Depresyon

Siz hangi durumları yaşadınız?


  • Ankete Katılan
    56
Şuna adım gibi eminim ki ; annen manik-depresif olduğu için sen şuan bu depresyonu yaşıyorsun yaşantın tetiklemiş sadece !


Ben de bunu diyecektim. Genetik bir yatkınlık var malesef.

Çevremde gördüğüm kadarıyla anne veya babasında psikolojik problem olan çocukların en az birinde de ileri ki yaşlarda çıkıyor bu sorun.. Tabi yaşananlar tetikliyor..

Belki de ortada o kadar büyük problem yok. Bir çok kişinin rahatça bertaraf edeceği problemler düşündükçe büyüyor konu sahibi için..
 
annenizin çocuklara bakması gerçekten iyi bir fikir mi?
öfke güçlü olmaya çalışmaktan kendinizi bırakamamaktan..
kendiniz olamayışınızdan.
 
Sanırım konuyu pek fazla takip etmiyorsunuz.
İş hayatı değil ki benim sorunum.
İşimden ve iş hayatımdan o kadar memnunum ki....

Hatta iş yerinde daha mutlu, daha enerjik ve hatta daha saygın hissediyorum kendimi.
gayet de konuyu okudum. herşeye güzel yazmışsın zaten. eeee ?
 

En son Cuma akşamı konuştum onunla.
Değersiz hissettiğimi, görevini yap, ertesi gün yine aynı noktadan başla.
Robotlaşan bir hayat yaşadığımızı ve bunun normal olmadığını, beni mutsuz ettiğini anlattım.

Ailesine göstermiş olduğu "müsamaha"nın hiç bir alanının beni kapsamamasını anlattım.

Misal en son bana gelen bir konu, benim büyük oğlan kepçe ile televizyonu kırdı.
Bildiğimiz çorba kepçesi ile, bu aralar ilgi istiyor, kardeş dolayısı ile.
Daha 4 yaşında oda, ufak olan da 1 yaşında.
Annem diyor "kepçeyi elinde gördüm oğlum bırak onu bak o oyuncak değil diye yerine kaldırdım, ancak ben ufaklığı uyuturken hangi ara alıp başardıysa, televizyona vurmuş" ve televizyon fiziksel kırık değil, LCD olduğu için ekran içten kırık. Eve gelince böyle bir manzara ile karşılaşınca şok oldum ancak çocuğa ne bağırdım ne kızdım sadece yanlış yaptığını anlaması için onunla uzun uzun konuştum anlaması için uğraştım.
Yaşı gereği anladığı kadarını anladı tabii ki....

Bu mevzu sonrası haftasonu benim doktor randevum varken eşim ile annemin arasında geçen diyalog şu olmuş, annem üzüldüğünü ve gerçekten engel olamadığını anlatmış eşime. Ama eşimin tepkisi çok garip " annesi çalışıyor nasılsa alınır yenisi ne olacak!"

Annemde kızmış, nasıl annesi çalışıyor, sen necisin? Evin erkeği böyle şeylerden sorumlu olur deyince eşim hörölö hörölelenmiş. Sonra diyor annem ben alttan aldım, sonra eşinin de ayakları suya erdi, kırmadık birbirimizi ama canım sıkıldı diye anlattı annem....

Şimdi annemin bana konuyu taşıması ayrı bir garip, eşimin yaptığı ayrı bir garip.
Zira annem konuların az çok farkında, kör değil kadın.
Annemde sinir olma durumlarına yaklaşıyor, kaç senedir çocuklarımla haşır neşir olduğu için belki de şahit olmaması gereken bir çok konuya şahit oluyor.
Annemin de demesi "ben kızımı rahat etsin diye evlendirdim, köle olsun diye değil"

Bende diğer yandan düşünüyorum, evet eşim iyi bir eş.
Dövmez, sövmez, içmez, karı kıza gitmez.
E tamam da bu olması gereken birşey zaten bir meziyet değil ki!
Onun dışında bu güne kadar ailesinin yanında ne ezilmişliğim kaldı (ki ben kendimi ezdirmem) ne laf yemişliğim.
Çalıştığım halde beklentiler had safhada...

Hani diyorsun ya dönüp dolaşıp o temizlik kovasında takılıyoruz, hep bundan...
Aman evim pis kalmasın, aman temiz dursun derli toplu kalsın hep.
Toz olmasın, pislik olmasın...
Bir noktada evet evin temizliği çocukların hijyeni açısından önemli.
Ama bende öyle bir hal aldı ki durum, psikopatça temizlik yapıyorum.
 
Benim annem 30lu yaşlarında depresyon geçirmiş ve hala asabi ve geçmişi unutamayıp affedemeyen bir kadın.Sonuç olarak ben 27 yaşındayım ve manik depresifim iki ablam daha var onlarda aynı annem gibi geçmişte takılıp kalan ve asabi yapılılar.

