Depresyon

Siz hangi durumları yaşadınız?


  • Ankete Katılan
    56

Kimse öğretmedi biliyor musun?
Tam tersine yetiştirilmiş bir insandım aslında, susmayan, çataçat biriyimdir.
Evlendikten sonra ben böyle oldum ve neden böyle oldum onu dahi bilmiyorum.

Babam beni yetiştirirken, hep özgüvenli yetiştirdi.
Bir sefer biri ile bir tartışmaya girmiştik yakın akraba, ikimiz arasında geçen bir mevzuydu.
Karşımdaki kişi de yaşça benden büyüktü ve üşenmemiş mevzuyu babama taşımış.
Senin kızın bana böyle böyle söyledi diye.
Babamda kendisine "benim kızım bir laf diyorsa vardır bir sebebi, sen de onu o noktaya getirmeseydin" demiş.
Sonra babam anlattı bu mevzuyu konunun aslını astarını öğrenmek için benimle konuşmuştu.
Bende durumu anlatınca, tamam haklısın, o zaman diyecek birşey yok sen gereken şekilde davranmışsın demişti.
Hiç bir zaman beni insan içinde uyarmadı, ezmedi, aşağılamadı.
Yaptığım bir yanlış varsa hep yalnız iken uyardı.
Kısacası yanlış dahi yapsam insan içerisinde hep arkamda durdu, o özgüveni verdi.
Tek başıma birey olarak birşeyleri başarabiliyorsam, bu babamın göstermiş olduğu güvendendir.

Ama neden ben böyle oldum? Nasıl bu hale geldim bilmiyorum gerçekten.
Susan, içine atan, zamanında lafını söyleyemeyen bir insan oldum çıktım...
 

Ben de tam tersine, çalışmadığım zaman boşluğa düşüyorum.
Çalışma hayatı beni dinç tutuyor.
Çok yoruluyorum ama çalışmazsam da daha beter saracağımı düşünüyorum kafamdakilere.
 
Bence siz depresyonda değilsiniz.
Eşinizin beklentilerinizi karşılamaması nedeniyle derin bir hayal kırıklığı yaşıyorsunuz.

Sıfır beklenti=mutluluk benim için.

Ben 3 çocuk sahibiyim. Ev hanımıyım.
Eşim akşam işten gelince çocukları ona havale ederim. Ben de varsa dizimi izlerim, oyun oynarım.
Yemek sonrası çıkan bulaşığa dokunmam, sabah hallederim.

Mesela, çocuk yağ döktüyse ben silmem, eşime söylerim o siler.
Zaten akşama kadar 4 duvar arasında koşturuyorum. Biraz da o çeksin cefayı.
Tek maaşlı olduğumuz için eşim dışarı çıkmak istemez. Ben aylık harçlık alırım, o harçlıkla çocuklarımı alır gezerim, yerim, içerim. (Yaşları 5, 3, 1 )
İşten çıkınca eşim bizim olduğumuz yere gelir, taksiyle eve döneriz.

Yani eşim olmadan da keyfime bakarım ben. O kendi monotonluğunda boğulsun.

Evli olmak güzel ama eşle her şeyi paylaşmak mümkün olmuyor maalesef. Huy bu değişmez.
 
Susmak üzüyorsa susma.
Ben genelde cevap veririm.
Ben üzüleceğime karşımdaki üzülsün.

Bir de temizlik, yemek vb işler için yardımcı gelsin evinize.
Çalışan kadınsınız, kendinizi bu kadar paralamayın.

Eşinizin "annesi alır ya" lafına karşılık bir süre maddi desteğinizi çekin, bir kenarda biriksin.
Biraz zaman geçince güzel bir konuşma yaparsınız.
 
