kızlar ilgisiz birşey ama sizinle de paylaşmak istedim, çünkü benim yüzümde sanki yaşamışım gibi bir gülümseme oluşturdu, bir gün "yapılacaklar listesi" yaparsam eğer içine mutlaka bunu da eklemek isterim doğrusu :)
Çocuktum, belki altı, belki yedi yaşında. Annem, anneannem yanımda. Bahar aylarıydı ama sıcak ki ne sıcak. Bir arabaya doluşmuş bir yerden bir yere gitmekteydik. Tatile mi çıkmıştık, yoksa akraba ya da hasta ziyaretine mi gidiyorduk? Bilemiyorum. Ayrıntılar tamamen silinmiş zihnimde. Hayal meyal hatırlıyorum. Ama işte bir sahne var ki, olanca netliğiyle duruyor hafızamda. Tıpkı dün gibi... Nanemolla bir çocuktum ben oldum olası. İçine kapanık, utangaç, hayal dünyasında yaşayan, durmadan hikâyeler anlatan... Ve her nanemolla çocuk gibi beni de sık sık araba tutardı. Dururduk mecburen. Yol kenarlarında. Olur olmadık sapaklarda. Tarlalara koşardım her seferinde. Ve işte o seyahatte ben gene böyle yüzüm sapsarı arabadan indim; koştum, koştum ve aniden durdum. Her şeyi unuttum. Midemin bulantısını, canımın sıkıntısını... Kendimi bir gelincik tarlasında buldum.
Büyükler arabada sabırla beklerken, sırtüstü uzandım yere ve gelincikler arasından baktım sonsuz gökyüzüne. İnanır mısınız bilmem ama o an gökyüzünün rengi bile farklı göründü gözüme. Pembeye çaldı sema. Pembe ki nasıl şeker. Pembe ki nasıl derin, katman katman. Adeta yerdeki gelinciklerin kızıl ışıltısıyla gökyüzü de yeni bir renk aldı. Kimseye söylemedim bu sırrı. Deli derler diye kendime sakladım. Bunca sene.
Ama olur da kendinizi bir gelincik tarlasında bulursanız bir gün, ne olur siz de bunu bir deneyin. Uzanın yere şöyle bir sırtüstü. Kapayın gözlerinizi. Bir uzun an için tutun soluğunuzu; toprağın tıp tıp atan nabzını dinleyin. Rüzgârın uğultusunu. Yabani otların hışırtısını. Uzaklardan gelen araba ya da insan sesleri incelerek ulaşsın kulaklarınıza. Medeniyetin dışına çıkın bir an. Tüm bu koşturmacanın, hayhuyun ve bitimsiz telaşın ötesine. Sonra aniden açıverin gözlerinizi. Ve bakın semaya. Bakın bulutların pembeleşen rengine. Gelinciklerin boyadığı gökkubeye..."
Yazı çok güzeldi... Elif Şafak'ın yazılarını seviyorum zaten... Pembe bulutları kucağımızda bebeğimizle görebiliriz sanırım....
hoşgeldin betişiiim nasılsın? baya geç yatmışsın, oruçlu musun, Allah kabul etsin.
öz'ü anlıyorum ben aslında. yaşadığı kayıplardan sonra herşey için çok titizleniyor haklı olarak ama işte bana da hep söylerlerdi, bu işte strese yer yok, hep pozitif olmak lazım diye. ben her an pozitif olamadım ama bu defa olmaya çalışacağım, öz de, hepimiz de biraz daha sakin olmalıyız.
hoşbulduk canım evet oruçluyum Allah kabul etsin....
Evet ben de Özü çok iyi anlıyorum çünkü ben de zamanında aynı şeyi çok yaptım ama çok zararını gördüm benim yaptığım hatayı onun yapmasını istemiyorum ben de bu kez rahat olacağım diyorum ne kadar başarılı olurum bilmiyorum bu stresi yenmenn kolay bir yolu yok mu ki!
asu, kotyo hoşgeldiniz şekerler :)
ya kizlar ayip olcak ama birsey sorcam sizlere,ben dünden belli isalim ve arada bi cikariyorum doktorum izinde birazdan merkezi ariycam sizce kötü birsey ola bilirmi???
Bebeklerimi sürekli his ediyorum yani tekmeler devam...
bilmem inanırmısın sizi okudukça bir anca tedaviye başlamistiyorum o kadan heyecanlandımki....
Canım valla hiç bilemiyorum bu durumu ama inşallah kötü bir şey değildir.. ihmal etmemek lazım bence hemen ara önemli birşey değilse bile için rahat etsin
aradim canim simdi üsütmüs ola bilirsin dediler bebekleri his etdin sürece birsey olmaz dedi sagolsun beni rahatlatdi zaten öglenden sonra doktora gitcem,ozamanda bakar bi...
Aman dikkat et kendine 3 can taşıyorsun sen....
yerim ben o iki cani ya galiba üsütdüm canimondan oldum böyle...
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?