Ayrıntıya çok takılıyorsun .. bazı şeylere fazla anlam yükleme. .mesela kayinvaliden çocuklar konusunda destek sözü verdi ve geri çekildi , annecim yada x hanım ,ne diye hitap ediyorsan , verdiğiniz sözün arkasında durmadiginiz için çok üzgün ve kırgınım ,size güvenmiştim ,diyerek içinde büyütmekten kurtulabilirsin. Biriktirip biriktirip kendini rahatsız edeceğine ,anında tepki ver ,gereken kişiler rahatsız olsun.
Bakıcı konusundaki düşüncen güzel , annenin gözetimi altındaki bakıcı daha kabul edilebilir, en azından senin için ..
Babanla ilgili söylediklerine yorumsuzum. Aslında içten içe kızdım da .. lütfen onunla da açık konuş ,korkma . İçinde ne varsa yüzüne söyle, boşalt herşeyi , rahatla ,o da bazı şeylerin farkına varsın artık ..
Ne yazarsam yazayım sonuna ,içinde tutma ,diye ekleyeceğim .en büyük problemin bu ..biriktire biriktire bu hale gelmişsin. Kim öğretti sana susman gerektiğini (bazı aileler kızları kısıtlar ya) ?susma ! Hep konuş ,kendini ifade etmekten çekinme .. aklında ne varsa o an söyle ve sonrasında kendine dert etme ..
Benim evliliğim de sorunlu yazdıklarınızda kendimi buldum.15 yıl önceye dayanan depresyonum var,ağır travma yaşadım ozaman.Ama ben psikolojiye ilgisi olan biriyim,doktora hiç gidemedim.Evde makaleler okudum sadece.Genel olarak iyim,fakat kalıcı hasarlar var bende.Eskisi gibi olamıyorum,mutsuzum ,hayatı otomatiğe bağladım.Hayat zaten zor,birdd çalışarak zorlaştırmak istemedim.Evde daha rahatım ,çalışsam kafayı yerim bence.
Bence siz depresyonda değilsiniz.Merak ettim, siz neden çalışmayı bıraktınız?
İş hayatı insanı gerçekten motive ediyor, hem maddi hem de manevi şekilde, bir kadının çalışması önemli.
Çocuklarınızı Allah bağışlasın, inşallah sağ salim bebeğinizi alırsınız kucağınıza.
Susmak üzüyorsa susma.Kimse öğretmedi biliyor musun?
Tam tersine yetiştirilmiş bir insandım aslında, susmayan, çataçat biriyimdir.
Evlendikten sonra ben böyle oldum ve neden böyle oldum onu dahi bilmiyorum.
Babam beni yetiştirirken, hep özgüvenli yetiştirdi.
Bir sefer biri ile bir tartışmaya girmiştik yakın akraba, ikimiz arasında geçen bir mevzuydu.
Karşımdaki kişi de yaşça benden büyüktü ve üşenmemiş mevzuyu babama taşımış.
Senin kızın bana böyle böyle söyledi diye.
Babamda kendisine "benim kızım bir laf diyorsa vardır bir sebebi, sen de onu o noktaya getirmeseydin" demiş.
Sonra babam anlattı bu mevzuyu konunun aslını astarını öğrenmek için benimle konuşmuştu.
Bende durumu anlatınca, tamam haklısın, o zaman diyecek birşey yok sen gereken şekilde davranmışsın demişti.
Hiç bir zaman beni insan içinde uyarmadı, ezmedi, aşağılamadı.
Yaptığım bir yanlış varsa hep yalnız iken uyardı.
Kısacası yanlış dahi yapsam insan içerisinde hep arkamda durdu, o özgüveni verdi.
Tek başıma birey olarak birşeyleri başarabiliyorsam, bu babamın göstermiş olduğu güvendendir.
Ama neden ben böyle oldum? Nasıl bu hale geldim bilmiyorum gerçekten.
Susan, içine atan, zamanında lafını söyleyemeyen bir insan oldum çıktım...