Son düzenleme:
Neden herşey mükemmel olsun diye uğraşıyorsunuz? Kuluz aciziz biz. Herşeye yetemeyiz. Herşey tikirinda gitmez. Hele ki çocuklarınız küçük. Hiçbirşey tertemiz pür î pak olmak zorunda değil. Sadece şu aşamada onlar büyüyene kadar pratik çözümler bulmanız lazim.
Yağ dökülmüş mesela olabilir.
Çözüm nedir? Bulaşık deterjanı sıkarsınız biraz, silersiniz sonra duru sıcak suyla üzerinden alirsiniz, en son kurularsınız. Beş dakikanızı almaz. Çözülebilecek olayları çözümsüzlüğe kavuşturan sizsiniz gibi geliyor.
Hiçkimsenin hayati dört dörtlük değil.
Ve şu aşamada çocuklar sizi çok yormuş.
Bağımsızlığınizi elinizden almışlar.
Bu süreci her anne yaşıyor. Oluruna bırakmaniz lazim biraz.

Hangimizin eşi, eşinin ailesi, kendi ailesi mükemmel anlayışlı? Hangimiz çocuklar küçükken ev işini dört dörtlük yapabildik. Sizin işe gittiğinizde dinlenebilecek vaktiniz varken bir de ev hanımlarını düşünün. Annenize, güvenebildiginiz birine bırakıyorsunuz çocukları üstelik.

Ben ev hanımıyım ama cocuklarimla onlar küçükken yaşadığımi, sağlık problerimizi, çocuğumun birkaç binde bir nadir rastlanan hastalığı ve o zaman ki süreci anlatsam halinize şükredersiniz. Şimdi büyüdüler geçti gitti.
Hem benim derdimi anlatabileceğim ne annem ne babam var. Varlar da yoklar yani. Ne ergenligimi ne bu yaşadığım zorlukları destekleriyle aşabildim.
Hep tek başına çabaladım. Belki ben de bir gün tükenirim bilemiyorum ama ben bunların beni güçlendiğini düşünüp kendimi kapatmıyorum hayata.
Tabi ki herkesin hayati kendine zor. Ama herşeyi bırakmak da çözüm değil. Belki eşiniz de sizin bu durumunuzdan bıkmıştır. Etraflıca konuşun. Birbirinizi yargılamadan çözüme ulaşmaya deneyin.
Akşamları çocukları uyutunca bir film açıp izleyin. Belki yarısını izleyebileceksiniz, belki çeyreğini, ertesi günler devam edersiniz. Ama ortak bir paylaşım olur sizin için. Kısacası herşey sizin kontrolunuzde olmaz. Birçok şey de yaradanın takdirinde ilerler. Biraz tevekkül ve sabırla aşılamayacak bir problem yoktur bence.
Kolaylıklar dilerim.
 

Aradaki iyi dilekleriniz için teşekkkür ederim, ancak yargılar vaziyette yazmışsınız garibime gitti.

"Sizin işe gittiğinizde dinlenebilecek vaktiniz varken" demişsiniz ya.
Ev hanımlarındaki bu algıyı ben anlamıyorum.
İşim aşırı yoğun ve kafamda tutmam gereken o kadar çok mevzu varki... Zaten işimin detaylarını burada oturup anlatacak değilim.
Fakat ben sabah saat 6:30'da kalkıp hazırlanıp işe geliyorum.
Akşam gece saat 12:00 (en iyi ihtimalle) yatıyorum.

İşten eve gidince yemek yapmak zorundayım, çünkü yemek bekleyen çocuklarım var.
Eşim ve ben problem değil biz bir şekilde zeytin-peynir yer doyarız, ama çocukların doğru besinler ile beslenmesi gerek, gelişimleri için. Bu noktada evde yemek olmak zorunda, ve tek tip beslenemeyeceğimizden, farklı yemekler yapmak durumundayım.

Evet şanslıyım anneme bırakıyorum çocuklarımı, ancak annemden yemek temizlik beklentim olamaz.
Zaten kadıncağız 2 çocuk ile yoruluyor, o noktada da "anneniz destek oluyordur" demeye gerek yok.

İş yüküne ek olarak (ki evde iken bile işten aranan bir insanım) evin işleri de biniyor.
Haftasonunu kendime ayırabilmek istiyorsam eğer, hafta arası evi temiz tutmalı, yemekleri hazır bulundurmalı, çamaşırların yıkanmalı vs. gibi bir sürü evin yükü var.
Eşim yardım eder sağolsun, fakat onun yapabilecekleri kısıtlı, genelde çocukları oyalamak en iyi yapabildiği şey, o yüzden geri kalan işlerde ben sorumluluk altında kalıyorum.