Yani demem o ki;anne yahut baba genlerle bunu çocuklara aktarıyorlar,çocuklar beyninde o hastalık kodlarıyla doğuyorlar ve yaşamın stres ve sıkıntılarının yoğunlaştığı dönemde hastalık patlıyor.(Doktorumun açıklaması)

Psikiyatrik hastalıklarda özellikle duygudurum bozukluklarında genetik aktarım temel sebeptir.
 

İşte, mesele de bu.
Gidecek yer hiç bulunamaması.
Eşim o kadar asosyal ki, bir şekilde benim çevremi de köreltti.
Diğer yandan ev harici dışarda gezelim desek, kırk yılda bir yapıyoruz, moralsiz dönüyorum eve.
Çünkü ben o noktada değilim, çocuklar ile dışarı çıkmayı göze alamıyorum, isteksizim.
Sebepleri de hep bunlar, huzursuzluk, mutsuzluk, hep bir sinir hali...

En çok üzüldüğüm nokta da böyle anlarda çocukların birşeylerden mahrum kalması.
Ama ben onları yine de boş bırakmıyorum.
Haftanın bir günü büyük oğlumu muhakkak ben dışarı çıkartmaya çalışıyorum.
Haftanın bir günü de muhakkak babası çıkartır.
Ama bir arada birşeyler yaptığımız nadirdir.
Bu biraz eşimden kaynaklı, biraz benden kaynaklı.
 

Geçmiş olsun panik atak ilaçları ve genetik yatkınlık eşimde tip 2 diyabete sebep oldu. İlaçları bırakmanıza sevindim.


İnsanın kendini gerçekleştirme ihtiyacı var ve senin bunu yapacak imkanın yok. Destekleyecek kimse yok. Yeri geliyor böyle durumlarda eşinin sevgisinden bile şüphe ediyorsun. 2. çocuk bence aile hayatınız çok yıpratmış tabi ki çözümü yok. İlaç desteği de bir yere kadar eğer içiyorsan sonra başka sorunlara sebep oluyor, eşimin panik atak ilaçları en son trigiliseridini 900 lere hba1c sini 12,5 lara fırlatarak diyabete sebep oldu. Bence çocuklar kreşe başlayana kadar dişini sık sonra evliliğini bitirme fikrini tekrar gözden geçir. Kocanın annenle olan diyaloğu çok ama çok sevimsiz geldi. Açıkçası şeklen yanında gibi görünse de manen yok bu koca. Ben seni çok iyi anladım güçlü birisin fakat insan hayat arkadaşında yanılınca hiç bir şey eskisi gibi olmuyor. Gittikçe dibe batıyor. Mutsuz evliliklerin devam etmemesinden yanayım he r zamanda yazarım çocuk yoksa boşanın diye. Çocuklu olunca biraz daha çetrefilli oluyor maalesef süreç.
 

Bu benim korkumdu sanırım.
Ve korktuğum başıma geldi diyelim.

Annemin rahatsızlığı 17 ila erken 30'lu yaşlarda baş gösteren bir hastalık.
Annemin doktorunla da konuştum, bakırköyde yatmışlığı var annemin.
O konulara hiç değinmeyeceğim, bu konu başlı başına sayfalar alır...

Ancak doktorumun demesi 2 doğumun da lohusalığında atak geçirmediğin göz önünde bulundurularak ve yaşının gereği bu hastalığı taşıyor olman düşük ihtimal. Çünkü jenarasyon atlayarak gider bu rahatsızlık ve genelde hem cins üzerinden gider.
Yani annemde varsa bende olmaz, kardeşim varsa onda olur, ancak kardeşim de olmadığına göre, eğer kız çocuğum olsaydı onda olacaktı gibi seyir etmesinden bahsetmişti...

Tabii bilemiyorum, belki genetik benim durumum, belki de değil.
Belki yaşadıklarımın vermiş olduğu, bunca senedir ayaklarımın üzerinde durmak zorunda oluşumun ve evlendikten sonra da birşeylerin değişmeyişinin verdiği yorgunluk sonucu yaşıyorum bunları....

Kafamda deli sorular....
 
Kelimelerle ifade edemeyeceğim kadar ÇOK iyi anlıyorum seni.
Sen anlattıkça diyorum ki 'birisi benim hayatımı anlatıyor.'
 
siz zaten evlat olarak çok yüklenmişsiniz hayatı.
annesinin güçlü olmaması bir kadın için zor bir durum.
büyük çocuğunuz kreşe gitsin öncelikle..
eve yakın, makul bir kreş iş görür. oyun oynasın kafi.
anneniz götürüp getirir.
ufaklık da 2 yaştan sonra gidebilir bence.
siz de annenizden akşamları ve haftasonları destek alırsınız daha çok.
böylece iş ve ev dışında kendinize zaman ayırabilirsiniz.

öğlen aranızda müsait misiniz?
çıkıp yürüyemez misiniz?
 