Neden herşey mükemmel olsun diye uğraşıyorsunuz? Kuluz aciziz biz. Herşeye yetemeyiz. Herşey tikirinda gitmez. Hele ki çocuklarınız küçük. Hiçbirşey tertemiz pür î pak olmak zorunda değil. Sadece şu aşamada onlar büyüyene kadar pratik çözümler bulmanız lazim.
Yağ dökülmüş mesela olabilir.
Çözüm nedir? Bulaşık deterjanı sıkarsınız biraz, silersiniz sonra duru sıcak suyla üzerinden alirsiniz, en son kurularsınız. Beş dakikanızı almaz. Çözülebilecek olayları çözümsüzlüğe kavuşturan sizsiniz gibi geliyor.
Hiçkimsenin hayati dört dörtlük değil.
Ve şu aşamada çocuklar sizi çok yormuş.
Bağımsızlığınizi elinizden almışlar.
Bu süreci her anne yaşıyor. Oluruna bırakmaniz lazim biraz.
Hangimizin eşi, eşinin ailesi, kendi ailesi mükemmel anlayışlı? Hangimiz çocuklar küçükken ev işini dört dörtlük yapabildik. Sizin işe gittiğinizde dinlenebilecek vaktiniz varken bir de ev hanımlarını düşünün. Annenize, güvenebildiginiz birine bırakıyorsunuz çocukları üstelik.
Ben ev hanımıyım ama cocuklarimla onlar küçükken yaşadığımi, sağlık problerimizi, çocuğumun birkaç binde bir nadir rastlanan hastalığı ve o zaman ki süreci anlatsam halinize şükredersiniz. Şimdi büyüdüler geçti gitti.
Hem benim derdimi anlatabileceğim ne annem ne babam var. Varlar da yoklar yani. Ne ergenligimi ne bu yaşadığım zorlukları destekleriyle aşabildim.
Hep tek başına çabaladım. Belki ben de bir gün tükenirim bilemiyorum ama ben bunların beni güçlendiğini düşünüp kendimi kapatmıyorum hayata.
Tabi ki herkesin hayati kendine zor. Ama herşeyi bırakmak da çözüm değil. Belki eşiniz de sizin bu durumunuzdan bıkmıştır. Etraflıca konuşun. Birbirinizi yargılamadan çözüme ulaşmaya deneyin.
Akşamları çocukları uyutunca bir film açıp izleyin. Belki yarısını izleyebileceksiniz, belki çeyreğini, ertesi günler devam edersiniz. Ama ortak bir paylaşım olur sizin için. Kısacası herşey sizin kontrolunuzde olmaz. Birçok şey de yaradanın takdirinde ilerler. Biraz tevekkül ve sabırla aşılamayacak bir problem yoktur bence.
Kolaylıklar dilerim.
Yanlış anlaşıldım. Asla yargılamıyorum. İş hayatını yoğun bir şekilde ben de gördüm. Sonrasında devam etmedim.Aradaki iyi dilekleriniz için teşekkkür ederim, ancak yargılar vaziyette yazmışsınız garibime gitti.
"Sizin işe gittiğinizde dinlenebilecek vaktiniz varken" demişsiniz ya.
Ev hanımlarındaki bu algıyı ben anlamıyorum.
İşim aşırı yoğun ve kafamda tutmam gereken o kadar çok mevzu varki... Zaten işimin detaylarını burada oturup anlatacak değilim.
Fakat ben sabah saat 6:30'da kalkıp hazırlanıp işe geliyorum.
Akşam gece saat 12:00 (en iyi ihtimalle) yatıyorum.
İşten eve gidince yemek yapmak zorundayım, çünkü yemek bekleyen çocuklarım var.
Eşim ve ben problem değil biz bir şekilde zeytin-peynir yer doyarız, ama çocukların doğru besinler ile beslenmesi gerek, gelişimleri için. Bu noktada evde yemek olmak zorunda, ve tek tip beslenemeyeceğimizden, farklı yemekler yapmak durumundayım.
Evet şanslıyım anneme bırakıyorum çocuklarımı, ancak annemden yemek temizlik beklentim olamaz.
Zaten kadıncağız 2 çocuk ile yoruluyor, o noktada da "anneniz destek oluyordur" demeye gerek yok.
