Şuna adım gibi eminim ki ; annen manik-depresif olduğu için sen şuan bu depresyonu yaşıyorsun yaşantın tetiklemiş sadece !
gayet de konuyu okudum. herşeye güzel yazmışsın zaten. eeee ?Sanırım konuyu pek fazla takip etmiyorsunuz.
İş hayatı değil ki benim sorunum.
İşimden ve iş hayatımdan o kadar memnunum ki....
Hatta iş yerinde daha mutlu, daha enerjik ve hatta daha saygın hissediyorum kendimi.
sizi çok iyi anladığımı belirtmek isterim öncelikle.
aslında fotoğraf çok net. siz de biliyorsunuz. cümlelerinizden farkındalığı yüksek bir kadın olduğunuz apaçık ortada.
evliliğiniz sizi aşağı çeken.
şu yağ dökülmesi örneği de çok ilginç..
hayatta dökülenden kırılandan pislenenenden çok daha önemli şeyler var.
ve siz hiçbir şeye yetişemezken hep o kovanın, süpürgenin başında bulursunuz kendinizi.
çocuklar oyun bekler; eşiniz sevgi,şefkat,tutku bekler..
ama siz o kova ve süpürge sarmalına vurursunuz kendinizi..
bu kahve mevzusunu da hatırlıyorum. yine sizi anlıyorum.
kendiniz için birşeyler yapmak isterken hep öncelik başkalarında.
eşinizden kadın olarak uzaklaşmayın.
kendiniz için önce..
sevilmeye ilgi görmeye sizin de ihtiyacınız var bunu sadece eşinizin istediği bir şey olarak düşünmeyin.
eşinizle bunları konuşmalısınız.
konuşamıyorsanız, yazın.
bir de izin verin o da yazsın, o neler hissediyor acaba?
aynı algı düzeyinde olmayabilirsiniz bir de..
bunu anlatmak ifade etmek zor da..
yani düz ve daha sığ bakıyordur belki hayata.
sizin o kahveye yüklediğiniz anlamı göremiyordur.
"sinemaya gittik işte!" diyordur
bu konuda anlatmaya devam edin.
konuşalım..
Benim annem 30lu yaşlarında depresyon geçirmiş ve hala asabi ve geçmişi unutamayıp affedemeyen bir kadın.Sonuç olarak ben 27 yaşındayım ve manik depresifim iki ablam daha var onlarda aynı annem gibi geçmişte takılıp kalan ve asabi yapılılar.Ben de bunu diyecektim. Genetik bir yatkınlık var malesef.
Çevremde gördüğüm kadarıyla anne veya babasında psikolojik problem olan çocukların en az birinde de ileri ki yaşlarda çıkıyor bu sorun.. Tabi yaşananlar tetikliyor..
Belki de ortada o kadar büyük problem yok. Bir çok kişinin rahatça bertaraf edeceği problemler düşündükçe büyüyor konu sahibi için..
bence sizi bu kaosa sürükleyen eşinizin bu tavırları davranışları hareketleri.. beklentilerinizi karşılamaması..
artık yorulmanız
ona karşı birşeyler anlatmaktan, konuşmaktan ne bileyim uzar gider böyle..
Durum bundan ibaret oluncada ev iş cocuk yemek vs.. agır gelir.. insan kaldıramaz..
şu zamanda en büyük destekçiniz eşiniz olmalı..
tamam yardım ediyormus sagolsun ama sadece yardım etmekle de olmaz.
Peki hiç cocuklarınızla birlikte dışarı cıkmıyormusunuz ?
örnegin hafta sonu napıyorsunuz eşiniz ne zamanlar evde ?
o demese bile siz söyleyin ? birlikte birşeyler yapalım diye.. ama yalnız değil cocuklarda olacak..
bir hafta sonumuz var oda dolu dolu geçsin deseniz mesela ?
halden anlamaz mı ?
biz daha bir pazar evde oturmadık.. yaz olsun kış olsun.. bende pazara iş bırakmam
birde anneniz ev işlerinden azcık tutmuyorsa.. cok daha zorlanırsınız
Şuna adım gibi eminim ki ; annen manik-depresif olduğu için sen şuan bu depresyonu yaşıyorsun yaşantın tetiklemiş sadece !
O ikisi aynı şey canım.Ben bipolar demem de manik-depresif derim.Annem manik depresif değil, bipolar...