Mükemmel olmaya çalışmıyorum dediğiniz gibi, fakat ben evin temizliğini bir gün boşversem o temizlik problemi daha büyük şekilde karşıma çıkıyor. Yani bugün burası yağlanmış hemen bir aldır geç yapayım, dersem ertesi gün üzerine farklı bir kir binecek, onun üzerine de başka bir kir, 5 dakikada çıkartacağım mevzu bana olacak yarım saatlik iş...

Ben her akşam yatmadan mümkün mertebe mutfak tezgahını özellikle tabiri caizse, sakız gibi bırakırım. Ertesi gün işe gidip eve gelene kadar mutfak yine çarşamba pazarına döner... Anneme bahane yok, iki çocukla oluyor malesef böyle. Fakat boşverdiğim günler de oldu, aman bugün de dağınık kalsın napayım dediğim. Ve sonrasında baktım ki, 5 dakikada temizleyebildiğim yer bana çok daha büyük iş çıkartarak daha uzun vaktimi alır oldu... Bunu tecrübe ettiğim için evin belli başlı yerlerini her gün temizleyip toparlamak bir rutin haline geldi...

Şimdi diyorsunuz ki iş yerinde dinlenme vaktiniz var...
Bu iş yerinde dinlenmek nasıl oluyor ben bilmiyorum gerçekten.
Benim kadar yoğun bir tempoya sahip insan (iş anlamında da) nasıl dinlenir?

Ben ev hanımı arkadaşlarıma bakıyorum, gece geç yatıyorlar 12:00 - 01:00 - 02:00 veya hangi saatse.
Sohbet ettiğimde "ya ben gündüz yapamadıklarımı çocukları uyutunca mecbur gece yapıyorum" diyorlar.
Okula giden çocuğu olanlar "o yatınca ben hallediyorum herşeyi, sabah erken kalkıp götürüyorum okula sonra bana dinlenme vakti kalıyor, eğer çok dayanamazsam 1-2 saat uyuyorum" diyorlar mesela.

Benim böyle bir lüksüm yok.
Zaten geç yatıp erkenden kalkıyorum.
Gecenin 3'ünde ve 5'inde uyanıyorum, çünkü ufaklık hala geceleri uyanıyor, biberon ile mamasını veriyorum.
Mama istemediği zamanlarda yanıma alıyorum yeterki birazcık daha uyuyayım diye.

Siz evde çocuğunuzu bırakıp (sağlıklı veya hasta iken) işe gitmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz?
Eğer çalışma hayatınız olduysa elbette bilirsiniz, ancak iş sorumluluk gerektiren birşey, ha deyince bırakıp eve gidilemiyor malesef. Oğullarım hasta iken benim işe nasıl geldiğimi bir Allah bilir...

Benim büyük oğlumda da nadir görülen hastalıklarla boğuştuk, hamd olsun büyüdü dediğiniz gibi bizde atlattık.
Bize büyük tecrübeler oldu, hayatta başkalarından duyduğumuz şeylerin başımıza gelebileceğini gördük.
Şükürsüz bir insan hiç olmadım, elimdekilere, hayatımdakilere, sahip olduklarıma hep şükrettim.
Ancak benim bu yaşadıklarım başka birşey.
Elimde olmayan, kontrol edemediğim bi durum.

Eşiniz de sizden bu anlamda sıkılmıştır diyorsunuz ya, ben ona boşanma konusunda çok defalarca konuşup önüne bu seçeneği koydum.
Gidene kapı orada, benim bütün bu yaşananlara ve yaşatıldıklarıma rağmen benden sıkılacaksa, gerçekten çıksın zaten hayatımdan. Kendi yüzüne de söyledim bunları....

Dediğiniz gibi, herkesin derdi kendine büyük.
Kimin ne yaşadığını ve nasıl o noktaya geldiğini bilmemiz mümkün değil.
Yani demem o ki, benim bu yaşadıklarım benim şımarıklığım değil, gerçekten kontrolün bende olmadığı bir durum.
 
