Yinede genelleme doğru değil diye düşünüyorum zira ben evlendikten sonra sanki bir hayalden somut bir varlığa dönüşmüşüm gibi hissettim çoğu zaman .
4 kardeş arasında hep yok sayılan , kardeşlerimin arasında hep alttan alma dürtüsünün bana aşılanmış olduğu ve çocukluk , genç kızlık yaşayamamış olmanın verdiği huzursuzluğu eşimle buldum .
Yemek yiyip yemediğimi hiç bir zaman merak etmeyen , saçımı bir kere bile toplamamış örmemiş bir anne . Bir kere derslerime yardımcı olmamış bir baba , kardeş arasında sessiz olduğum için ayrım yapılan kardeştim.
Evlendim , karnını doyurdun mu diye arayan , gece üstümü örten , su içiren , saçımı tarayan eş .
Elbette yatalak bir hasta muamelesi görmek değildi bu . Ama bir değer veriliyor olgusu var insanda hissetmek istediği . Bunu hiçbir şekilde ailem ne öncemde ne sonramda hissettirmediği için evlendikten sonra bir eve sahip olmuş , bir aileye sahip olmuş düşüncesine büründü her yanım .
Çocukluğum ve genç kızlığım ergen odası diye tabir edilen 50 metre kare bir alana sığdırılıp annemin " seni kimse almaz " diye nitelendirdiği bir insandım .
Yani eminim ki hiç bir zaman düşünmemiştir niye kendini dört duvar arasından çıkarmıyor diye .
Şimdi uykudan uykuya uğruyorum odaya çünkü sevdiğim sevildiğim kendimce bir aile kurdum kendine .
Saklanma ihtiyacı dahi duymuyorum .
Ama kendinizi boşanamam diye şartlandırmayın , mutsuz bir kadınla mutsuz mutlu bir aile düşünülemez.
Allah kolaylık versin inşallah .