Allah yardımcınız olsun. depresyon çok çok zor bir süreç.
ben de yakalandım bu illete 6 ay önce falandı. zayıfladım. kendimi ordan burdan atasım geliyordu. hiçbir şey tat vermiyordu. seninkine benzer bir yaşantım var benim de.
neyse ben de panik atakta beraberinde geldi. bu tabi işimi daha da zorlaştırdı. ardından tedaviye başladım.
tedavimin 2. ayında kullandığım ilaçlar başka hastalıklara yol açtı. karaciğerim zarar gördü. 2 ay kullanabildim ilaçları ve hemen kestiler. ilk hafta perişan oldum. ilaçlar aniden kesilmeyen türden ilaçlardı çünkü. ve tedavim yarım kalmıştı.
şimdi ilaçları bırakalım3,5 ay oldu maşallah iyiyim.
yani o depresyon geçiyor merak etmeyin. sadece siz de çabalayın kendinize güvenin geçeceğini bilin.
En son Cuma akşamı konuştum onunla.
Değersiz hissettiğimi, görevini yap, ertesi gün yine aynı noktadan başla.
Robotlaşan bir hayat yaşadığımızı ve bunun normal olmadığını, beni mutsuz ettiğini anlattım.
Ailesine göstermiş olduğu "müsamaha"nın hiç bir alanının beni kapsamamasını anlattım.
Misal en son bana gelen bir konu, benim büyük oğlan kepçe ile televizyonu kırdı.
Bildiğimiz çorba kepçesi ile, bu aralar ilgi istiyor, kardeş dolayısı ile.
Daha 4 yaşında oda, ufak olan da 1 yaşında.
Annem diyor "kepçeyi elinde gördüm oğlum bırak onu bak o oyuncak değil diye yerine kaldırdım, ancak ben ufaklığı uyuturken hangi ara alıp başardıysa, televizyona vurmuş" ve televizyon fiziksel kırık değil, LCD olduğu için ekran içten kırık. Eve gelince böyle bir manzara ile karşılaşınca şok oldum ancak çocuğa ne bağırdım ne kızdım sadece yanlış yaptığını anlaması için onunla uzun uzun konuştum anlaması için uğraştım.
Yaşı gereği anladığı kadarını anladı tabii ki....
Bu mevzu sonrası haftasonu benim doktor randevum varken eşim ile annemin arasında geçen diyalog şu olmuş, annem üzüldüğünü ve gerçekten engel olamadığını anlatmış eşime. Ama eşimin tepkisi çok garip " annesi çalışıyor nasılsa alınır yenisi ne olacak!"
Annemde kızmış, nasıl annesi çalışıyor, sen necisin? Evin erkeği böyle şeylerden sorumlu olur deyince eşim hörölö hörölelenmiş. Sonra diyor annem ben alttan aldım, sonra eşinin de ayakları suya erdi, kırmadık birbirimizi ama canım sıkıldı diye anlattı annem....
Şimdi annemin bana konuyu taşıması ayrı bir garip, eşimin yaptığı ayrı bir garip.
Zira annem konuların az çok farkında, kör değil kadın.
Annemde sinir olma durumlarına yaklaşıyor, kaç senedir çocuklarımla haşır neşir olduğu için belki de şahit olmaması gereken bir çok konuya şahit oluyor.
Annemin de demesi "ben kızımı rahat etsin diye evlendirdim, köle olsun diye değil"
Bende diğer yandan düşünüyorum, evet eşim iyi bir eş.
Dövmez, sövmez, içmez, karı kıza gitmez.
E tamam da bu olması gereken birşey zaten bir meziyet değil ki!
Onun dışında bu güne kadar ailesinin yanında ne ezilmişliğim kaldı (ki ben kendimi ezdirmem) ne laf yemişliğim.
Çalıştığım halde beklentiler had safhada...
Hani diyorsun ya dönüp dolaşıp o temizlik kovasında takılıyoruz, hep bundan...
Aman evim pis kalmasın, aman temiz dursun derli toplu kalsın hep.
Toz olmasın, pislik olmasın...
Bir noktada evet evin temizliği çocukların hijyeni açısından önemli.
Ama bende öyle bir hal aldı ki durum, psikopatça temizlik yapıyorum.
Benim annem 30lu yaşlarında depresyon geçirmiş ve hala asabi ve geçmişi unutamayıp affedemeyen bir kadın.Sonuç olarak ben 27 yaşındayım ve manik depresifim iki ablam daha var onlarda aynı annem gibi geçmişte takılıp kalan ve asabi yapılılar.