Yanlış anlaşıldım. Asla yargılamıyorum. İş hayatını yoğun bir şekilde ben de gördüm. Sonrasında devam etmedim.
Dinlenmekten kastım kafanın dinlenmesi. Bir saat çocuklardan ayrı bir aktivite yapmak bile bu dinlenme için yetebiliyor insana.
Küçük çocuklu ev hanımlarını kastettim ben .
Yoksa çocuklar okula gider evde yayıla yayıla iş yaparsın, oturursun bunu kastetmedim.
Benim büyük beş yaşındayken ikinci oldu ve abartısız 8-9 aylığa kadar gece bir iki saat uykuyla durabildim. Gündüz de hep kucağımda.
Eşimin işi yoğundu mesaisi çoktu, şehirdışı, yurtdışı gidişi çoktu.
Ve benim yakınımda hiç ama hiç kimsem de yoktu.
Şu bebeği tutta wc ye giriyim diyebileceğim kimsenin olmaması tuvalet için bile eşi beklemek ve bunu bir yıl her gün yaşamak.
Ben benim durumundakilerle kıyas yaptım. Çünkü benim o durumumda çalışmam inanın benim için dinlenme olacaktı.
Diyorum zaten o dönemlerden çoğumuz geçtik.
Ve üstelik ev hanimiyken bütün bunlara yetişemek durumum varken sizin yetisememeniz hayli hayli normal demek istedim ben.
Kendinize çok yük yüklüyorsunuz olmadığında olmadı işte napiyim deyin geçin, kendinize yüklenmeyin demek istedim.
Mevzuyu ev hanımı çalışan bayana dayandirip sizi kınamak olsaydı amacım başka türlü yazardım.
Beni de o dönem kınayan çok oldu çünkü herkes çocuk büyütüyor senin çocuğunun onlardan farkı ne işte evde oturuyorsun bir de diyene çok rastladigim için amacım asla ve asla kınayıp, yargılamak olamaz.
 
saatlerinizi vererek evinizle çok fazla ilgilenmeyin..ev işleri nankördür arkadaşım hep daha fazlası vardır daha fazla temiz olanı daha fazla yerli yerinde olanı daha ferah kokan bi ev...hayatı yarış gibi görmeyin görenlere de gereken cevabı verin (eş, kv, komşu ,eve gelen misafirler ). şuan için bakıcı kreş vb.ücreti ödemiyorsunuz yani gayette yardımcı alabilirsizniz kendinize en az haftada bir gün..siz bak dök yala yapsanız bile sanırım birazda yetişememekten veya hastalığının etkside olabilir birazda anneniz dağıtıyor mutfağı vs..ona ilave bir iş bindireemeyeceğinize göre en mantıklısı düzenli gelen bir yardımcı almak. bunlar fiziki koşturmanızı epey hafifletir..eş ile olan huzursuzluk burdan tavsiye verilemeyecek kadar kişisel olabilir,sonuçta birsürü yaşanmışık bıkkınlık gel-gitler bitme noktasına gelip dönmeler, hayal kırıklıkları,cinsel olarak birbirlerini arzulamamak arzulanmamak, kv müdahalesi vs...uzar gider bende tutan bir çözüm sende tutmaz keza bir diğerinde daha beter eder durumu...kadın olmak maddi manevi kolay bir hayatınız olamaması demek zaten ülke şartlarında
 
maddi olarak yapabilecekleriniz nedir bilemiyorum..
anneniz çocukları parka çıkarabiliyor mu?
birlikte markete gidiyorlar mı?
çünkü,
anneniz size destek olamıyor aslında..
sadece yokluğunuzda çocukların başında bulunuyor.
büyük kreşe gidip küçük de bakıcıyla olursa kreş çağına kadar, bakıcı evinizi derler toparlar bir kap yemek yapar.
çamaşırınızı da asar, yeri gelir bir süpürge açar, en azından tezgahta bulaşık koymaz.. çocuklar için yemek yapar.
bunu talep edebilirsiniz. anlaşmayı o şekilde yaparsınız.
tek çocukla iki çocuk ciddi farklı olur.