İş yüküne ek olarak (ki evde iken bile işten aranan bir insanım) evin işleri de biniyor.
Haftasonunu kendime ayırabilmek istiyorsam eğer, hafta arası evi temiz tutmalı, yemekleri hazır bulundurmalı, çamaşırların yıkanmalı vs. gibi bir sürü evin yükü var.
Eşim yardım eder sağolsun, fakat onun yapabilecekleri kısıtlı, genelde çocukları oyalamak en iyi yapabildiği şey, o yüzden geri kalan işlerde ben sorumluluk altında kalıyorum.
Mükemmel olmaya çalışmıyorum dediğiniz gibi, fakat ben evin temizliğini bir gün boşversem o temizlik problemi daha büyük şekilde karşıma çıkıyor. Yani bugün burası yağlanmış hemen bir aldır geç yapayım, dersem ertesi gün üzerine farklı bir kir binecek, onun üzerine de başka bir kir, 5 dakikada çıkartacağım mevzu bana olacak yarım saatlik iş...
Ben her akşam yatmadan mümkün mertebe mutfak tezgahını özellikle tabiri caizse, sakız gibi bırakırım. Ertesi gün işe gidip eve gelene kadar mutfak yine çarşamba pazarına döner... Anneme bahane yok, iki çocukla oluyor malesef böyle. Fakat boşverdiğim günler de oldu, aman bugün de dağınık kalsın napayım dediğim. Ve sonrasında baktım ki, 5 dakikada temizleyebildiğim yer bana çok daha büyük iş çıkartarak daha uzun vaktimi alır oldu... Bunu tecrübe ettiğim için evin belli başlı yerlerini her gün temizleyip toparlamak bir rutin haline geldi...
Şimdi diyorsunuz ki iş yerinde dinlenme vaktiniz var...
Bu iş yerinde dinlenmek nasıl oluyor ben bilmiyorum gerçekten.
Benim kadar yoğun bir tempoya sahip insan (iş anlamında da) nasıl dinlenir?
Ben ev hanımı arkadaşlarıma bakıyorum, gece geç yatıyorlar 12:00 - 01:00 - 02:00 veya hangi saatse.
Sohbet ettiğimde "ya ben gündüz yapamadıklarımı çocukları uyutunca mecbur gece yapıyorum" diyorlar.
Okula giden çocuğu olanlar "o yatınca ben hallediyorum herşeyi, sabah erken kalkıp götürüyorum okula sonra bana dinlenme vakti kalıyor, eğer çok dayanamazsam 1-2 saat uyuyorum" diyorlar mesela.
Benim böyle bir lüksüm yok.
Zaten geç yatıp erkenden kalkıyorum.
Gecenin 3'ünde ve 5'inde uyanıyorum, çünkü ufaklık hala geceleri uyanıyor, biberon ile mamasını veriyorum.
Mama istemediği zamanlarda yanıma alıyorum yeterki birazcık daha uyuyayım diye.
Siz evde çocuğunuzu bırakıp (sağlıklı veya hasta iken) işe gitmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz?
Eğer çalışma hayatınız olduysa elbette bilirsiniz, ancak iş sorumluluk gerektiren birşey, ha deyince bırakıp eve gidilemiyor malesef. Oğullarım hasta iken benim işe nasıl geldiğimi bir Allah bilir...
Benim büyük oğlumda da nadir görülen hastalıklarla boğuştuk, hamd olsun büyüdü dediğiniz gibi bizde atlattık.
Bize büyük tecrübeler oldu, hayatta başkalarından duyduğumuz şeylerin başımıza gelebileceğini gördük.
Şükürsüz bir insan hiç olmadım, elimdekilere, hayatımdakilere, sahip olduklarıma hep şükrettim.
Ancak benim bu yaşadıklarım başka birşey.
Elimde olmayan, kontrol edemediğim bi durum.
Eşiniz de sizden bu anlamda sıkılmıştır diyorsunuz ya, ben ona boşanma konusunda çok defalarca konuşup önüne bu seçeneği koydum.
Gidene kapı orada, benim bütün bu yaşananlara ve yaşatıldıklarıma rağmen benden sıkılacaksa, gerçekten çıksın zaten hayatımdan. Kendi yüzüne de söyledim bunları....