Yani demem o ki;anne yahut baba genlerle bunu çocuklara aktarıyorlar,çocuklar beyninde o hastalık kodlarıyla doğuyorlar ve yaşamın stres ve sıkıntılarının yoğunlaştığı dönemde hastalık patlıyor.(Doktorumun açıklaması)
Psikiyatrik hastalıklarda özellikle duygudurum bozukluklarında genetik aktarım temel sebeptir.
Kelimelerle ifade edemeyeceğim kadar ÇOK iyi anlıyorum seni.Bu benim korkumdu sanırım.
Ve korktuğum başıma geldi diyelim.
Annemin rahatsızlığı 17 ila erken 30'lu yaşlarda baş gösteren bir hastalık.
Annemin doktorunla da konuştum, bakırköyde yatmışlığı var annemin.
O konulara hiç değinmeyeceğim, bu konu başlı başına sayfalar alır...
Ancak doktorumun demesi 2 doğumun da lohusalığında atak geçirmediğin göz önünde bulundurularak ve yaşının gereği bu hastalığı taşıyor olman düşük ihtimal. Çünkü jenarasyon atlayarak gider bu rahatsızlık ve genelde hem cins üzerinden gider.
Yani annemde varsa bende olmaz, kardeşim varsa onda olur, ancak kardeşim de olmadığına göre, eğer kız çocuğum olsaydı onda olacaktı gibi seyir etmesinden bahsetmişti...
Tabii bilemiyorum, belki genetik benim durumum, belki de değil.
Belki yaşadıklarımın vermiş olduğu, bunca senedir ayaklarımın üzerinde durmak zorunda oluşumun ve evlendikten sonra da birşeylerin değişmeyişinin verdiği yorgunluk sonucu yaşıyorum bunları....
Kafamda deli sorular....
Ben de konu sahibinin anlattığı şeylerde problem göremedim. Sağlıklı psikolojide üstesinden gelinmeyecek şeyler değil.Belki de ortada o kadar büyük problem yok. Bir çok kişinin rahatça bertaraf edeceği problemler düşündükçe büyüyor konu sahibi için..
sizin bu anlattıklarınız çözülemeyecek hallolmayacak şeyler değil bence.İşte, mesele de bu.
Gidecek yer hiç bulunamaması.
Eşim o kadar asosyal ki, bir şekilde benim çevremi de köreltti.
Diğer yandan ev harici dışarda gezelim desek, kırk yılda bir yapıyoruz, moralsiz dönüyorum eve.
Çünkü ben o noktada değilim, çocuklar ile dışarı çıkmayı göze alamıyorum, isteksizim.
Sebepleri de hep bunlar, huzursuzluk, mutsuzluk, hep bir sinir hali...
En çok üzüldüğüm nokta da böyle anlarda çocukların birşeylerden mahrum kalması.
Ama ben onları yine de boş bırakmıyorum.
Haftanın bir günü büyük oğlumu muhakkak ben dışarı çıkartmaya çalışıyorum.
Haftanın bir günü de muhakkak babası çıkartır.
Ama bir arada birşeyler yaptığımız nadirdir.
Bu biraz eşimden kaynaklı, biraz benden kaynaklı.
Geçmiş olsun panik atak ilaçları ve genetik yatkınlık eşimde tip 2 diyabete sebep oldu. İlaçları bırakmanıza sevindim.
Merhabalar senin durumun daha çok minör depresyona benziyor. Ve çoğu insan zaman zaman farkında olmadan geçirirmiş. Sen farketmişsin ve ne güzel çabanla yenmişsin.Şöyle söyleyim sana geçen ayyynıı durumda senden bi tık aşağıda bi hayatım var . ve seninle aynı durumda buldum kendimi Allahım göz altlarım çökmüş cildim kırışmaya başlamış saçlarım dağınık ne ara böyle oldu dedim veee hemen değişime başladım öncelikle lendime güzel bi alışveriş yaptım hemen bi kırışıklık kremi aldım ve hergün yarım saat olsun kızlarımı alıp dışarı çıkıyorum hava alıyorum ve nispeten daha iyiyim daha da kendimi iyi hissetmek için neler yapabileceğimi soruyorum kendime kimse kendimizden daha değerli değil çocuklarımız var ve güçlü olmak zorundayıZ bırakma kendini
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?