annem baksaydı kreşe göndermek için bekleyebilirdim,
çünkü annem gerçekten kültürlü, okuyan, kendini geliştiren bir kadın.
cümlelerini özenle seçer. değer yargılarına bağlıdır ve sözde değil yaşamının özüne sindirmiş bir insandır.
bana geldiğinde çocuklarımla o kadar güzel zaman geçiriyor ki.. kahkahalar havada uçuşuyor.
benim o kadar enerjim yok mesela.
ama şartlar uymadı, çocuklarıma bakıcı baktı.
iyi niyetli bir teyzemiz.. çocuklarımı seviyor, bakımlarını sağlıyor.
yukarıda bahsettiğim gibi bana desteği de oluyor. eve gittiğimde derli toplu bir ev karşılıyor beni, bu da yeterli.
arada ben yaparım temizlik, (ben de bazen kendimi rehabilite etmek için kovaya süpürgeye vuruyorum.)
arada yardımcı alırım.
sosyal gelişimleri için kreş bence daha uygun bir ortam çocuklar için..
o yüzden ablamız 3 yaşa doğru kreşe başladı, ufaklık da aynı yaşlarda başlayacak.

ben çalışmayı para kazanmak için tercih edenlerden değilim.
elbette bütçemize yadsınamaz bir katkı sağlıyorum ama çalışmasaydım da standartlarımız aşağı yukarı bu şekilde olabilirdi.
S sn0wdr0p na katılıyorum.
ben çalışırken zihnen dinleniyorum. odağım değişiyor çünkü.
bu bana iyi geliyor.

bazı şeyleri eşinizle yapma derdine düşmeyin.
daha önce de yazmıştım..
ben tam olarak başaramasam da, kendi ailemle,arkadaşlarımla kuzenlerimle geçireceğim zamanı ayarlamaya çalışıyorum.
aslında tek başına bir tatil de yapsam 2 güncük bile olsa, hiç fena olmazdı :)

yürüyüş yapmalısınız mutlaka.. bunu ciddiye almalısınız.
öğlen aram yok dediniz. işleri bu hale siz mi getirdiniz acaba biraz?
ben de birim yöneticisiyim tüm telefon mail trafiği bende dönüyor.
bağlı olduğumuz üst birim, dışarıdan hizmet aldığımız firma veya şahıslar, kurum içi personel..
insanlar sınır bilmiyor, whatsapp da iş için kullanılıyor 7/24 malesef.
ben sigara kullanmıyorum.
gün içinde kısa molalarımı böyle kk veya farklı forumlar okuyarak kullanıyor işler arasında geçiş yapıyorum.
öğlen mutlaka yürüyorum.
beyaz yaka klasiği vardır ya..
topuklular ve ceketler işte dolapta durur. spor ayakkabılar botlarla gidip gelinir :)
işinizi planlayın öğle tatili hakkınız ve bunu bu şekilde değerlendirmek için ısrarcı olun derim.

bu günlerin geçici olduğunu telkin edin kendinize.
eşinizi hayatınızın merkezine koymamayı deneyin.
beklentinizi azaltın.
günlük tutun..
sizi öfkelendiren şeyleri, öfkelendiğinizdeki duygunuzu davranışınızı, farklı davranabilseydiniz sonuçlarını, sizi üzen geren şeyin çözüme ulaşıp ulaşmadığını, öfkelenince rahatlayıp rahatlamadığınızı..
yazın bunları..
dönüp baktığınızda basit şeylere öfkelendiğinizi görmeniz zor olmayacak.

anne olunca kendimizden vazgeçmek zorunda değiliz.
iki küçük çocukla, büyükşehirde çalışan bir kadın olarak ruh sağlığını korumak için sürekli planlı olmak gerekiyor.
sürekli planlı olmak zorunda olmak da zaten bir yük..

benzer süreçleri yaşayan, çözüm arayan, hala aramaya çalışan ama sonuçta mutluluğu sadece kendisinde aramaya karar vermiş biri olarak yazdım bunları..
 

