke hayatta "Önce ben" diyebilen biri olsaydım. Kendime yatırım yapmaya, hayat standartlarımı yükseltmeye çok uğraştım ama hayal ettiğim seviyeye gelemiyorum. Düzenli terapi alıyorum, sınırlar üzerinde uzun zamandır çalışma yapıyoruz ama asla sınırlarımı koruyamıyorum. Özellikle anneme... Sınırlarımı çizmeye çalışıyorum, sınırımı aştığını fark edince öfke nöbetleri geçiriyorum, kavga ediyoruz, derdimi ona anlatmaya çalışıyorum, anlamıyor, o anlamadıkça ben tatmin olmuyorum ve geriye kalp kırıklıkları kalıyor. Ertesi gün neden öfkemi dizginleyemedim, onu üzdüm diye üzülüyorum fakat ben ağlarken o yanıma bile gelmiyor.
Bazen panik atak geçiriyormuş gibi kalp çarpıntısı, terleme, titreme, göğüste ağrı hissediyorum. (Herhangi bir tanım yok, belki de panik atak vardır) Hemen açık alana çıkıp nefes alıyorum, sigara içiyorum ya da ağlıyorum. Yine de içimdeki öfkeyi dindiremiyor.
Belki konularımı bilen vardır, 4 yıllık erkek arkadaşımla evlilik üzerine çok konuştuk, çözüm bulamadık ve ben severek terk ettim; en büyük etken karşı tarafın aile apartmanında yaşamak istemesiydi, herhangi bir çözüm yolu üretmedi (farklı mahallede kiraya çıkarız vb gibi), ikincisi ise maaşımın tamamını ona vermemi, ihtiyacım kadarını kendisine sorarak alacağımı, hayatın müşterek olduğunu söyledi, ben ödemeleri bölüşelim ama maaşımı veremem dediğimde de geri adım atmadı. Ayrılığın üstünden neredeyse 10 ay geçti, onu çok çok özlüyorum... En zor zamanlarımda hep o yanımdaydı, başım sıkıştığında onu arardım, yanımda olurdu, çok sık buluşurduk, eğlenirdik. Bir şeye ihtiyacım olsun sonsuz güvenle ona emanet eder, arkama bakmazdım. Ayrılığımızın 4. ayında başka biri ile nişanlanacağını duydum. Canım acıdı ama ona umarım mutlu olur diye hep dua ediyorum...
Ben de yoluma baktım, hayatımı düzene sokmak için uğraşıyorum. Birikim yapmaya, spora, terapilere zaman ayırmaya çalışıyorum. Hayatımda biri var, benimle evlenmek istiyor, önce arkadaşımdı (neredeyse 10 yıllık) sonradan birbirimizden hoşlandık, ailesi, yaşam tarzı, hayata bakış açılarımız çok denk ama sanki arkamda değil gibi hissediyorum. Örneğin arabamla alakalı bir sorunum olduğunda, ona danışıyorum ama asla anlamıyor, çevremdeki bazı erkek arkadaşlarımdan yardım istiyorum, onlara muhtacım ya resmen y.vşakça muamelelerini gözardı etmek zorunda kalıyorum.
Yolumu kaybettim ya, birşeyler inşaa etmeye çalışırken hiçbir şeyin düzgün gitmemesine, var olanı da elimle yıkmaktan çok yoruldum. Kalbim acıyor.
Örneğin arabamla alakalı bir sorunum olduğunda, ona danışıyorum ama asla anlamıyor, çevremdeki bazı erkek arkadaşlarımdan yardım istiyorum, onlara muhtacım ya resmen y.vşakça muamelelerini gözardı etmek zorunda kalıyorum.
Neden ailene maaşını veriyorsun? Vermeme şansın yok mu? Sadece belirli faturalara destek çıksan daha doğru olmaz mı? Ben aile evinde yaşayıp, elden ailelere maaş verilmesini doğru bulmuyorum. Fatura ödenebilir, eve market alışverişi yapılabilir. Ama direkt para vermek bana kalırsa doğru değil.
Aile evi bazen cennet bazen cehennem olabiliyor. Allah sabır ve kolaylık versin.
40 bin TL maaş alıyorum, bazen 20 bazen 30 veriyorum. Maalesef vermek zorundayım. Zaten verdiğim para ile ödenen şeyler vardır muhakkak. Annem yatırıyordur.
Arabayla alakalı neyi danışıyorsun bilmiyorum örnek vermemişsin. Ama ne sıkıntın varsa kendin öğrenmelisin, veya benzincideki çalışanlara danılabilirsin, servisler var. Bunlar için illa bir erkek gerekmiyor.
Konunuzu hatırladım , özlemeniz normal ama o adamdan bir cacık olmazdı. Çok maddi sömürüye maruz kalırdınız. Yaşınız da çok genç. Sevgili de bulursunuz işinizde de gelişir daha çok kazanır ayrı eve çıkarsınız.
