Çıkış yoluna nasıl ulaşırım?

gibigibiyim

Guru
Kayıtlı Üye
13 Ağustos 2014
11.427
18.738
Belli ki boşanmayı aslında istiyorsunuz ama buna cesaretiniz yok o veya bu sebepten.. Bunu ancak bir psikolog çözebilir, yani sizin içinizdeki düğümden bahsediyorum.. Burada çok şeyler söyleyebiliriz ama siz zaten bizim söyleyeceklerimizin hepsinin gayet farkında ve bilinçli bi insansınız, ama sizin ve bizim bilmediğimiz bişey var belli ki cesaretinizi kıran..O yüzden uzman yardımı almakta fayda var.
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 380 gün geçti.

Duygusal durum

Üye
Kayıtlı Üye
20 Temmuz 2020
26
48
31
Bilmem. Yetişme tarzından olabilir mi? Bu ilişkiye dışardan bakan biri olsam kendime neler demezdim. Ama içindeyken çıkamıyorum, bende ki bu aşırı acıma duygusu beni hayatımın her alanında yoruyor. Belki boşansam zannettiğim kadar üzülmeyecek.
Bundan yıllar önce nişanı attım. Nasıl ağlıyor ediyor her şeyi bırakıp İstanbul a gelmiş. Ücretli öğretmenlik yapıyor. Ailemin bodrum katındaki evinde. Fedakarlık yapmış. Ama içim nasıl parçalanıyor, ağlıyor gariban anne kanser ... Ama direndim yok dedim. Gitti. On gün sonra bir baktım ki eski sevgilisine dönmüş :) kim bilir şimdi neredeeeee .. hayatımda yaptığım en doğru şeydi. Çünkü her gün alkol alıyordu ve ben bunun arada bir icilmedgini o alt kattaki evde kaldığında ogrenmistim. Ki kendim de arada alkol alırim ama bunun her gün olmasını kaldıramayacağımi biliyordum. Şimdi beş buçuk yıllık evliyim iki çocuğum var ve eşimle çok mutluyum. He yarın öbür gün bir şey olur. Gözünün yaşına bakmam, koyarım kapının önüne. Ben niye evleniyorum? Mutlu olmak için. Anlayış, sevgi, ilgi, yardımlaşma, hayatı kolaylaştırma için. Adam kaza geçirir felç olur ölene kadar bakarım ama o adam bana bunları yaparsa gönderirim. Siz uzun süren bir alışkanlığı birakamiyorsunuz ama eşiniz bırakmış. Emin olun zaten kızı iki gün alsa keşke dersiniz ama almaz bile. Zaten kizinizla hep teksiniz bari hakaret huzursuzluk çekmeyin. Kizinizla birlikte mutlu bir yasam sürün. İlk çok zor olacak, başarısızlık yalnızlık hissedeceksiniz ama sonrası çok daha rahat. Adamin acınacak bir tarafı yok. Yani sağlıklı, kaybetmekten korkmayan kendi hayatini yaşarken hayatı da zehreden adam boşverin gitsin.
 

zbzbzbzb

Guru
Kayıtlı Üye
22 Mayıs 2009
473
277
39
Merhaba

Mutsuzum. O yüzden yazıyorum. Benim gibi olan milyonlarca kadından biriyim belkide. Çözüm için size geldim. Belki bir yolu vardır bu işin, yada beni o yola davet edecek bir çift söz.