Dediğiniz gibi, herkesin derdi kendine büyük.
Kimin ne yaşadığını ve nasıl o noktaya geldiğini bilmemiz mümkün değil.
Yani demem o ki, benim bu yaşadıklarım benim şımarıklığım değil, gerçekten kontrolün bende olmadığı bir durum.
maddi olarak yapabilecekleriniz nedir bilemiyorum..
anneniz çocukları parka çıkarabiliyor mu?
birlikte markete gidiyorlar mı?
çünkü,
anneniz size destek olamıyor aslında..
sadece yokluğunuzda çocukların başında bulunuyor.
büyük kreşe gidip küçük de bakıcıyla olursa kreş çağına kadar, bakıcı evinizi derler toparlar bir kap yemek yapar.
çamaşırınızı da asar, yeri gelir bir süpürge açar, en azından tezgahta bulaşık koymaz.. çocuklar için yemek yapar.
bunu talep edebilirsiniz. anlaşmayı o şekilde yaparsınız.
tek çocukla iki çocuk ciddi farklı olur.
annem baksaydı kreşe göndermek için bekleyebilirdim,
çünkü annem gerçekten kültürlü, okuyan, kendini geliştiren bir kadın.
cümlelerini özenle seçer. değer yargılarına bağlıdır ve sözde değil yaşamının özüne sindirmiş bir insandır.
bana geldiğinde çocuklarımla o kadar güzel zaman geçiriyor ki.. kahkahalar havada uçuşuyor.
benim o kadar enerjim yok mesela.
ama şartlar uymadı, çocuklarıma bakıcı baktı.
iyi niyetli bir teyzemiz.. çocuklarımı seviyor, bakımlarını sağlıyor.
yukarıda bahsettiğim gibi bana desteği de oluyor. eve gittiğimde derli toplu bir ev karşılıyor beni, bu da yeterli.
arada ben yaparım temizlik, (ben de bazen kendimi rehabilite etmek için kovaya süpürgeye vuruyorum.)
arada yardımcı alırım.
sosyal gelişimleri için kreş bence daha uygun bir ortam çocuklar için..
o yüzden ablamız 3 yaşa doğru kreşe başladı, ufaklık da aynı yaşlarda başlayacak.
bazı şeyleri eşinizle yapma derdine düşmeyin.
daha önce de yazmıştım..
ben tam olarak başaramasam da, kendi ailemle,arkadaşlarımla kuzenlerimle geçireceğim zamanı ayarlamaya çalışıyorum.
aslında tek başına bir tatil de yapsam 2 güncük bile olsa, hiç fena olmazdı :)
yürüyüş yapmalısınız mutlaka.. bunu ciddiye almalısınız.
öğlen aram yok dediniz. işleri bu hale siz mi getirdiniz acaba biraz?
ben de birim yöneticisiyim tüm telefon mail trafiği bende dönüyor.
bağlı olduğumuz üst birim, dışarıdan hizmet aldığımız firma veya şahıslar, kurum içi personel..
insanlar sınır bilmiyor, whatsapp da iş için kullanılıyor 7/24 malesef.
ben sigara kullanmıyorum.
gün içinde kısa molalarımı böyle kk veya farklı forumlar okuyarak kullanıyor işler arasında geçiş yapıyorum.
öğlen mutlaka yürüyorum.
beyaz yaka klasiği vardır ya..
topuklular ve ceketler işte dolapta durur. spor ayakkabılar botlarla gidip gelinir :)
işinizi planlayın öğle tatili hakkınız ve bunu bu şekilde değerlendirmek için ısrarcı olun derim.
bu günlerin geçici olduğunu telkin edin kendinize.
eşinizi hayatınızın merkezine koymamayı deneyin.
beklentinizi azaltın.
günlük tutun..
sizi öfkelendiren şeyleri, öfkelendiğinizdeki duygunuzu davranışınızı, farklı davranabilseydiniz sonuçlarını, sizi üzen geren şeyin çözüme ulaşıp ulaşmadığını, öfkelenince rahatlayıp rahatlamadığınızı..