Annem ne çocuklar ile parka gidebiliyor ne de bir markete çıkabiliyor.
Çünkü bir tanesi 4 yaşına yeni girecek, diğeri de 1 yaşına yeni girdi.
Zaten annem o potansiyelde bir kadın değil.
Dediğiniz gibi ben yokken çocukların başında duruyor durumunda, o yüzden zaten büyük olanı bir an önce kreşe vermek istiyorum, çünkü annem ona yeterli değil. Fakat farklı çözümüm de yok şu an.

Bakıcı çok aradım, bir tane deneyimim de oldu. Evimde kamera sistemi bile döşedim bunun için, ancak gel gelelim, hiç yaşanmaması gereken noktalara geldi konu.
Bırakın eve yardım etmeyi bir kap yemek koymayı, ben kadının ardını temizliyordum ve artık hakikaten kadına ben hizmet eder olmuştum. Bakıcı değiştirmek için ilan verdim hem ücretli hem ücretsiz ve inanın bir tane düzgün birini bulamadım.
Buna bağlı olarak ayaklarımda yaralar çıktı, stresten, işi bırakmayı düşündüm çok üzüldüm sonrasında annem halimi görüp "Böyle olmuyor ben destek olurum size, sen de harab ettin kendini" diyerek çocuklarıma bakmaya başladı, yoksa annem bakmayacaktı ki, ben annem "ben bakarım" dediği için ona yakın lokasyona taşındım ikinci hamileliğimi öğrenince. Yani bu süreç inan zordu benim için....



Siz anneniz konusunda şanslısınız.
Benim annem 11 sene kayınvalide ile yaşamış, ki ben de o hayatın içersindeydim, çok zorluk çekmiş bir kadın.
18'inde beni kucağına almış, hem cahilliğin verdi hem de istemeyerek evlendirilmenin verdiği zahmetleri çekmiş.
Çocuk yaşta anne olmuş diyeceğim o ki.
Annem bu yüzden bipolar zaten, yaşadığı pskilojik yıkımlar sonunda psikolojisini alt-üst etti.
Annem tek başına doktora bile gitmez, ben götürürüm onu.
Kontrollerinde devamlı yanında olduğum için, doktor onayı ile çocuklarıma bakıyor.
Çünkü benim çocuklarım anneme terapi oluyor bir bakıma, çocuklarımla ilgilenmediği zaman boşluğa düşüyor.
Kısacası uzun hikaye, karşılıklı bir durum söz konusu....

Kreş konusuna katılıyorum, çocuklar gerçekten kreş yaşı geldiğinde gönderilmeli.
Ancak benimki kreşe giderken kreşten almak durumunda kaldım, ufaklık çok hastalandı ve ufaktı.
Doktor biraz bu büyüyene kadar kreşten almalısın, yoksa ufaklık en hastalığa açık zamanında çok hastalanarak gereksiz bir çok komplike oluşturacak demişti. Bende doktoru dinledim tabii ki.
Şimdide aslında verebilirim kreşe, ancak havaların biraz daha düzelmesini bekliyorum.



Keşke bende sizin gibi olabilseydim, ben maddi anlamda da çalışma ihtiyacı olanlardanım.
Çalışmadığımı düşündüğümde şu anda bulunduğum maddi özgürlüklerim olmayacak.
Lüks sayılabilecek bir çok şeyden çocuklarım mahrum kalacak, en basiti kreşe gönderemem evde kendim bakıyor olurum. Ancak 4 yaş çocukların zihinsel gelişimi için çok önemli ve zaten 4 duvara bağımlı bir nesil yetişirken, bari çocuğum yaşıtları ile vakit geçirsin istiyorum, çünkü dediğim gibi sosyal bir çevre söz konusu olmadığından çocuğumda eve tıkılıyor.
Anne-babanın da yetebildiği noktalar bir yerde tıkanıyor ne kadar yaz aylarında daha çok dışarıya çıkıyor, daha çok onu parka, açık havaya götürüyor olsakta, yaşıtları ile geçirdiği kreş ortamı gibi olamaz tabii ki.
Ama tek neden bu değil tabii ki, kirada oturuyorum ay dediğin geliyor ve sadece kira ile de bitmiyor herşey...