Bu arada panik atak dediğimiz belirtileri ben tiroit hastası olduğum dönemde çok yaşadım. Müsait bir zamanınızda endokrin randevusu da alın bence. Kalp çarpıntısı, sinir, kilo kaybı, el titremesi yaşardım meğer tiroidim çok çalışıyormuş.
Parayı veriyorsan, bütçeye ortaksan, bu bütçede neye ne ödeniyor bilmen ve sorgulaman gerekiyor. Elbette ihtiyaçları vardır belki ondan veriyorsundur, verme demiyorum. Ama sorgulaman gerekir. Sen evlenip gidersen ne olacak bu evin bütçesi? Hep onlara bakamazsın.
2014 yılından bu yana ehliyetim var ama babam şubat ayında araba aldı ve son 2 aydır trafikteyim. Henüz çok ama çook acemiyim. Öğrenmeye açık ve hevesliyim ama kullanırken hatam olabiliyor mesela baskı balata için servise götürmek istiyorum ama sanayide yanımda biri olsun istiyorum çünkü kazıklanacağımı düşünüyorum, güvenemiyorum sanayici abilere.
çevremdeki bazı erkek arkadaşlarımdan yardım istiyorum, onlara muhtacım ya resmen y.vşakça muamelelerini gözardı etmek zorunda kalıyorum.
Babanı götür? Babanla beraber gidebilirsin. Yavşakça davrandığını düşündüğün insanlarla görüşmekte garip yani. Ben böyle arabada anlık bir sorun oluştu, sorunu çözemedin ne olduğunu anlamadın ondan birilerini arayıp çağrıyorsun gibi düşündüm. Akü bitmesi gibi, lastikte sıkıntı gibi. İki aydır zaten araçta ne kadar sorun yaşanabilir bu kadar insanlarla muhattap olunacak. Sanayide de birden fazla yerip sorup fiyat alabilirsin, aşağı yukarı hemen hemen aynı olur. Her seferinde arabaya farklı usta bakmamalı.
Babam şehir dışında, orada yaşıyor ve çalışıyor. Ben burada tek tabanca
Aslında tavırları öyle değildi, bir anda tanıdığın bildiğin sanayici var mı diye sorunca hiç beklemediğim samimiyette mesajlar aldım. "Yaptırırız tatlım, sen iste yeter ki canım" gibi gereksiz söylemler.
Çok yer sordum soruşturdum bu arada hepsinin fiyatı birbirinden çok farklı, üç büyük şehirlerden birinde yaşıyorum ve babamda yanımda değilken dediğiniz gibi 1 kişi olsun iyi olsun düşüncesindeyim ben de. O yüzden önce tavsiye üzerine gitmek istedim.
İnternet elimizin altında. Bilgi kaynağı sınırsız. Arabanız var ise temel olarak her şeyini zaten siz yapmalısınız. Y*vşak dediğiniz kişilerle muhatap olmak zorunda değilsiniz. İlla bir erkek destek olmamalı. Bu bakış açınızı değiştirmedikçe hayatı öyle izler durursunuz tatmin olamazsınız. Başta moral vermek istedim ama sonlara doğru okudukça gıcık oldum.İyi akşamlar,
Ne ailemle ne arkadaşlarımla paylaşabildiğim, içimde tuttukça da büyüyen ve kalp çarpıntısına sebep olan bazı sıkıntılarım var. Sanki büyüdükçe hayatımın kontrolünü kaybediyor gibiyim. Yaş 30 oldu, özel sektörde öğretmenlik yapıyor, maaşımın bir kısmını aileme veriyor ve geri kalanı ile ihtiyaçlarımı karşılamaya çalışıyorum. Bazen de karşılayamıyorum.
Keşke hayatta "Önce ben" diyebilen biri olsaydım. Kendime yatırım yapmaya, hayat standartlarımı yükseltmeye çok uğraştım ama hayal ettiğim seviyeye gelemiyorum. Düzenli terapi alıyorum, sınırlar üzerinde uzun zamandır çalışma yapıyoruz ama asla sınırlarımı koruyamıyorum. Özellikle anneme... Sınırlarımı çizmeye çalışıyorum, sınırımı aştığını fark edince öfke nöbetleri geçiriyorum, kavga ediyoruz, derdimi ona anlatmaya çalışıyorum, anlamıyor, o anlamadıkça ben tatmin olmuyorum ve geriye kalp kırıklıkları kalıyor. Ertesi gün neden öfkemi dizginleyemedim, onu üzdüm diye üzülüyorum fakat ben ağlarken o yanıma bile gelmiyor.
Bazen panik atak geçiriyormuş gibi kalp çarpıntısı, terleme, titreme, göğüste ağrı hissediyorum. (Herhangi bir tanım yok, belki de panik atak vardır) Hemen açık alana çıkıp nefes alıyorum, sigara içiyorum ya da ağlıyorum. Yine de içimdeki öfkeyi dindiremiyor.