35 yaşındayım. 10 senelik evli, bir çocuğum var 6 yaşında. Eşimle internetten tanışarak evlendik. Fazla birbirimizi tanıyamadan, aramızdaki uçurumları idrak edemeyecek bir yaşta yanlış bir kararla evet dedik.
Ben bir narsist ile evliyim. Benim için düğün günümüzde bile yapılan sürprizin, aslında hep kendiyle alakalı olduğunu, insanların ilgisini kendi üzerine toplamak için yapıldığını zaman içerisinde farkettim. Tanıdıkça, zaman geçirdikce, olgunlaştıkça anlayabildim. Zan değil bunlar, tamamen kendi ağzından çıkan sözlerden anladım. “Ben nasıl güzel bir sürpriz yaptım, insanlar nasıl beğendi yaptığımı, sizinkilerin ağzı açık kaldı, bizimkiler hareketimi çok klas buldu” gibi sözler ve akabinde 10 yıl içinde sergilenen hareketler anlattı herşeyi. Bana hiç “sen nasıl buldun sürprizi, beğendin mi?” diye sorulmaması. Duygu ve düşüncelerimin önemsiz olmasını seneler sonra anlamam.
Saçlarımı düzlediğim için hakaret mi yemedüm, şeref yoksunu mu olmadım, kocasının sözünü dinlemeyen kadın mı ilan edilmedim. Hiç “nasılsın bugün?” sorusu sorulmadı bana. Hep giydiğim kıyafetler eleştirildi, ailem dünyanın en berbat insanları ilan edildi, arkadaşlarımın hepsi ama hepsi benim kötülüğümü istiyormuş gibi manipülatif hareketler sergilendi. Kaç kez ayrılmak istedim. Yalvardı yakardı, yoluna girer belki dedim. Çocuk kocayı düzeltir laflarına hiç kanmadım. Hep aksini savundum. Çocuk sahibi olmak istediğim için çocuk yaptım. Bu evlilikten gidemeyeceğimi de kabullenmiştim artık. Ozaman istediğimi yapacaktım. Bir çocuk. O da severdi çocukları, çok hemde ama başkasının çocuğunu sevmekle kendi çocuğunla ilgilenmek arasında dağlar kadar fark olduğunuda ne yazik ki yine bir acı tecrübe ile anlamış oldum. Çocuğunu çok seven ama bütün bakımını hep işte hem se evde durmadan çalışan bir anneye yükleyen bir baba gördüm sadece. Anlayışsız, düşüncesiz. Yalnız başıma, üstelik özel ihtiyaçlı çocuğumla gezmeye gitmelerim, tek başına sokaklarda ağlama krizlerine giren çocuğumu idare edemeyişlerim, ama sosyalleşmesinin öneminden dolayı, yavrum için zorda olsa gitmelerim. Hep tek başıma. Her yerde. Düğünde, bayramda, alışverişte, parkta, aile ortamlarında. Her yerde kocasız. Var ama yok olması.

Hiç kendimi kadın gibi hissetmedim. Çünkü hep “kadın şöyle yapar böyle olur” sözlerinin içinde hep kocasının sözünü sonsuz dinleyen, evde yemek yapan, açık giyinmeyen, ağırbaşlı olan kadınlar vardı. Bende hepsini bulmuştu sözde, ama bulduğuna da bıçak darbeleri attı sözleriyle. Ağlattı özür diledi - özür dilerkende “ama sen böyle yaptın diye ben böyle dedim” dedi. Kendimi suçladım hep. Alttan alışlarım, çırpınışlarım, hep fedakarlık yapmalarımın hiç bir değeri olmadı. Zamanında “sensiz yapamam”lar, “senle sohbet etmekten sıkılıyoruma” dönüştü. Boşanalım dedim medenice, olmaz seviyorum dedi. Kapıyı kitledi, gidemezsin dedi. Talep etmeme rağmen evde hiç bir yardımı olmayışı, olmadığı gibide en ufak şeyde “bu bardak neden burda” gibi konulardan hakaretler, küfürler savurması . Kendi ayaklarımın üzerinde durabilen, eğitimli, mantıklı bir kadını, elalemin acıdığı, “o adam bu kadını haketmiyor” tarzında söylemlerin hedef noktası olmam.
Evime misafir çağırmamın haftalar önceden bilgisini istemesi ve her seferinde gelmesin kimse sözleri. Ailemin gelemesi sorun, arkadaşlarımın gelmesi sorun. Herşey sorun. Ama hep o haklı, tek sorunu olmayan ona göre o.Bende yanında kendini değersiz hisseden, hiç bir sevgi hissetmeyen kadın.

