Kendimi o kadar zorluyorum ki...
Aşk hakkında söylenmiş ve söylenecek olan tüm zırvalıklara kulağımı kapatalı uzun zaman oldu. Kendimi tanıdıktan sonra vazgeçtim bunları dinlemekten. Her buluşmada midesinde kelebekler uçuşan insanlar, sevdiğinin yüzüne bakınca gözleri dolan varlıklar. Lan dedim yıllarca, bende niye olmuyor tüm bunlar?
Başlarda karşımdaki kişiyi yeterince sevmediğime yordular. İnandım ben de buna. O aşk hakkında atıp tutanlar var ya. Oldum olası tiksinirim tek doğru üzerinden ilerleyen zatlardan.
-Hımm yanına gittiğinde alnının üzerinde uğur böcekleri sekiyormuş gibi hissetmiyorsan aşık değilsindir.
-ayol kalbin yerinden fırlamıyorsa aşık değilsindir.
-yanından hiç ayrılmak istemiyorsan aşık değilsindir.
-Üzengi kemiğinin üzerinde fil oturmuş hissi oluşmuyorsa aşık değilsindir.
Hadi oradan be. Aşkın tanımı senin midendeki kelebeklerden daha ulvi değil miydi? Hem neden aşka bu kadar mana yükleniyor ki? Kendimi tanıdım tanımasına da kabullenmedim henüz. Ne kadar his varsa en hızlı şekilde tüketiyor olmayı kabullenemedim. Ölüm acısını bile...
Sevgilim, çok zorluyorum kendimi. Henüz 1 sene dolmamışken tükettim o arşa değen hisleri. Hoş biliyordum böyle olacağını ya, bir umut daha uzun sürer sanmıştım. Özür dilerim bana maruz kaldığın için. Hiçbir hissi muhafaza edemeyen bir varlığa katlandığın için. Benim hayatımda her şey yarım. Kime anlatıyorum ki? Biliyorsun gözlerimin eskisi gibi bakmadığını. Kabulleniyorsun da. "Sen busun ve değişmezsin" diyorsun ya, bu yüzden hala seninleyim belki de.
Tamam kabul, son zamanlarda ayrılığı biraz fazla düşünüyorum. Sonra diyorum ki kendime, sonrası yok ki. Ben bunca yıldır hiçbir hissi sahiplenemedim ki. Ben kaybetme korkusunu bile yaşayamıyorum ki. Bazen uzun uzun bakıyorum ailemin tüm fertlerine. Zorluyorum kendimi, anlatılanlar kadar içtenlikle bağlı olmayı diliyorum ardından. Olmuyor, olamıyor...
Sevgilim, biliyorum pek yakında bunalacak ve çözmekte zorlandığın bir saçmalıktan arınmayı dileyeceksin içten içe. Sana kızmayacağım, muhtemelen bu yaşandığında bağlanmaya başlayacağım. Çok geç olacak... Hayatımda izlediğim en berbat ve manasız filmlerden biriydi ıssız adam. Ancak herkes "geri zekalı" derken, ben anlamıştım o herifi. Kaçmak isteyişini. Gerzek bir şekilde tokayı görünce fark etmişti sevdiğini. Emin ol ki, o hatun evlenmeseydi ve yeniden birlikte olsalardı yine aynı hisleri yaşayacaktı. Issız adama kendini benzeten tiplerden olduğum için daha sonra kendime kızacağım. Şimdi değil.
Sevgilim, biraz daha sabret. Umudum yok ancak değişmeye çabalıyorum. Düşünmek yerine hissetmeye çabalıyorum. Milyonlarca hatunun şikayetçi olduğu durumu yaşamak için can atıyorum. Zihnimden önce kalbimin çalıştığı bir ilişkinin içinde olmak için çok fazla çabalıyorum. Umarım bu kez gerçekleşir. Umarım bu kez ben yerine biz demeyi başarabilirim. Değişemeyeceğimi biliyorum ama hislerim yeniden canlanır belki. Ne dersin?