Yok işleri ben bu hale getirmedim pozisyon gereği işimi bırakarak yerimden ayrılabilecek bir pozisyonda değilim.
Ben ofis yöneticisiyim öyle düşünün, herşey benim elimde dönüyor.
Kurumsal bir firmada çalışıyor olmama rağmen malesef bu konuda üst biriminin de yapabileceği birşey yok.
Bulunduğum firmada 2. senemi dolduruyorum daha bir kere öğle yemeğine çıkmışlığım yoktur.
Bunun haricinde, çok uzun soluklu bir iş hayatım var ve buna ek olarak hep bu şekildeydi benim durumum.




Ben yazmış olduğunuz her bir kelime için ve göstermiş olduğunuz iyi niyetiniz için ve özellikle de ayırmış olduğunuz değerli vaktiniz için çok teşekkür ederim.
Yalnız olmadığımı ve gerçekten ileride bu problemleri aşabileceğimi gördüm sayenizde, sizin ve bu konuya yorumda bulunan kişilerin sayesinde.

Umarım benim için de bu günler bir gün gelmiş ve geçmiş olacak.
Sonuçta hayatta ne kalıcı ki?
 

Çok güzel dile getirmişsiniz, gerçekten de durum böyle.
Evet yardımcı alıyorum eve, 15 günde bir.
Eskiden onu Cumartesi günleri alırdım, ben de temizlik yapardım kendisiyle, hatta kadın gittikten sonra "oh mis gibi oldu ev" diye gururlanırdım.
Fakat baktım böyle olmuyor, bir tek haftasonum var zaten, genelde pazartesi alıyorum ki haftasonu rahat geçireyim, temizlik ile uğraşmayayım. Nasılsa kadın gelecek, yapılması gereken ufak tefek işleri yapıyorum, genel temizlik işini kadına bırakıyorum.

Ancak dediğim gibi günlük rutin temizlik yapmam gerekiyor, bu kendimi birilerine ıspatlamak veya yarışmak için yaptığım birşey değil, gerçekten kendi çocuklarımın hijyen durumunu düşünüyorum.
Ufak olan yerde ne görse ağzına atma potansiyelinde, ben her daim bunu takip edebilecek bir noktada değilim, çalışan anne olarak. O yüzden içime sinecek şekilde evi temiz bırakmaktan başka çarem yok.

Dediğiniz gibi eş ile yaşanan huzursuzluklar kişi ve eşi arasında olan kişisel bir durum.
Anlatılamayacak noktalar oluyor muhakkak. O yüzden değinemediğim noktalar da oluyor.

Zaten bu kadar yazdıktan sonra eşimin bir noktada internette bu yazışmalara denk gelerek beni tanımaması işten değil...
O kadar çok net ve açık ifade etmeye çalışıyorum ki kendimi, ve ben kişisel hayatımda da böyleyimdir, kim olduğumun ortaya çıkması çokta zor olmayacaktır.

Bir gün gelipte birisi "seni tanıyorum ben" derse şaşırmayacağım artık... .
 
Sen öyle bi yorulmuşsunki hicbiseye enerjin kalmamiş e çok normal hem 2cocuk yapmişsin hemde çalişiyorsun.çok dogal.bir cocuk bakicisi tutman lazim nede olsa maaşin var.arkadaslarinda dedii gibi 2 fazla verip ev işini veya yemegide yaptirir en az 2 yükünden kurtulur biraz dinlenir ve gezer tozarsin
 
benim bipolarla başladı Allaha şükür atlattım onu fakat.depresyon baki kaldı azıcık üzülsem hemen elim ayağım kesiliyor.dünya yük biniyor.hamile olmasam da çözüm bulamamıştım bipolar geçmişim olduğu için antidepresanda sadece beni sapıttırır.öyle antidepresanlı bi tedavim de olması mantıklı değil.hemen mani ye döner. lohusalıktan da korkuyorum.inşallah kolay geçer.
 