Belki konularımı bilen vardır, 4 yıllık erkek arkadaşımla evlilik üzerine çok konuştuk, çözüm bulamadık ve ben severek terk ettim; en büyük etken karşı tarafın aile apartmanında yaşamak istemesiydi, herhangi bir çözüm yolu üretmedi (farklı mahallede kiraya çıkarız vb gibi), ikincisi ise maaşımın tamamını ona vermemi, ihtiyacım kadarını kendisine sorarak alacağımı, hayatın müşterek olduğunu söyledi, ben ödemeleri bölüşelim ama maaşımı veremem dediğimde de geri adım atmadı. Ayrılığın üstünden neredeyse 10 ay geçti, onu çok çok özlüyorum... En zor zamanlarımda hep o yanımdaydı, başım sıkıştığında onu arardım, yanımda olurdu, çok sık buluşurduk, eğlenirdik. Bir şeye ihtiyacım olsun sonsuz güvenle ona emanet eder, arkama bakmazdım. Ayrılığımızın 4. ayında başka biri ile nişanlanacağını duydum. Canım acıdı ama ona umarım mutlu olur diye hep dua ediyorum...
Ben de yoluma baktım, hayatımı düzene sokmak için uğraşıyorum. Birikim yapmaya, spora, terapilere zaman ayırmaya çalışıyorum. Hayatımda biri var, benimle evlenmek istiyor, önce arkadaşımdı (neredeyse 10 yıllık) sonradan birbirimizden hoşlandık, ailesi, yaşam tarzı, hayata bakış açılarımız çok denk ama sanki arkamda değil gibi hissediyorum. Örneğin arabamla alakalı bir sorunum olduğunda, ona danışıyorum ama asla anlamıyor, çevremdeki bazı erkek arkadaşlarımdan yardım istiyorum, onlara muhtacım ya resmen y.vşakça muamelelerini gözardı etmek zorunda kalıyorum.
Yolumu kaybettim ya, birşeyler inşaa etmeye çalışırken hiçbir şeyin düzgün gitmemesine, var olanı da elimle yıkmaktan çok yoruldum. Kalbim acıyor.
Yaşınız 30 değil de 13 gibi yaşarsanız , daha çok ağlarsınız .
Maaşı eve vermek ne demek mesela ?
Faturaları alın otomatik ödemeye , gerisini siz biriktirin .
Yatırım yapabilecek kapasiteniz vardır .
Ayrıca araç tamiratı için bir sürü kurumsal şirket var .
Reklam olur mu bilmiyorum da , ilk aklıma gelen "oto pratik " mesela .
Sürekli ağlayıp , hayatı için bi aksiyon almayanlara çok da minnoş olamıyorum .
Özür dilerim .
İnternet elimizin altında. Bilgi kaynağı sınırsız. Arabanız var ise temel olarak her şeyini zaten siz yapmalısınız. Y*vşak dediğiniz kişilerle muhatap olmak zorunda değilsiniz. İlla bir erkek destek olmamalı. Bu bakış açınızı değiştirmedikçe hayatı öyle izler durursunuz tatmin olamazsınız. Başta moral vermek istedim ama sonlara doğru okudukça gıcık oldum.
Markasına göre sanayiciler değişiyor, mesela vw bakan usta ayrı, toyotanın ayrı. Bunlar genelde tabelada yazıyor. Birde bazı sanayi dükkanlarında genel bakım yapılır yazılır, yıllık bakımı resmi servis yerine bunlara götürüyorlar artık. Ordan anlaşılıyor hangisinin hangi markanın diye. Pazarlık yap telefonda acelem var nakit halledelim de.
Annem söylüyor, ev kirası verdim, aidat verdim, pazar masrafı ve kenarda köşede kalan borçlara yatırdım diyor o kadar. Vallaha normalde hiç evlilik, çocuk düşünen biri değildim. Tek hayalim maaşımla gönlümce eğlenip kendimle ilgilenmekti ama son zamanlarda evden uzaklaşmayı çok istiyorum. Sırf bu yüzden ayrı düzenim olsun istiyorum. Yine de bunun için ani ve acele karar verip, yağmurdan kaçarken doluya tutulma hesabı gibi, bambaşka şeylere sürüklenmek istemiyorum.
Evde sadece senin maaşın mı var şuan? Çok fazla değil mi 30 bin aylık vermek? İhtiyaç varsa elbette verilir aynı evdesiniz. Ama 10 bin yetişkin çalışan için çok az bir para geçinmeye. Her şey çok pahalı. Özel ders verebilme şansın var mı ek gelir olması için veya veriyor musun?
Annemin de emeklisi var, evet çok zor çok canım acıyor evlenmek istesem hiçbir şeyim yok resmen nasıl bu düzeni değiştireceğim bilmiyorum. Çok sinirleniyorum bazen parasız bir ay geçirdiğimde işte sinirimi annemden çıkartıyorum. Özel ders vermeyi denedim ama sürekliliği hiç yok. Bu hafta gel üç hafta gelme... düzenli bir gelir getirmedi özel dersler. Çok iyi hazırlanmama ve öğrencilerle ilgilendiğim halde... Genelde ders iptalleri hep tatile gidiyoruz, çocuk hasta vb oluyor, sonra bir ders daha yapılıyor sonra bir daha aranmıyorum.