Ben çok aşık oldum. Çok sevdim. Ama tanımadığım adamı. Çok klasik bir hikaye bu. Kafamda kurduğum bir adam vardı. Onu sevdim, eşimi sevmedim ama bunu anlamam da zaman aldı. Olgunlaştıkca, ne istediğimi, neden hoşlanmadığımı daha iyi kavradıkca.

Şimdi aslında hazırım hayata. Gerçeklerin farkında olduğum en iyi anımdayım. Ama şimdi de gidemiyorum. Başaramıyorum. Gideceğim dediğimde o gözlerindeki yaralı küçük çocuğunu görüp acıyorum. Neden? Nasıl başaracağım, neden bu kadar mutsuz olduğum bir yerde kalmakta israrcıyım?
Kendime neden bunu yapıyorum?
Yol gösterin ne olur.
kendimi gördüm sende aynıyız ve bu narsistler kendilerine bir günap keçisi seçer hep onu suçlar hayatlarından çıkmaya çalışıncada acıtasyon yaparlar
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 801 gün geçti.

gokluna

Guru
Kayıtlı Üye
13 Aralık 2009
588
342
Belli ki boşanmayı aslında istiyorsunuz ama buna cesaretiniz yok o veya bu sebepten.. Bunu ancak bir psikolog çözebilir, yani sizin içinizdeki düğümden bahsediyorum.. Burada çok şeyler söyleyebiliriz ama siz zaten bizim söyleyeceklerimizin hepsinin gayet farkında ve bilinçli bi insansınız, ama sizin ve bizim bilmediğimiz bişey var belli ki cesaretinizi kıran..O yüzden uzman yardımı almakta fayda var.

Bu arkadaşım hariç herkes sadece ahkâm kesmiş... Yaşadıklarınızı üzüntüyle okudum. Aynıları olmasa da başka sorunlar yaşıyorum evliliğimde. 9 aylık da hamileyim. Herkesin en güzel dediği zamanlar benim için öyle geçmiyor. Üstelik biz sizin gibi de değil 7-8 yılık parmakla gösterilen bir sevgililik döneminden sonra evlendik. Ben de Tülay Kök'ü izliyorum. Bana çok iyi geliyor, beni geliştiriyor. Karşıdaki insanı değiştiremeyiz, değiştirebileceğimiz tek kişi kendimiziz. Siz herşeyin farkındasınız zaten. Kendinize zaman verin... Tülay Kök ü mutlaka izleyin, o yolculuğa çıkın. Bunun sonucunda ya eşinizle başa çıkmayı öğrenirsiniz ya da ayrılıkla. Hiçbir koşulda zararlı olmazsınız yani, boşa gitmez. Herkes yazmış ki ben olsam koyarım kapı önüne, hiç çekemem, ne diye çocuk yaptın vs. Sanki siz bilmiyorsunuz bunları yapmayı/yapmamayı. Keşke insan denen varlık bu kadar basit, hayat da o kadar kolay olsa... Allah yardımcınız olsun. İnşallah hakkınızda hayırlısı olur. Siz doğru, iyi olun. Hatalı o olsun varsın. Bir çözümü bulunur...
 

Bebeğimin doğacağı muhtemel tarih : 20-11-2021

Hamileliğimin 37. haftası içindeyim.
Bebeğimi kucağıma almama 24 gün kaldı.

Bebeğiniz artık otomatik bir şekilde ışık kaynağına doğru dönüyor. Yönelme tepkisi olarak adlandırılan bu refleks bebeğinizin bulunduğu ortamın daha fazla farkına varması konusundaki pratik çalışması, egzersizdir. Kan hacmindeki artışa rağmen sağlıklı bir hamilelik sürecinde kan basıncında ölçülen çok küçük bir artış olur.

Bebeğimin yaklaşık ağırlığı : 2850 gr. - Yaklaşık boyu : 48.6 cm. (Baştan Topuğa)

Hamilelik Günlüğünü İmza alanına eklemek için tıklayın