Belki de ortada o kadar büyük problem yok. Bir çok kişinin rahatça bertaraf edeceği problemler düşündükçe büyüyor konu sahibi için..
Ben de konu sahibinin anlattığı şeylerde problem göremedim. Sağlıklı psikolojide üstesinden gelinmeyecek şeyler değil.
Hastalanmış sorun bu. Tanı da major depresyon diye konmuş. Yanılmıyorsam ağır depresyon.
Sevgili konu sahibi bu bir hastalık ama geçecek. Bu süreçte eşini çok yıpratmamanı temenni ediyorum. Anlattığın kadarıyla kızgınlığının altı dolu gibi görünmüyor buradan.
Acil şifalar diliyorum...
 
Belki konuyla tam alakalı değil ama ben şu eşim yardım ediyor olayına sinir oluyorum. Yanlış anlamayın konu sahibi ama o adamın da çocuğu,o adamın da evi..yaptığı şeyler yardım değil sorumluluğunu yerine getirmedir. Biz onlara böyle yaklaştıkça onlar da keyiflerinden çok da ödün vermeden,inceliklere dikkat etme gereği duymadan kendi kabataslak mutlu hayatlarında yaşar giderler.
Size gelince ise önerim,talepkar olun. Eşinize arkanızı dönüp yatmayın,belki o anlık intikam almış gibi hissederseniz ama ilerisi daha kötü olur. Konuşun konuşun konuşun eşinizle. Malzeme bu,bu kadar çıkıyor diye düşünseniz de konuşun,talep edin,isteyin.
 
Şöyle söyleyim sana geçen ayyynıı durumda senden bi tık aşağıda bi hayatım var . ve seninle aynı durumda buldum kendimi Allahım göz altlarım çökmüş cildim kırışmaya başlamış saçlarım dağınık ne ara böyle oldu dedim veee hemen değişime başladım öncelikle lendime güzel bi alışveriş yaptım hemen bi kırışıklık kremi aldım ve hergün yarım saat olsun kızlarımı alıp dışarı çıkıyorum hava alıyorum ve nispeten daha iyiyim daha da kendimi iyi hissetmek için neler yapabileceğimi soruyorum kendime kimse kendimizden daha değerli değil çocuklarımız var ve güçlü olmak zorundayıZ bırakma kendini
 
sizin bu anlattıklarınız çözülemeyecek hallolmayacak şeyler değil bence.
cocuklarınızı ayrı ayrı değil de birlikte çıkarın..
birlikte birşeyler yapmak ile başlayın..
gözüm yemiyor bir bahanedir
aglasalarda sizi rezil de etseler.. cıkın birlikte..
eşiniz ile de konuşun daha sakın ılımlı yaklaşmasını halinizden anlamasını anlayışlı olmasını isteyin.
eğer siz böyle kendinizi salarsanız herşey daha çok üzerinize gelecektir..
yalnız değilsiniz lütfen bunu söyleyin kendinize sürekli
emin olun her çocuklu ve çalışan anne sizinle benzer şeyleri yaşıyor yaşamaya devam ediyor..
bu hayata bir daha geri gelmeyeceğiz.
herşeyin başı sağlık..
eşiniz ile inat etmeyi bırakın zaten..lütfen içinize kapanmayın oturun saatlerce konuşun ona sırtınızı dönmeyin..
herşey sizin elinizde umarım en kısa zamanda atlatabilirsiniz bu durumu
biz anneyiz.. evlatlarımız var güçlü olmalıyız sen kendini bırakırsan herkes bırakır
bir insana kendi kendine ettiği kötülüğü kimse yapamazmış unutmayın
 
Terapiyi aksatma, çocukları eşini ihmal etme pahasına bile olsa kendine kendini dinlemeye vakit ayır, yeni keşfedeceğin kendinden korkma ve bir anda düzelmeyi bekleme. Geçmiş olsun Türkiye’de yaşayıp majör depresyon geçirmemiş kadın sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır bence
 
Geçmiş olsun panik atak ilaçları ve genetik yatkınlık eşimde tip 2 diyabete sebep oldu. İlaçları bırakmanıza sevindim.

teşekkür ederim. ben de de pankreatite sebep oldu. hastanede yatarak tedavi gördüm. ayrıca karaciğer enzim değerlerimi normalin 6 katına çıkardı. çok tehlikeli o ilaçlar.
eşin için de çok geçmiş olsun
 
Merhabalar senin durumun daha çok minör depresyona benziyor. Ve çoğu insan zaman zaman farkında olmadan geçirirmiş. Sen farketmişsin ve ne güzel çabanla yenmişsin.
Yalnız majör depresyon bu taktiklerle maalesef geçmez. Ciddi bir hastalıktır ve tedavi şarttır.
Konu sahibi umarım iyi bir tedavi ile hastalığını aşar. Tadaviye kolay cvp veren, diğer psikolojik rahatsızlıklara göre daha az dirençli bir hastalık.
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…