yazın bunları..
dönüp baktığınızda basit şeylere öfkelendiğinizi görmeniz zor olmayacak.
anne olunca kendimizden vazgeçmek zorunda değiliz.
iki küçük çocukla, büyükşehirde çalışan bir kadın olarak ruh sağlığını korumak için sürekli planlı olmak gerekiyor.
sürekli planlı olmak zorunda olmak da zaten bir yük..
benzer süreçleri yaşayan, çözüm arayan, hala aramaya çalışan ama sonuçta mutluluğu sadece kendisinde aramaya karar vermiş biri olarak yazdım bunları..
saatlerinizi vererek evinizle çok fazla ilgilenmeyin..ev işleri nankördür arkadaşım hep daha fazlası vardır daha fazla temiz olanı daha fazla yerli yerinde olanı daha ferah kokan bi ev...hayatı yarış gibi görmeyin görenlere de gereken cevabı verin (eş, kv, komşu ,eve gelen misafirler ). şuan için bakıcı kreş vb.ücreti ödemiyorsunuz yani gayette yardımcı alabilirsizniz kendinize en az haftada bir gün..siz bak dök yala yapsanız bile sanırım birazda yetişememekten veya hastalığının etkside olabilir birazda anneniz dağıtıyor mutfağı vs..ona ilave bir iş bindireemeyeceğinize göre en mantıklısı düzenli gelen bir yardımcı almak. bunlar fiziki koşturmanızı epey hafifletir..eş ile olan huzursuzluk burdan tavsiye verilemeyecek kadar kişisel olabilir,sonuçta birsürü yaşanmışık bıkkınlık gel-gitler bitme noktasına gelip dönmeler, hayal kırıklıkları,cinsel olarak birbirlerini arzulamamak arzulanmamak, kv müdahalesi vs...uzar gider bende tutan bir çözüm sende tutmaz keza bir diğerinde daha beter eder durumu...kadın olmak maddi manevi kolay bir hayatınız olamaması demek zaten ülke şartlarında
Çok güzel bir baban varmış ,keşke içinde bulunduğun durumun da farkına varabilselerdi. .Kimse öğretmedi biliyor musun?
Tam tersine yetiştirilmiş bir insandım aslında, susmayan, çataçat biriyimdir.
Evlendikten sonra ben böyle oldum ve neden böyle oldum onu dahi bilmiyorum.
Babam beni yetiştirirken, hep özgüvenli yetiştirdi.
Bir sefer biri ile bir tartışmaya girmiştik yakın akraba, ikimiz arasında geçen bir mevzuydu.
Karşımdaki kişi de yaşça benden büyüktü ve üşenmemiş mevzuyu babama taşımış.
Senin kızın bana böyle böyle söyledi diye.
Babamda kendisine "benim kızım bir laf diyorsa vardır bir sebebi, sen de onu o noktaya getirmeseydin" demiş.
Sonra babam anlattı bu mevzuyu konunun aslını astarını öğrenmek için benimle konuşmuştu.
Bende durumu anlatınca, tamam haklısın, o zaman diyecek birşey yok sen gereken şekilde davranmışsın demişti.
Hiç bir zaman beni insan içinde uyarmadı, ezmedi, aşağılamadı.
Yaptığım bir yanlış varsa hep yalnız iken uyardı.
Kısacası yanlış dahi yapsam insan içerisinde hep arkamda durdu, o özgüveni verdi.
Tek başıma birey olarak birşeyleri başarabiliyorsam, bu babamın göstermiş olduğu güvendendir.
Ama neden ben böyle oldum? Nasıl bu hale geldim bilmiyorum gerçekten.
Susan, içine atan, zamanında lafını söyleyemeyen bir insan oldum çıktım...
Çok güzel bir baban varmış ,keşke içinde bulunduğun durumun da farkına varabilselerdi. .
Yapacak şey belli .. surda sana on sayfa da yazsam ,sen yine toparlanmak için terapiye gideceksin ,başka yolu yok .durumun daha da agirlasirsa benim gibi berbat ilaçlar kullanırsın ..
profil fotoğrafı ya da resmi güzel :)
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?