Çok güzel bir baban varmış ,keşke içinde bulunduğun durumun da farkına varabilselerdi. .

Yapacak şey belli .. surda sana on sayfa da yazsam ,sen yine toparlanmak için terapiye gideceksin ,başka yolu yok .durumun daha da agirlasirsa benim gibi berbat ilaçlar kullanırsın ..
 

Çok teşekkür ederim, hem sana hem de yazan herkese.
Buradaki aldığım yorumlar, tavsiyeleriniz ve derdime ortak oluşlarınız beni kendimi daha iyi hissetmeye yönlendiriyor.
Herşey için çok teşekkür ederim her birinize.
Değerli vaktiniz için.

Bir arkadaşım da şöyle bir yorum yaptı "bu durumlarda eşini bence fazla suçlayıp yüklenme, çünkü hata birazda sende, sen bu şekilde olmasına da sebebiyet veriyorsun, bırakmıyorsun bir bakalım ne yapacak, bütün sorumluluğu üstlenip, ardından niye bu kadar sorumluluğum var diye yakınıyorsan bu saçma oluyor" dedi...

Belki de haklı... Ben de biraz büyütüyorum durumları sanırım.
 
bence hem ev işi hemde çocuk bakımını birarada yürütebilecek iyi bir bakıcı ayarlamalısınız, evdeki iş yükü üstünüzden kalksa iyi olurdu diye düşünüyorum. güven problemi olacaksa şirketten vs bakıcı bakabilirsiniz
 
Son bir kaç gündür çok daha iyiyim.
İlaçlar beni başta aptal gibi yaptı, kafam resmen uyuşmuş hissediyordum.
Mantıklı düşünemiyormuşum gibi geliyordu ve sanki enerjimi biri almıştı.

Cuma, Cumartesi evde değildim zaten.
Cuma akşamını bir arkadaşımla geçirdim, onun evinde, büyük oğlumu da yanıma aldım.
Güzel bir akşam oldu ve halime şükrettim.
İşte sanırım eksikliğim biraz da bundandı, elimde var olanları anlayabileceğim farklı ortamlara girmeyişimden.
Diyorum ya, eşim sağolsun, sayesinde asosyal bir insan oldum.
İnsan sosyalleşince vizyonu da genişliyor, farklı şeyleri görebiliyor ve gerçekten elindekilerini anlayabiliyor.

Cumartesi günü de eşim ile beraber çok sevdiğimiz bir arkadaşımıza gittik çocuklarla.
Çok iyi geldi bana, aylardır görmemiştim zaten arkadaşımızı.
Çocuklar için de şahane oldu, ben de çok rahat ettim.
Eşime de "neler kaçırıyoruz" mahiyetinde dokundurdum, sanıyorum ki anladı beni.

Bakalım inşallah bu şekilde devam ederse, haftasonlarımıza birşeyleri sıkıştırıp yaparsak, sanıyorum iyi olacak her açıdan. Çünkü dolu dolu geçen bir haftasonu hem beni hem de çocuklarımı çok motive ediyor.
 
Yani acaba cokmu biriktirdiniz icinizde de yavas yavas bu noktaya geldiniz? Kuzum ilac tedavisi tabiki ise yarayacaktir zira beynimizdeki kimya bozuluyor haplar onlari arttiriyor azaltiyor vs...ama esas olan bakis acini değiştirmeniz kendimden ornek verecek olursam mutsuz oldugum ortamdaydim oradan ayrildim ve pskiyatriyr gittim ilac verdi ki ise yarıyor sanirim ama birazda pozitif olmak lazjm ,icinizden gelmese bile gulumseyin neseli olmaya calisin inanin zamanla keyfiniz yerine gelicektir ve elbetteki duzeleceksiniz sadece gececegini bilin evet suan bu durumdayim ama gecicek diye kendinizi buna odaklayin

Acin psikolog videolarini izleyin mesela...

Kim ne sizi bu hale getirdi bilmiyorum ama insanlar yuzundense dusunmemeye calisin,cok gecmis olsun
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…